Montaj kelimesi hayli eskidir siyasi tarihimizde. Rahmetli Erbakan siyasi rakiplerinin iddialarına, "bunlar kuli kuli dansı" diyordu. İstemediği bir iktidarı desteklediğinde ise, "kerhen" diyordu. Hatta bir kereye mahsus olarak partisinin bir

Montaj kelimesi hayli eskidir siyasi tarihimizde. Rahmetli Erbakan siyasi rakiplerinin iddialarına, "bunlar kuli kuli dansı" diyordu. İstemediği bir iktidarı desteklediğinde ise, "kerhen" diyordu. Hatta bir kereye mahsus olarak partisinin bir gurup konuşmasında, "kanlı mı kansız mı olacak" bile demişti. Evet Erbakan bazı bilgi ve belgelerle eleştirildiğinde "montaj" bunlar diyordu. Türkiye'deki sanayi için de haklı olarak "montaj sanayi" diyerek yerinde bir eleştiri yapıyordu...   Erbakan Hoca, "okulun arka bahçesinden kaçan" dediği o öğrencisi de bu günlerde sık sık  montaj diyor... Montaj  anlam olarak; kurgu, ya da sökülmüş bir makinenin yeniden bir araya getirilmesidir.Bizim Yahya ile konuşuyoruz. Saygılı bir adam ve müthiş partilidir. O da Başbakanın dediği gibi: Başbakanın oğluyla olan konuşmaları için, "Tertiptir, Düzmecedir. Montajdır," diyor. Ben de evet; "tertip olabilir" diyorum ve buraya kadar onunla anlaşıyoruz. Lakin tertip olmayabilir de; dediğimde... O yine tertiptir, montajdır dedikçe fikri yollarımız ayrılıyor. Onun bu fikri patinajına cevabı ise, yazılamayan Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, attığı twitter'de  veriyor: "Bunlar doğru dahi olsa kimse inanmaz." Son birkaç aydır ülkede yaşananlar herkesi şok etmektedir. Eski dostlar acayip düşman olmuş, birbirlerini yok etmek üzere adeta savaşıyorlar... Evet, yıllardır iktidara karşı susan o ağlayan adam; patlattıkça patlatıyor sansasyonları... Kutular dolusu  milyon dolarlar... Yatak odasında para sayma makineleri. Ardından Bakan Çocukları ve bazı iktidardan hatırlı kişiler kodese tıkılıyor... Ardından savcılara haritadan yer beğen deniliyor... Ardından Sıra polis müdürlerine, polislere geliyor.. Ardından valilere... Ardından istifa eden ve azıl ettirilen bakanlar... Ardından "pardon" dese de Hemşerimiz Bayraktar'ın, muhalefetin dahi takdirini  kazanan o malum çıkışı ve borsanın inişi... Dedim ya her taraf toz duman... Halbuki  bu dönem ustalık dönemiydi. Tecrübe dönemiydi. Ve siyasetteki son dönemiydi onun. Son olarak, oğluyla ilgili para mevzulu ses kasetleri yayınlanıyor... Yatırımlar konuşulmuyor. Şiir sanat edebiyat hatta futbol bile konuşulmuyor artık. Bu arada TÜBİTAK' DAN 4 bilim adamı kışkışlanıyor. Görevlerinden gönderilen Hakim, savcı ve polisler ve "görmedim" diyen imam gibi... Sanırım o malum ses kasetlerini inceleyecek yeni bir ekip kuruluyor. Bu arada Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı bombayı patlatıyor. "kaseti görür görmez montaj olduğunu hissettim..." Sanki bilimden sorumlu Bakan değil de medyum mübarek... Ne diyeyim, "helal olsun size, helal olsun!"