Peygamberimiz 20 Nisan 571 tarihinde Mekke’de dünyaya geldi. Annesi Amine babası ise Abdullah’tır. Peygamberimiz anne ve babası daha çok küçük yaşlarda iken vefat ettiği halde anne ve baba hakkında şöyle buyurmaktadır ; “ Anne ve babanın rızası Allah’ın rızasıdır. Anne ve babanın kızgınlığı Allah’ın kızgınlığıdır.”Babası daha anne karnında iken bu dünyadan ayrıldı.  Annesi kendisini altı yaşına kadar baktıktan sonra sekiz yaşına kadar dedesi Abdulmuttalip tarafından bakıldı. Dedesinin vefatından sonra yirmi beş yaşlarına kadar da amcası Ebu Talip tarafından bakıldı. Ömrünün sonuna kadar yaşayan akrabalıklarına çok dikkat etmiştir. Konu hakkında şöyle buyurmaktadır; “ Ömrünün uzun ve bereketli olmasını isteyen akrabasına sahip çıksın.”

Peygamberimiz ve ailesi Peygamberliğinden önce Hanif dini üzeredirler.  Yani ortada bir din olmadığı halde asla putlara tapmamışlar ve toplumsal hastalıkları yaşamamışlardır. Bu insanlar İslam geldikten sonra hepsi İslam’la şereflenmişlerdir.

Peygamberimiz İslam öncesi Muhammedu’l emin olarak tanımlanmıştır. Bu sıfatı sözlerindeki doğruluk, emanete hıyanet etmemek ve sözünde durmak gibi vasıflarından dolayı verilmiştir. Bakınız annemiz Hz. Hatice Peygamberimizle bu üç vasıftan dolayı evlilik kararı vermiştir. Buradan anlıyoruz ki bir kadın veya erkek ahlakını beğendiği bir kişiye evlenme teklifi edebilir. O iyi bir babadır. Bakınız ne buyurmaktadır ; “ Erkeklerin en iyisi hanımına güzel davrananızdır. Ben de sizin hanımına en güzel davrananınızım.” Ailesinin nafakasını ticaretle kazanmıştır. Bakınız ne buyurmaktadır; “ Bizleri aldatan bizden değildir.” Arkadaşlarıyla komşuluk yapmıştır. Bakınız konuyla ilgili ne buyurmaktadır;” Komşunu kendisinden emin olunmayan kişide hayır yoktur.”

Peygamberimiz yirmili yaşlarda Mekke’de o yozlaşmanın zirve yaptığı günlerde Hılfül Fudül adı ile yani Erdemliler Birliği adıyla hizmet etmiş dernekte yaklaşık üç yıl hakkı gasp edilenlere yardımcı olmuştur. Bu dernekle ilgili olarak Peygamberliğinden sonra bu dernek için bugün bile olsa onlarla çalışırım demiştir. Buradan anlıyoruz ki bir kişi kuruluş amaçlarını beğendiği bir dernekte topluma hizmet edebilir.

Peygamberimize kırk yaşlarında Peygamberlik verilmiştir. Kuranı Kerimin ilk emri “OKU ”dur. Allah biz kullarına göndermiş olduğu ilk emrin oku olması Rabbimizin ilme ne kadar değer verdiğini göstermektedir. Peygamberimizde bir sözlerinde şöyle buyurmaktadır ;” İlim yolcusu öldüğünde şehit hükmündedir.” Bu emri ilahilerden dolayı ilk dönem Müslümanlar yeryüzünün en üst seviyesinde bilimsel çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalar yedinci asırdan sonra on yedinci yüzyıla kadar devam etmiştir. Bu dönemde yapılan olağan üstü çalışmalardan üç  tanesini sizlerin izanlarına sunmak isterim. On birinci asırda yaşamış büyük alimlerden Fahri Razı yaklaşık kırk ciltlik eserinin Mefatuhu’l gayb adlı eserinin  bir cildini ilmin nucum yani astronomi kitabı yazmıştır. Tarihe dikkat edin on birinci yüzyıl.  Yine bu dönemde yaşamış büyük alim İbni Sina. Bu dahi kişi tıpta  dahi bir insandır. Kitabı Kitabu’l Şifa yaklaşık yedin asır Avrupalı üniversitelerde okutulmuştur. Bir diğer on beşinci yüz yılın alimi Piri Reis yaptığı çalışmaları kitaba döktüğünde ortaya günümüzde bile hala sırlarını koruduğu dünyanın atlası mahiyetinde olan Kitabul Bahreyn adlı eserleri izanlarınıza sunmak isterim.

Biz Müslümanlar yeniden dünya medeniyetini kurmak istiyorsak eski kodlarımıza dönmek zorundayız.  İşte bundan dolayı Abbasiler zamanı dokuzuncu asrın dönüm noktası olan Beytul Hikmetleri yeniden ortaya çıkartmak zorundayız. Ayrıca dedelerimiz ve ninelerimiz Selçuklular ve Osmanlıların eğitimde dünya çapında devrim yaptıkları eğitim kurumlarını yani Medreseleri yeniden çağa uydurarak hayata geçirmemiz lazım gelmektedir.

Peygamberimiz Mekke’de on üç yıl davetini yaptı. Bu zaman diliminin üç yılı gizli on yılı ise alenidir. Mekke’de davet kabul görmedi. Allah Peygamberimize Medine’ye hicret izni verdi.  İslam Medine’de kabul gördü. Sonuç olarak Allah son dininin devlet olmasını murat ettiğinden bu kısa sürede Medine İslam Devletini Peygamberimiz kurmuş oldu. Medine’de kurulan devlet adalet esası üzerine kurulmuştur. Konuyla ilgili bir sözlerinde şöyle buyurmaktadır; “ Arşın gölgeliklerinden başka gölgenin olmadığı bir günde Allah yedi sınıf insanı gölgelendirecektir. Bunlardan ilki adil devlet başkanı. İkincisi Allah için birbirini seven iki kişi ve üçüncüsü ise kalbi ibadetlerle dolu olan  genç kişi…” Bu adalet ilkesi sonradan Osmanlılar tarafından devam ettirildiğinden Allah ömürlerini uzun kılmıştır.

İbadette çok değil az ve devamlı olanın daha faziletli olduğunu bildirmiştir.

Bir kişi ve toplum dünya da mutluluk , izzet ve şeref ve ahret mutluluğunu istiyorsa dünya hayatında Peygamberimizin getirdiklerini almalı ve yasakladıklarından da kaçınmalıdır.

İnsanlara faydalı olan kimselerin üstün olduğunu bildirmiştir.

Veda haccından sonra Peygamberimiz bu fani dünyaya 8 Haziran 632 yılında annemiz Hz. Ayşe’nin kucağında veda etmiştir.

Peygamber ahlakıyla ahlaklanmak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.