Geçen hafta yenilgiyi asla kabul etmeyen Sayın Sümer epey zamandır kavga verdiği kötü hastalığa maalesef yenik düştü.

Böylelikle Türk futbolu bir bilge adamını kaybederken Trabzonspor’da bir efsanesinden yoksun kalıyordu.

Kendisi futbol adına yaptıkları ve de yetiştirdiği sporcu ve teknik adamlarla yaşayacak olması başta ailesi ve biz Özkan Sümer’i sevenler olarak en büyük tesellimiz olacaktır.

Özkan Sümer’i tanıyan herkes onun futbolculuğunu, teknik adamlığını çok iyi bilir.

Ta ki 31 Aralık 2000’de genel kuruldan yönetim kurulu başkanı seçilinceye kadar.

O günden sonra Asbaşkanı olarak iki yıl sürdürdüğümüz yönetimde Sayın Sümer’in her gün yeni özelliklerini keşfettik.

Herkesin Özkan hocanın başkanlığında ‘bu yönetim iki ay gitmez’ kanaati onun sert ve despot kişiliğinden kaynaklı olduğu içindi.

İlk sürpriz birinci toplantımızda onun demokrat kişiliği ile tanıştık.

Yönetim kurulu üyelerinin her birinden futbolu çok iyi bilmiş olmasına rağmen herkesin fikrini özenle dinlemesi dikkat çekici idi.

Hocamız Sayın Tekelioğlu onun yetiştirmesi olmasına rağmen bir günden bir gün işine karıştığına tanık değiliz.

Sevgili okurlar; Özkan hocanın bu demokrat yönetim anlayışını başta o günün basın mensupları rahmetli Mehmet Tan ve yakın dostlarımıza anlatmakta bir hayli güçlük çekiyorduk.

Oysa gerçek buydu ve Sayın Sümer’in demokrat yanı en iyi bildiği konuda bile yöneticilerinin fikrini almayı ihmal etmiyordu.

Benim için ikinci büyük sürprizi yönetim odasında onunla baş başa kaldığımızda yaşadığımdı.

Elindeki kitabı masanın üstüne bırakarak Antik Yunan’ın en büyük filozoflarından olan ve batı felsefelerinin temellendiren Sokrates’ten konuşmaya başladı.

Antik Yunan felsefesi bir bütün olarak onun ismiyle sınıflandırmakta olduğundan bahsetti.

Daha sonra kaldığımız yerden devamla Sokrates’in büyüklüğünden bahsederken tarihin tanıdığı ilk ve en büyük felsefi sistemlerinin kurucusu Platon’un onun talebesi olduğunu Aristoteles’in de Platon’un talebesi olduğunu konuştuk.

Ben artık şok olmuştum, hocayı tanıyan onunla futbol konuşmak isterken biz felsefeden konuşuyorduk.

O zaman anladım ki kendini yetiştirmek için üniversite bitirmiş olmanın bir anlamı yoktu.

Belli ki bir insanın bilge insan adını alması kolay değildi ve o bunu başarmıştı.

Sevgili okurlar; Özkan hocanın dünyada bir elin parmakları kadar kişiye nasip olan bir diğer vasfı da aynı kulüpte hem futbolcu hem teknik adam hem de kulüp başkanı olmasıdır.

Sayın Sümer, Trabzon ve Türk futboluna yaptığı katkıları dolayısıyla boşluğu doldurulamayacak ender spor adamlardan belki de ilkidir.

Başta Sümer ailesi olmak üzere Türk ve Trabzonspor’un başı sağ olsun.

Ruhun şad, melekler yoldaşın olsun ilkelerin adamı ÖZKAN SÜMER…!