Bu şehirde çölyak olduğundan habersiz farklı branşlarda doktor doktor gezdirilip tedavi edilmeye çalışılan çocuklar var. Sayıları hiçte az almayan bu çocuklar, kansızlık, diyabet, kemik erimesi, büyüme geriliği, karaciğer rahatsızlıkları gibi hastalıklarından muzdaripler... Sorunu çözecek tek şey ise doğru tanı alabilmek. Tanı konulmaz ve diyet yapılmazsa ölüme varan sonuçlar doğurabilen çölyak gerçeğini, KTÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Çakır ile konuştuk. Murat Çakır bölgedeki tek çocuk gastroenteroloji uzmanı olarak yanıtladı sorularımızı...

TAKA: Çocuk gastroenterolojisiyle ilgili en büyük sorun Çölyak mı?
MURAT ÇAKIR: Çölyak çocuklarda yüzde 1 gibi gözüküyor. Fakat bunun yanı sıra reflü var kabızlık var, karaciğer hastalıkları hepatitler var, ülser var. Çölyak tanı konulduktan sonra bence bir hastalık değil bir yaşam biçimi. Çünkü her gün aldığınız bir ilaç yok. Sadece çok ciddi bir biçimde diyete uyması lazım.. Ama Çölyak olup kaybettiğiniz hasta var mı derseniz evet var! Yaklaşık 200- 250 hastamız var bunların sadece iki hastamızı kaybettik. Bunlar çok geç tanı almış çok ağır durumdaydı. Çölyakta diyete uyulmazsa ölümcül oluyor.
TAKA: Nedir çölyak?
MURAT ÇAKIR: En basit tanımla buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir protein var, glüten diye. Vücut buna alerjiye benzer patogenik, alerjik bir tepki oluşturuyor. Kişi glüteni alınca vücut buna karşı reaksiyon oluşturuyor. Bu reaksiyon sonucu bağırsaklarda problem oluşuyor. Bağırsaklarda emilimi sağlayan alan düzleşiyor. Hem de besinlerin sindirilmesine yardımcı olan salgılar var onlar da salgılanamıyor. Yani hem sindirim hem emilim bozluyor. Çocuk gluten almaya devam edince ishal oluyor, büyüyemiyor. Karında şişkinlik kansızlık oluyor kemiklerde problem oluyor saçlarda dökülme oluyor.

TAKA: Sindirim ve emilim bozulması hastalığa zemin hazırlıyor yani.
MURAT ÇAKIR: Evet.
TAKA: Çölyaklı bir çocuk bebekliğinden itibaren ebeveyninin fark edeceği belirtiler verir mi?
MURAT ÇAKIR: Yok. Genelde iki yaşından sonra. Gluten alması lazım. Nedir gluten buğdayda bulunur. Çocuklara en erken 7-8 aylıkken ekmek verilir. Bağırsakta hasar oluşması için en az 6 ay geçmesi lazım. 2 yaşından önce çölyak tanısı koyarken çok şüpheliyiz hele 1 yaşından önce hiç koymayız. 6 aylık çocuğunun Çölyak olup olmadığını soranlar var. Anne sütü ya da mama ile beslenen çocuk kesinlikle Çölyak değil. Bu sadece bağırsağa lokalize bir hastalık değil. Tüm vücudu etkileyebilir. Biz genelde şöyle diyoruz ishal karında şişkinlik büyüme geriliği, karın ağrısı, kansızlık varsa çölyak düşünelim. Fakat onun dışında kronik tekrarlayıcı tanı konulamayan her türlü şikayet; baş ağrısı, saç dökülmesi dişlerde kırıklık, kısrlıktan tutun da kemik erimesine kadar her türlü şikayette mutlaka Çölyak araştırıyoruz.
Doğru Tanı Doğru Diyet
TAKA: Çocukların dışında bir hasta gurubundan da bahsediyorsunuz.

MURAT ÇAKIR: Tüm erişkinleri de etkiler Çölyak. 30 yaşında da 50 yaşında da 80 yaşında da tanı alan var.. Çölyak akla gelmesi gereken bir hastalık. Kapıdan hasta girince tecrübeli bir gastroenterolog onu anlar. Çocuk gelir kolları bacakları ipince karnı şiş, bakışları düşkün halsiz bir çocuk. Çok iyi hatırlıyorum. Giresun'dan gelen 15 yaşında bir hasta vardı. Kemik ağrısı şikayeti ile aylarca doktora gitmiş. Birçok birimi dolaştıktan sonra bana gelmişti. Odaya girdiğinde çölyak olduğu belliydi. Ne yazık ki hasta bu evreye gelene kadar en az bir yıl geçmiş. Düşünebiliyor musunuz; 15 yaşında 15 kilo biri! Kemikleri gözüküyordu. Dört dörtlük çölyaktı ama teşhis alamamıştı. Aylar sonra gördüğüm hastayı. Kilo almıştı tanıyamadım. Doğru tanı doğru diyetle tedavinin yanıtını çok iyi görüyorsunuz. Ancak şunu söylemeliyim ki sadece bakarak teşhis konulmaz!
Tanı nasıl konuyor?
TAKA: Peki tıbbi teşhis nasıl olur? Çocukta nasıl olur, yetişkinde nasıl olur?
MURAT ÇAKIR: Hemen hemen aynıdır. Şu çok önemli. Yüze 0,1 bile şüpheniz olmayacak tanıdan. Ömür boyu vereceğiniz diyete öyle başlayacaksınız. Nedir bu? Kan tahlilleri var. Kan tahlilleri pozitifse endoskopi yapılıyor. Endoskopiden aldığımız biyopsi kan tahlili ile uyumlu olması lazım. Şöyle bir hastamız vardı. Üç yaşında bir çocuk. Kan tahlil sonucu henüz gelmeden endoskopi yaptık ve endoskopide normal görünüyordu her şey. Ancak kan tahlilleri yüksek geldi. Aileyi tekrar çağırdık ve tekrar endoskopi yapacağız dedik. Bağırsakta biraz daha ileri gidince aldığımız biyopsilerde hastalık çıktı. Nadir de olsa böyle olaylar gelebiliyor başımıza.
TAKA: Yani teşhis için ince bağırsağın belli bir alanını gözden geçirmek mi gerekiyor?MURAT ÇAKIR: Hastalık yüzde 80 tüm bağırsakta tutuyor, yüzde 20 atlamalı tutuyor. Bazı olgularda ise 10 cm de bir farklılık gösterebiliyor. Ancak bazen de kan tahlili pozitif olup endoskopisi normal olan hastalar var. Hem kan tahlili hem endoskopi pozitif olunca çölyak teşhisi koyuyoruz. Kan tahlilleri yüzde 80- 90 duyarlı. Yüzde 10 hastada yanlış pozitif çıkabilir. Kanı pozitif endoskopisi normal olan hastalara diyoruz ki; şunda çölyak değil, altı ay sonra kontrole gelin.
TAKA: Endoskopi zor bir işlem midir?
MURAT ÇAKIR: 1 yaşından 17 yaşına kadar tüm hastalara endoskopi yapıyoruz. 1 yaşının altında da çok gerekli olursa yapıyoruz. İşlemi, bir gecelik açlıktan sonra yarı uyutarak yaklaşık 15- 20 dakikada yapıyoruz. Hastayı 1-2 saat gözlemledikten sonra da evine gönderiyoruz.
İlk bin güne dikkat!
TAKA: Tedavi edilmeyen bir Çölyaklı nelerle karşılaşabilir?
MURAT ÇAKIR: Kişiyi ileride bağırsak problemleri dışında diğer otoümmin hastalıklar bekler. Şeker guatır bağırsak kanserleri, kısırlık, kemik erimesi, ölüm. Her hasta bu kadar ağır bulgu da vermeyebilir fakat yaşam kalitesini azaltan bir durum. Başı ağrıyor, eklem ağrısı var doktora gidiyor yanıt yok. Sonra başka başka doktorlar...
TAKA: Otoümmin hastalıklar ile geçirgen bağırsak arasındaki ilişki malum. Geçirgen bağırsağın çocuklarda görülme sıklığı nedir?
MURAT ÇAKIR: Geçirgen bağırsağın olup olmayacağının temelleri ilk 2 yılda atılır. İlk bin gün çok önemli. Yani ilk iki yaş artı hamilelik. Bağırsak geçirgenliğinin olu olmayacağının kodları bu ilk bin günde verilir. Bunu da belirleyen en önemli şey çocuğun beslenmesi anne sütü, genetik yapı ve hamillik. En önemli etken beslenme. Bir çocuk ne kadar çok anne sütü alırsa ne kadar doğal enfeksiyonla karşılaşırsa ne kadar alerjenden uzak olursa bağırsağı o kadar sağlam olur. İlk bin günde çocuk çölyak mı olacak lösemi mi olacak inflamatuar bağırsak rahatsızlığı mı olacak belli olur. O bin günden sonra kalıcı flora gelişir sonra ancak modifiye edebilirsiniz. Temel sağlam değilse ne kadar uğraşırsanız uğraşın normale gelmez.
İkizlerden Biri Çölyak
TAKA: Bir anne düşünün iyi besleniyor çocuğunu emziriyor ama ailede çölyak var. Genetik geçiş ne kadar önemli.
MURAT ÇAKIR: Çölyak sadece genetik geçişle açıklanmıyor. Çölyak toplumda yüzde 1 gözüküyor. Kardeşinde çölyak varsa diğer kardeşte olma ihtimali yüzde 10. Sadece genetik değil çevresel faktörler de çok önemli. En önemli şey anne sütünü alma süresi, ilk buğdayla ne zaman tanıştığı, kullandığı antibiyotikler... Çölyakta bağırsak geçirgenliği çok önemli. Bağırsak geçirgenliğinin ancak yüzde 50 nedenini biliyoruz daha açıklanamamış şeyler var. Aynı şartlarda büyüyen ikizlerden biri çölyak diğeri değil!
Lokantada Yemek Yemek Yok

TAKA: Çölyak tedavisinin glutensiz beslenmek olduğunu söylediniz. Glutensiz beslenmek sanıldığı kadar kolay değil galiba...
MURAT ÇAKIR: Değil. Tanı koyduğumuz hastaları alıyor karşıma konuşuyorum: 'Bundan sonra lokantada yemek yemek yok. Üzerinde glutensiz yazmadıktan sonra hiçbir paketli ürünü yiyemezsiniz. Ancak aklınıza gelen tüm ürünlerin glutensizi mevcuttur. Bir ton glutensiz una bir kaşık buğday unu katılsa o unu yiyemezsiniz. Çapraz bulaşma olmaması gerekir. En doğal glutensiz olan un, mısır unudur. Evde çocuğun çatal bıçağı, tenceresi ayrı olmalı."
Yetişkinler İçin De Büyük Problem
TAKA: Ne kadar çölyaklı çocuk var Trabzon'da?
MURAT ÇAKIR: Gidin bin tane öğrenci alın, kan testi yapın. Test sonucunda pozitif çıkanlara endoskopi yapın 10’u çölyaklı çıkar. Sorduğunuzda; bir kısmının hafif karın ağrısı vardır, bir kısmında boy kısalığı, bir kısmında kansızlık vardır. Trabzon'un nüfusu kabaca 700 bin dersek, bunun 200 bin'inin de 15 yaş altı olduğunu düşünürsek, 2 bin çölyak hastası var demektir. Yani Trabzon'da 2 bin Çölyaklı çocuk hasta olması lazım. Biz yedi şehre birden bakıyoruz. En az bir 5 bin hastamız olması lazım. Ama hasta sayımız 200 civarı. Üstelik Gürcistan’dan bile buraya hasta gelmesine rağmen. Bu neyi gösteriyor? Tanı almayan hastalar var. Doktor doktor geziyorlar! Bu tüm dünyanın sorunu sadece bizim değil. Her tanı almış çölyaklı bir hasta için, 9 tane tanı konulmamış hasta var. Bu kişiler bir gün hematoloji polikliniğinde tedavi görüyor gidiyor. Nörolojiye baş ağrısı ile cildiyeye döküntü ile gidiyor. Polikliniğimizde 150- 200'e yakın tanı konulmuş takip ettiğimiz hasta var. Bu sadece çocuklar değil, yetişkinler için de büyük problem.
NEZİHA ÇAKIROĞLU