Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim politikalarını yeniden kurgulamak amacıyla öğretmenlerin genel durumunu öğrenmek adına, öğretmen performans sistemini başlatmış bulunuyor. Şimdilik pilot bölgelerde uygulanacak olan bu sistemin pedagojik bir anlamı yoktur. Çünkü sistemin en temel unsuru öğretmendir, doğru. Ama öğretmenin performansını artıracak olan eğitim yöneticileri olduğunu unutuyoruz. Okulu yöneten yöneticilerin, öğretmen performansına doğrudan etki ettiğini biliyoruz. Öğretmenin motivasyonunu yükselten de okul yöneticisi, yerlerde süründüren de o. Ama önce bu performansı kim nasıl ölçecek? Diyelim ki öğretmenin performansı düşük çıktı. Ne olacak?
Eğitimin kalitesinin öğretmenin kalitesi ile doğrudan ilgili olduğu bir gerçektir. Ama aynı zamanda okul müdürlerinin kalitesi de, eğitimin kalitesini belirler. Bilimsel bir eğitim yöneticiliği sisteminin kurulamadığı bir düzende, öğretmen performansını ölçmeye kalkmak hiç de akıl işi değildir. Kaliteyi yakalamak için önce “iyi yönetici” yetiştirip, yöneticiliği “meslek” haline getirmek zorunluluğu vardır. Yönetici kendini o makamda “geçici” görüyorsa, bu yöneticinin yöneticiliği günübirlik bir yöneticilik olacak ve günü kurtarmak için çalışacaktır. Böyle bir yöneticinin, öğretmenin performansını artırmada herhangi bir katkısının olamayacağı da açıktır. Öğretmenin performansı okul yönetiminin kalitesine paralel olarak ortaya çıkacağını kimse inkâr edemez.
Performansı düşük çıkan bir öğretmene ne yapacaksınız? Bu soru daha kritik bir soru olarak ortada durmaktadır. 657 sayılı devlet memurları kanununa göre memurun işten el çektirilmesi neredeyse imkânsızdır. “Sicil amiri” sicil dolduramıyor, performans değerlendirme formu doldursa ne olur? Bu uygulama ölü doğmuş bir uygulama olarak eğitim tarihimize geçecektir. Eğitim tarihimizde buna benzer çok kısa süreli uygulamaların olduğunu bilmeyenimiz var mı?
Eğitimde kaliteyi yükseltmek için öğretmen kalitesinin yükseltilmesi gerekir. Siz buna ilişkin hiçbir şey yapmadan, sadece yapılanı ölçmeye çalışarak performansı artırmaya çalışıyorsunuz; bundan kalite çıkmaz! Bünyesi zayıf bir çocuğunuza özel bir diyet uygulamadan her gün onun kilosunu çok hassas bir şekilde ölçüyorsanız, bu çocuğunuzun kilosu hiçbir şekilde istenen düzeye gelemeyecektir. Öğretmen performansı uygulaması buna benziyor.
Öğretmen kalitesini artırmak için, hizmetiçi uygulamalarının aktif hale getirilmesi ve öğretmenlerin eğitim alanında yüksek lisans ve doktora yapmalarının önünün açılması daha doğru ve etkili uygulamalar olarak görülmektedir. Hizmetiçi eğitimlerin “formaliteler” olmaktan çıkarılıp, daha “pedagojik” uygulamalar formatına büründürülmesi, daha akılcı ve bilimsel yol olarak değerlendirilmektedir.
Öğretmen performansı ne öğretmene ne de sisteme bir katkı sağlayabilir. Ancak öğretmenin düşük olan motivasyonunu daha da düşürebilir. Bu da öğretmenlerin idealizmine bir darbe daha indirmek anlamına gelir. Öğretmenleri değerlendirecek olan okul müdürleri olmalıdır. Okul müdürleri de bir meslek adamı olarak seçilip görevlendirilmelidir ki, öğretmenleri değerlendirebilecek bilgi ve beceriye sahip olsunlar. Bu haliyle öğretmenlerin kalitesini artırmaya herhangi bir katkı yapacağını sanmıyorum. Hangi eğitim araştırması yapıldı da böyle bir değerlendirme sistemine karar verildi? Bu soru da eğitimde bilimsel verilere ne kadar değer verdiğimizin cevabını barındırmaktadır. Bilimsel verilerin olmadığı uygulamalarda “Ben yaptım, oldu.” anlayışı var ki, bu anlayış eğitimi hiçbir şekilde ileriye götüremez!...
Çok Okunanlar
Trabzonspor Batagov Sonrasını Planladı: Alternatif Kocaelispor’dan
Samsunspor karşısında Andre Onana, ofsayttan gelen golde yaptığı hatayla yeniden eleştirilerin odağına oturdu
Arda Güler’e İspanya’da Sert Eleştiri: “Burası Türkiye Değil, Real Madrid”
Nwaiwu–Batagov Duvarı Kuruldu: Trabzonspor Savunması Güvence Altında
Rizespor’dan Transferin Son Gününde Büyük Hamle: Pierrot Resmen Yeşil-Mavili
Alanyaspor Başkanı Hasan Çavuşoğlu, Ümit Akdağ Üzerinden Fatih Tekke'ye Gönderme Mi Yaptı