Valla yakında bu başlığı da yasaklayacaklar, onun için net yazdım: 15 Temmuz benim açımdan kısmen tiyatro, kısmen kontrollü darbedir. Nokta…
Gidin bakın TBMM de muhalefet partileri tarafından verilen “15 Temmuz darbe girişimi ve özellikle örgütün ‘siyasi ayağının’ araştırılması” için verilen önergelere. Kim reddetmiş bu önergeleri? İktidar partisi AKP ve onun destekçisi MHP oylarıyla tümü reddedilmiş…
Arkadaş bana kimse maval okumasın, bu hain Fetö’nün her yere girmesine kim destek verdi? Bakınca bu darbeden en fazla yararı kim sağladı? Tüm gücü kim elinde topladı? Kim başkanlık sistemini bu sayede getirdi? Kim?

Adına şarkılar söyleyenler, şiirler yazanlar, özlem mesajları yazanlar nerede şimdi? Bunlara zerre bir şey oldu mu? Hiçbir şey olmadı…
Gerçi ben tiyatro demiyorum, tiyatrodan sonraki gün de diyebiliriz. Gülmeyin…
Bak buradan yazıyorum, tarihe not diye burada kalsın. İlerde torunlarıma okutacağım: Bundan 15-20 yıl sonra 15 Temmuz adını bile kimse kullanmayacak, köprülerin, yolların, meydanların adları nasıl değişecek bekle ve gör arkadaşım. Bu burada kayıtlı kalsın…
O 251 vefat eden vatandaşlarımıza Allah gani gani rahmet eylesin diyorum, hepsini elbette altın harflerle anacağız ama arkadaş içim yanıyor, içim…
Zamanında biz Fetö’ye Fetö derken bizi kınayan siyasilere asla hiçbir şey olmadı. Açın bakın benim o dönemlerde yazdığım yazılara, bugün ne yazıyorsam o günde aynısını yazıyordum. Fetö haininin ne olduğunu o zamanda yazıyordum ve onlarca küfür alıyordum. Benim o dönem ki yazılarıma gazeteye aracı gönderip beni uyarmalarına asla kulak asmadım. TAKA Gazetemiz önüne gönderdikleri, aracı gazeteci kılıklı şahıs ile görüşmeyi reddettim, yine bu köşeden aynı hızla yazılarıma devam ettim. Onların tüm pisliğini bu kalem “Galaylı Gazan” köşesinde okuyucusuna aktardı.
Biz dik dururken ona methiler yapanlar iktidar partisinin içinde politika yapıyordu. Bir tanesine bir şey oldu mu? Başlarına en ufak bir şey gelmediği gibi Fetö’ya övgü düzenler milletvekili, bakan oldu, meclis başkanı oldu arkadaş!
Ölenler ise asker, polis, bakkal, kasap gibi sıradan vatandaşlar…
Bana 15 Temmuz’un tiyatro olmadığını dedirtmek için Fethullah’ı yere göğe sığdıramayanların yargılanması gerekiyor. Böyle devam ederse, diyorum ki;
15 Temmuz destanı imiş, hadi oradan.
Tiyatro bile az size, Yüzyılın Komedyası’sınız…
ARAŞTIRILSIN AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİLERİ…
Ben sadece Haluk Levent için demiyorum, istisnasız tüm vakıf ve dernekler, bağımsız denetimden geçmeli diyorum ve bağış/yardım toplama konuları da yeniden gözden geçirilmeli.
LÖSEV’den Darüşşafaka’ya, TÜGVA’dan hayvan derneklerine, ÇYDD’den ADD’ye bağış yapılan her dernek için adil ve açık bir denetim mekanizması kurulmalı aziz vatanda.
Sokakta Filistin için para topluyor arkadaş, nereye gidiyor bu paralar? Sosyal medyadan yazıyor; “bir muhtaç vatandaş için para topluyoruz”. Sen kimsin arkadaş? Senin vasfın ne? Millet sana niye para göndersin?
Diyeceksiniz ki, Deniz Fenerleri’ne ne oldu? Kimse Yok mu, dediler ne oldu? Kızılay’lar falan ne oldu? Hepsi aklandı bu yasalarla, pürü pak oldular. Yiyenin yanına kar kaldı her dönem. Olmamalı…
Haluk Levent’e gelirsek, kendisi için “yapmaz, etmez” diyemem. Kimseyi tanımıyoruz sonuçta, belki hakkındaki iddialar doğru, belki yanlış bilmiyoruz.
Lakin kafama takılan başka sorular var. Mesela bu kadar büyük meblağlar nasıl devletin denetleme mekanizmasına takılmadı? Sıradan bir esnaf, sıradan bir kuyumcu bile incelemeden takılırken, hatta en ufak bir para trafiği dahi sıkı denetime takılırken bu arkadaşın bu kadar büyük para trafiği nasıl oldu da denetlemeye takılmadı? Ayrıca Haluk Levent de bu kadar kontrolsüzce davranacak kadar salak mı, onu da anlayamadım…

Bir de niye bu adam defalarca çıkıp “her şeyimiz didik didik inceleniyor, hesaplarımız tertemiz” dediğinde niye devlet müdahale etmedi? Devlet tarafından bir açıklama gelmeyince dolayısı ile insanlarda “demek ki doğru söylüyor” diye düşünüp yardımlarına devam etti. Neden yani, devlet neden buna bu kadar izin verdi? Ya da bu derneği yıllardır denetleyenler ve bir sorun bulamayan merciler ne olacaklar, onlarında suçu yok mu?
Kime inanacağımızın terazisini kaybettik arkadaş.
Bir tarafta muhafazakârların deniz feneri,
Bir tarafta devletin Kızılay’ı,
Bir tarafta muhaliflerin ahbap çavuşları…
Haram zıkkım olsun.
ARINDINIZ MI? RAHATLADINIZ MI?
Köşe yazımı kaleme alırken, son MYK toplantısında aldı kararlarla CHP’de Afyon, Giresun, Trabzon, Yozgat, Burdur, Aydın ve Tekirdağ İl Başkanlarını da ekleyip, sayı 43 oldu, görevden almışlar.
Arındınız mı?
Son görevden alınan teşkilatlardan Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak kesin ihraç istemi ile Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş.
Rahatladınız mı?

Daha Trabzon için İl Başkanı ataması yapılmadı ama görünen şu ki, hiç kolay olmayacak.
Ne oturan için, ne de koltuğu devreden için…
Gerçi her ikisinin de Genel Merkez için bir değeri yok, boş olsa ne olur dolu olsa ne?
CHP’yi bu durumlara düşürenlere yazıklar olsun…
SÜMELA AYİNİ FETÖ İŞİ İMİŞ…
Öyle demiş Trabzon konuşmasında, Cihat Yaycı abi.
Pek revaçta bu “Fetömetre mucidi” abi Trabzon’da, getirip konuşturuyorlar devamlı. 15 Temmuz için KTÜ tarafından getirilmiş yine “İrade Bizim, Zafer Bizim!” konulu konferans vermiş. Kur’anı Kerim tilaveti ardından kürsüye çıkan şövalye yüzüklü Cihat Paşa “15 Temmuz tarihin altın sayfalarından biridir” demiş ve eklemiş "Trabzon'da bulunmak çok önemli bir şey. Bu fitne fesat yuvası FETÖ, din esaslı gibi görünen ama aslı Papa’nın dinler arası diyalog heyetinin bir üyesi olan bir yapıdır. Fener Rum Kilisesi'nin ekümenikliği ve Ruhban Okulu'nun açılması konusunda kampanya başlatan da FETÖ'dür.

Burada ilk girişimleri, Fener Rum Kilisesi'nin Sümela Manastırı'nda ayin vermesinin ilk açılışı da dinler arası diyalogla 2010 yılında burada yapılmıştır. Ve Trabzon halkının, Karadeniz halkının, vatandaşlarımızın soyundan sopundan şüphe edilmesi sağlanmak istenmiştir. Neden? Çünkü Trabzon, Karadeniz Türk'ün ata yurdudur. Türklüğün vücut bulduğu yerdir."
Gülmeyin, bunları demiş şövalye yüzüklü Paşa pek bir alkış da almış salondan. Ruhban Okulu çok taze mesela, ABD ricada bulundu şimdi kim açıyor bu okulu acaba Cihat abi? Ayrıca Sümela Manastırın da ayin Fetö işi imiş, kim verdi ki bunun iznini yıllardır yapılıyor Sümela’daki ayin. Gerçi alkış alıyorsun bunları söylerken ama mesela bir de hain Fetö’nün uydurması “Kutlu Doğum Haftası” vardı, ondan da bahset istersen diyorum. Kimler kutluyordu, kimler ona övgüler düzüp “dön artık, bitsin bu hasret” diyordu Cihat abi?
Korkma konuş, konuş da anlayalım.
Yunan bayrağının Bavyera’dan araklandığını bilen şövalye yüzüklü Paşa, elbette bu gerçekleri de iyi bilir.
Öyle değil mi Mavi Vatan mucidi Cihat abi?
YERSEN…
Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama ben Gökhan Günaydın’ı yıllardır izler, beğenirim. Onun Osman Gökçek’e “Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan gelir sana ahlak dersi vermeye kalkar” diye bir ayarı vardır TBMM’de beni benden almıştır. Helal valla…
Geçenlerde TBMM de yine bir konuşmasına rastladım, 15 Temmuz’u anlatıyor. Buyurun bakın yanlış var mı? “Bir 15 Temmuz anlatayım size…” diyor konuşmasına başlarken Gökhan Günaydın;

“Saat 11.30’da Kara Havacılık okulundan bir Binbaşı MİT’e geliyor. Hakan Fidan ile görüşüyor ve “Bu gece darbe yapılacak ve seni alacaklar” diyor.
Hakan Fidan 14.30’da Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’a gidiyor. “Bana böyle bir istihbarat geldi. Akşam ‘darbe’ yapılacakmış, deniliyor…” diyor.
Saat 16.30’da Kara Kuvvetleri Komutanını Kara Havacılık Okulu’na gönderiyorlar. “Git bak bakalım orada bir hazırlık var mıymış” diyorlar. Oraya gidiyor Orgeneral, Kara Havacılık Okulu’nda hazırlığın tamamını görüyor. Sonra akşam yemeğinde MİT Müsteşarı Diyanet Başkanı ile beraber yemek yiyor. Hava Kuvvetleri Komutanlarının tamamı İstanbul’da bir düğünde…
Ve Erdoğan gece yarısı darbeyi eniştesinden duyuyor.
Ayıptır ayıp…
Sonra Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Fetöcü oluyor, o Genelkurmay Başkanı ve MİT Başkanı o komisyona ifade vermeye gelmiyor. Sonra o ifadeler de o raporda bir türlü yayınlanmıyor. Boyacının, sıvacının ByLock’u var ama bir tane bakanın milletvekilinin ByLock’u yok! Boyacı, sıvacı terörist ama bunun bir tane siyasi ayağı yok! YERSEN…”
Valla ben yemiyorum, sizi bilmem…
NATO LİDERLERİNE HEDİYE TABANCA…
Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO toplantısına katılan liderlere bizim Reis tabanca hediye etmiş!
Gerçi benim tertip Asım Efendi tabanca yanında kalem de verdi demiş ve işi biraz yumuşatmış ama abi resmen NATO liderleri hediyeyi görünce yerlerde yuvarlanmışlar sevinçten. Yok, Reis valla olmadı, ver bir Çorum leblebisi ne bileyim Afyon kaymağı, Erzincan üzümü ver anlarım da tabanca ne abi? Yanında yedek tek mermi de koymuş…
Bazı liderler, ülkelerine silah sokma konusunda yasalara takıldığı için silahlar gitmiş o devletin hazinesine. (Bizde bu olabilir mi mesela? Reis’e silah verdi Uganda lideri, Reis de İstanbul’a girerken gümrüğe takıldı! Olur, mu mesela?)

NATO liderleri pek şaşırmış, savaş zirvesine geliyorsun akıllım, güvercin mi bekliyordun?
Yanında da tek mermi koymuşlar, odadan çık ve kafana sık mı dediler acaba, bizimkiler?
Yani bir halı ver, bir seramik hediye et, cam işi, bakır işi, hat sanatı gibi ülke tanıtımına katkın olsun ama getir liderlere silah hediye et!
Hatta Futbol Federasyonu Başkanı bizim İbo gibi villa ver anlarım. Ama tabancayı pek anlamadım Reis. Seçim kaybettiklerinde Rus ruleti oynasınlar diye Revolver hediye et…
Savunması da gelmiş benim tertibe düşmüş, tabanca savaşın simgesi imiş, kalem ise barışın simgesi. He Asım Efendi hee…
Diplomatik mesajmış, sende bağır dur “Filistin’e özgürlük”…
Yarın ABD ziyaretinde füzeyi hediye alırsan görürsün hediyeyi…
CEZAYI ÖDEYECEĞİZ…
Irak’dan ucuz petrol almışız geçmiş dönemlerde, mahkeme kitlemiş bize 49 Milyar 241 milyon 195 bin 250 Türk Lirası, ödeyeceğiz 85 milyon hep beraber.
Sırf bu olay duyulmasın diye Haluk Levent olayını mı öne sürdüler diye de bir his var içimde. Klasik cambaza bak oyunu.
Harbiden, kulağının üstüne yattı devlet çıtı çıkmıyor.

Irak’a ödeyeceğiz. Türkiye, Irak-Türkiye ham petrol boru hattındaki usulsüzlükler nedeniyle aleyhine verilen 1 Milyar 471 milyon dolarlık tahkim cezasının iptali için Paris’te Uluslararası tahkim mahkemesine açtığı davayı kaybetti arkadaşlar.
Pamuk eller cebe 85 milyon…
Ben hesapladım, kelle başı 15-20 dolar düşüyor arkadaşlar. Ayrıca benim payıma düşen bu ödemeyi yapmamda kimlerin suçu ve sorumluluğu varsa onlara haram zehir zıkkım olsun.
Âmin…