Seçimler yaklaşıyor.
Türkiye gerildikçe geriliyor.
Kolay değil, Ak Parti kesintisiz 12 yıldır iktidar.
Türkiye 12 yıldır Tayyip Beyin yönetiminde...
Bu zaman zarfında Türkiye'de neler olmuş, bir özet yaparsak;
Hastanelerde hasta muayeneleri
Seçimler yaklaşıyor.
Türkiye gerildikçe geriliyor.
Kolay değil, Ak Parti kesintisiz 12 yıldır iktidar.
Türkiye 12 yıldır Tayyip Beyin yönetiminde...
Bu zaman zarfında Türkiye'de neler olmuş, bir özet yaparsak;
Hastanelerde hasta muayeneleri kolaylaşmıştır.
İlaç temininde formaliteler kaldırılmıştır.
Ülkenin karayolu ağı oldukça genişlemiştir.
İstanbul'a 3. köprüsü ve denizin altından tüp geçit gerçekleşirken, uzayda uydularımızın sayısı bu dönemde 4'e çıkmıştır.
Tüm kanallar iktidarı desteklese de TRT'nin kanalları arttıkça artmış, hitap ettiği coğrafya hayli genişlemiştir.
Karadeniz'de karası dahi gelmese de, mavi tren ve hızlı trenle tanışmıştır Türkiye...
Askeri vesayet bitmiş. Bıktırsa da siyasi otorite varlığını her alanda hissettirmiştir.
Şehirlerin kanseri sayılan varoşlara TOKİ marifetiyle çekidüzen verilmiştir.
Ve daha pek çok hizmetler...
Peki bu arada olumsuz hiç bir şey yok mu?
Var elbet.
İşte Başbakan; bürokratları, halkı, muhalefeti, hak arayan kitleleri aşağılayan malum ifadeleri...
Ulusalcı, yazar çizer ve aydınları tehlikeli görülerek kodese tıktırması.
Nice tiyatro salonlarının kapatılması, devlet yardımlarının kesilmesi.
Sanatın ve sanatçının aşağılanması. Sanata "ucube" gözüyle bakılması. Hatta şurasına burasına tükürülmesi...
Sevgi dilinin kullanılmaması, iktidar olmanın hoşgörüsünün bulunmaması. Öfkenin "hitabet Sanatı"ndan sayılması.
Kendisini desteklemeyenlere, "ya taraf olursunuz ya bertaraf olursunuz" diyerek korku salmasıyla demokrasiyi ölümcül yaralaması...
Bu günlerde ülkeye büyük zarar veren Cemaatle onca zamandır sıkı fıkı olup, sır kardeşliğinde bulunması.
Dış ilişkilerinde aşırı agresif politikalar izlemesi neticesinde ülkenin yalnızlaştırılması.
Biz "yaratılanı severiz yaratandan ötürü" derken, buna rağmen azarlayan konuşmalarını eksik etmemesi.
Demokratik ülkelerde halkın ve gençliğin tepkileri normal karşılanırken, ülkemizde benzer arayışlar aşırı kuvvet marifetiyle, tuz buz edilerek asker devletten, polis devlete geçiş görüntüsü verilmiş olması Ak Partinin eksilerindendir.
Muhalefetin durumunu da değerlendirmeye tabi tutarsak,
Sadece yanlışların ifadesi yeterli değil, sorunlara ait çözümlerin de halka inandırıcı bir şekilde aktarılması gerekirdi.
Oysa bu konuda muhalefetin akılda kalan bir söylemi yok gibidir.
Muhalefet ülke yönetimi, demokrasi, dış ilişkiler gibi konularda görüş ve önerilerini anlatmak yerine, sürekli olarak iktidarın yanışlarının halka anlatılması halkın duymak istedikleri şifalı sözler olmamaktadır. Haliyle bu çabalar sandığa oy olarak yansımayacaktır. Yansıyanlar da iktidar olmak için yeterli olmayacaktır.
Öte yandan ne yazık ki baskılar nedeniyle muhalefet görevini yapacak sanatçılar, aydınlar ve neredeyse hiç bir kurum kalmamıştır.
Muhalefet halinden memnun, "halk bize muhalefet görevi vermiştir" deyip yan gelip yatmış, sorumluluğu gençlere ve medyaya atmıştır.
Medya ise, baskıların etkisiyle cüzdan ve vicdan arasında "sin külahın görülmesin" durumundadır.
Sonuç olarak, Başbakan 12 yılın ardından hala, "seçimlerde birinci parti olamazsam ben siyaseti bırakıyorum" diyebilirken, aynı çıkışı muhalefet liderlerinden duyamıyoruz. Çünkü muhalefetin kendilerine güvenleri yok. E, sizin kendinize güveniniz yok ise, halk size neden güvensin?