Konu,
Sağlık.
Sorun,
82 yaşındaki hastanın eşi için doktordan yazmasını istemiş olduğu ilaçlar...
Sonuç:
O yaşlı Yusuf Topal,
Polisin kendisine sert müdahalesi sonucu kalp krizi geçirip öldü.
Söz konusu polis çağıran doktor görevden el çektirildi.
"Asıl biz mağdur olduk" diyen polisler görevden uzaklaştırıldı.
İşte durum bu.

Evet,
Olay bir kaç gün önce oldu.
*
Düşünüyorum da bu olay aynen bu haliyle İsrail'de olsaydı.
İsrailli doktor,
82 yaşındaki Filistinli hastanın eşine,
Raporu olduğu halde ilaç yazmasaydı.
*
Raporu gösterip ilacı almak isteyen hastayı,
Makamından kovup polis çağırsaydı.
Bunun üzerine o polisler,
O ihtiyarı ters kelepçeyle polis arabasına patates çuvalı gibi fırlatsalardı.
Vicdan sahibi herkes gibi kesinlikle öfkeden deliye dönerdik.
"Bu kadarı da fazla artık!" derdik.
Ama bunu Yahudiler değil,
Bizimkiler yaptı.
İşte asıl acı veren taraf da bu .
*
Şimdi olan oldu...
Ey doktor mutlu musun?
Yaptığını beğendin mi?
*
Ey o polis efendiler.
Bu sizin yaptığınızı babanıza yapsalardı ne yapardınız?
Şimdi görevini(!) layığı veçhile yapmanın onurunu mu taşımaktasınız?
Ya da dediğiniz gibi,
O 82 yaşındaki Yusuf Amca sizleri,
Mağdur mu etti.
Yazıklar olsun!
CAVİT ŞENTÜRK
Acıları henüz çok taze.
Dile kolay en büyük eseri " uçan topuklu" horoncusunu,
Şenol'unu,
Oğlunu kaybetti...

Şen değil gönlü artık şen değil...
Acılara direniyor,
Yaşıyor gamlı yaslı hallerde...
*
Evet,
Cavit Şentürk hemşerimiz.
Akçaabatlı.
Horonu dünyaya sevdiren muhteşem adam.
Ve acısı taze.

Merhum uçan topuklu Şenol'umuzun babası.
Gazetemizde ani ölümüyle çıkan haber,
Haberde geçen ifadeler,
Ve kullanılan görsellerle ilgili teşekkür için gelmiş şair kardeşi Sabahattin Şentürk ile.
*
Ne diyelim,
Allah başka acılar vermesin.
Hele de evlat acısı hiç vermesin.
Dayanması zor oluyor...
*
Cavit Şentürk,
"Bilinmiyorum.
Bilinmeden yaşıyorum.
Nedenine şaşıyorum.
*
Oysa Maçkalı,
Trabzon'umuzun gururu Türkiye'nin starı Volkan kardeşim,
Akçaabat'ta haykırıyor,
"Hala Cavit Şentürk'ün heykeli dikilmedi mi?"
*
Ama onlar,
Yani bizimkiler,
Bilmezler Cavit'i,
"Cavit kim?" derler.
"Görüyorum ki,
Şahsımıza olan ilgi yetersiz.
Hakkımızda bilgi yetersiz.
Ama biz yine de seviyoruz bu diyarı,
Çıkarsız ve umarsız seviyoruz..."
İşte böyle diyor usta...
ÖKSÜZ'DEN KENAN İSKENDER
Renkli bir simaydı.
Klas bir Trabzonluydu.
Sporcuydu.
Spor adamıydı.
Trabzonspor Asbaşkanlığı yaptı.
Futbolcu transferlerinde,
Eli sıkıydı,
Pazarlıkçıydı.
O Trabzonspor'un menfaatlerini ,
Kendi menfaatlerinden üstün tutmasıyla tanınır.
Sağlıklı olmanın yolunun spordan geçtiğini bilir ve bunu harfiyen uygulardı.

Canlı giysiler giymesi,
Onun ne denli güzel bir ruh haline sahip olduğunun göstergesiydi.
Kırmızılar...
Sarılar...
Yeşiller...
Morlar...
Onun tercih ettiği renklerdi.
Silik soluk renkler ona göre değildi ve asla tercih etmezdi.
*
İyi bir aile reisiydi.
Ama eşi Behice Hanım evin asıl reisiydi.
*
Girişimciydi Kenan İskender.
İleri görüşlü,
Feraset sahibi bir yatırımcıydı.
Ama o her zaman her yerde parayı değil,
Sporu,
Futbolu konuşmayı seviyordu...
*
Evet, Kenan İskender'i anlatmak;
Hele bir kaç satırla onu ifade etmek imkansızdır.
Ama daha fazlasını ünlü gazeteci İhsan Öksüz,
"Dünya'dan KENAN İSKENDER geçti" kitabında anlatmaktadır.
Ben bir solukta okudum.
Eline sağlık İhsan Öksüz.
YARIM İLE YAMALAK
Son yıllarda bölge insanımızın sinema merakı tavan yapmış vaziyette.
Peş peşe çekilen film ve diziler.
Art arda ünlenen oyuncular...
Yapımcılar...
Yönetmenler...

Görüyoruz ki,
Bu toprağın insanları sanatı seven insanlardır.
Neredeyse şair doğar insanımız.
Ressam olur.
Horon,
Kemençe,
Dulum...
*
Evet,
Sevgili İsmet Eraydın'ın Tepenin Uşaklarından tanıdığımız,
Ardından Emicem Hospital Tiyatro Grubundan,
Sonra Grup Bilmem Ne?
Sonra,
Kalp Krizi değil,
Gülme krizi.
Sonra,
200 civarında turneler...
Alkışlar...
*
Evet böyle anlatıyorlar kendilerini,
Yarım ile Yamalak Filmi Öncesinde
Filmin Başrol oyuncuları Selahattin Çakır ve Adem Eraydın.
*
"Yarım ile yamalak,
Film içinde film.
Yarım ile yamalak.
İki zıt karakterin muhteşem buluşması,
Üçkağıtçının önde gideniyle ilkeli dürüst bir dostun muhteşem hikayesi.
Yani kahkaha tufanı bir film sözü veriyoruz.
Filmimizde aşk bile az değil.
Hatta özli sözümüzü bile ürettuk.
"Nefes alsun yeter!"
*
Yarım ile Yamalak filminin,
Senaryo,
Yöneten ve müzikler sınırsız yetenek sahibi Kubilay Yılmaz tarafından yapılmıştır.
Selahattin Çakır ve Adem Eraydın diyorki,
"17 Ağustosta sinemaya gelin ve keyiflenin!"
*
Ben de bir sanat sevdalısı olarak,
Bu filmde emeği geçen her kademedeki sanat emekçilerini kutluyor,
17 Ağustosu heyecanla bekliyorum...
FIKRA
Coğrafya dersinde öğretmen sordu:
İstanbul'dan gemiye bindiniz,
Antalya'ya gidiyorsunuz.
Hangi kıyı şehirlerinden geçersiniz?
Dursun da saymaya başladı:
İstanbul,
Tekirdağ,
Çanakkale,
Ayvaluk,
İzmir...
İzmir...
Dursun İzmir'den ötesini bilmediği için sustu.
Öğretmen haliyle sorar:
Evet, çocuğum niye sustun?
Arkadan Temel atılır.
Gemi,
İzmir'de batti öğretmenum.