Trabzon’da doğup büyüyen Türk Sanat Müziği Sanatçısı Salim Önder, hayatı hakkında bilinmeyenleri Taka’ya anlattı. 

Trabzon’un buluşma noktası olan Selim Pastanesi’nde hem hayatı hem de Trabzon’un tarihi hakkında keyifli bir sohbet imkânı bulduk. Müzik hayatına lise yıllarında başlayan Önder, daha sonra ilaç mümessili işine girdi. Asıl mesleği ilaç mümesilliği olan Önder Trabzon’un ve Türkiye’nin sanat güneşi olmaya devam edecek. Taka Gazetesi olarak sorularımızı sizler için yönelttik.

Trabzon Lisesi’nin Bana Etkisi Büyüktü

Taka: Salim Önder kimdir? Sizi tanımayanlar için biraz kendinizden bahseder misiniz?

SALİM ÖNDER : Ben bir Trabzon çocuğuyum. 1951 yılında Trabzon’un Pazarkapı mahallesinde doğdum. İlkokulu İskenderpaşa İlkokulunda okudum. Oradan Trabzon Lisesi’nin ortaokul kısmına gittim. O zamanlar kız ve erkek okulları ayrıydı. Daha sonra aynı okulun üst kısımlarına giderek liseyi okudum. Trabzon Lisesi’nin benim üzerimde çok büyük etkisi vardır. Çünkü 7 sene orada okudum. 1970-1971 Trabzon Lisesi mezunuyum. Trabzon Lisesi’ni bitirdikten sonra Bursa İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne gittim. O zamanlar fakülteler yoktu akademiler mevcuttu. Daha sonra 1974 yılında askere gittim. Askerden terhis olduktan sonra Eczacıbaşı ilaç sanayisine tıbbi mümessil olarak girdim. O zaman öyle herkes için çok önemi olan bir meslekti.

61 Yaşında Mektepli Oldum

Taka: Müzik hayatınız nasıl başladı?

SALİM ÖNDER: O arada musiki çalışmalarım devam ediyordu. 1971 yılında Trabzon Lisesi’nde yetişenler Cemiyeti vardı şimdi dernek oldu. Oraya gittim girdim ve müzik hayatım öyle başladı. Hem çalıştım hem de müzik hayatımı eğitimimi devam ettirdim. O zaman Trabzon Lisesi’nden Yetişenler Derneği Vakfı vardı. Müzik hocamın tavsiyesi ile oraya girdim. Daha sonra müzik hayatım o zaman başladı. Hem çalıştım hem de müzik hayatımı ve eğitimimi devam ettirdim. Bu kadar zaman içerisinde musikiyi nasıl sığdırdım tabii ki merak işi. Her hafta iki defa toplanılıyordu ve müzik dersleri eriliyordu. Korolarda sololarda programlara çıkıyorduk. Dolayısıyla 1979 senesinde Trabzon’un bünyesinde Doğu Karadeniz ses yarışması yapıldı. Sinop ile Artvin arası katılımcıların olduğu ses yarışmasında birinci oldum. Dolayısıyla o benim için bir dönüm noktası oldu. Birinciliği aldıktan sonra konserlere gittim, şöhretim arttı, birçok yerlerden teklifler aldım ve faal olarak bazı yerlerde sahne almaya başladım. 

Daha sonra yine emekli olduktan sonra 2010 yılına kadar ilaç sanayiinde bölge müdürü olarak çalıştım. 2011’de Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde bir devlet konservatuarı kuruldu. Orayı okuyabilir miyim diye düşündüm. 61 yaşında girdim ve sınavı kazandım. Devlet konservatuarının ilk öğrencisi olarak okula girdim. O okulu da başarıyla bitirdim. Daha önce müzik dünyasında alaylı idik. Şimdi mektepli olduk. Şimdi istek üzerine ekstralara gidiyorum. Şimdi Akçaabat Belediyesi Türk Sanat Müziği korosunda arkadaşlarla çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda Trabzon Valiliği Tevfik Serdar Kültür Merkezi Türk Sanat Müziği korosunda beraber çalıştığımız arkadaşlarımız var. Böyle devam ettiriyoruz.
Türk Musikisini Kendime Yakın Hissettim

Taka: Neden Türk Sanat Müziğini tercih ettiniz?

SALİM ÖNDER: O bir yapı meselesi. Aslında Trabzon’da Türk Halk Müziği ezelden beri var. Kemençe, türküler, yol havaları, yayla havaları, bozlaklar gibi düşünmeyelim. Trabzon’da çok eskiden beri bağlama, kolbastı havaları şeklinde çalınıp söylenen halk müziği anlayışı var. Fakat genelde biraz daha elit bir tabakanın içine olduğum için ve o zamanlar da Türk Sanat Müziği çok revaçta olduğu için, Türk Sanat Müziğinin tınıları ve verdiği melodik yapılar bende daha başka türlü bir etki uyandırdı. İlkokul, ortaokul ve lisedeyken de bu işe çok meraklıydı. Ama pek de farkında değildim. Bu kabiliyeti nereden fark ettiniz diye sorarsanız öyle çocukluktan gelen bir şey gibi klasik cevap vermeyeceğim. Ben bu işin farkına lise yıllarında vardım. O yüzden ben biraz geç farkına vardım.

Çalıkuşu Eseri Benimle Özdeşleşti

Taka: En çok hangi eseri seslendirirsiniz? Sizinle ünlenen bir eser var mı?

SALİM ÖNDER: Bütün eserleri seviyorum hiç ayrım yapmam ama sesime daha çok nihavent makamı, Kürdi makamı rast makamı iyi gidiyor. Bu eserleri severek okuyorum. Ama meşhur ettiğim birkaç eser var. Bunlardan biri Çalıkuşu’dur. O şarkıyı ben meşhur ettim ve benimle özdeşleşmiş bir eserdir.

Herkes Kendine Bir Sanatçı Örnek Almalı

Taka: Bu süre zarfında sanatından etkilendiğiniz ve örnek aldığınız biri var mıydı?

SALİM ÖNDER: Hamiyet Yüceses’in, Müzeyyen Senar’ın ve son zamanlarda ise Behiye Aksoy’un okuyuş tarzını oldukça beğenirim. Fakat tabi Zeki Müren’i dinlemek de ayrı bir şey. Ekol olarak da o ekolden geldik. Türk musikisini tane tane icra edip, söylenen eserlerin anlaşılabilir olması ve güfteleriyle beraber biraz da Zeki Müren ekolu şeklinde geliştirdik ve öyle devam ettirdik. Mutlaka sanatçılar kendilerine bir sanatçıyı örnek alıyorlar ve almalıdırlar da.

Yabancı Müzikler Türkçeleştiriliyor

Taka: Sezen Aksu ve Tarkan’ın Türk Sanat Müziğini icra etmesin hakkında ne düşünüyorsunuz?

SALİM ÖNDER: Şimdiye dikkat ederseniz soft ve Türk hafif batı müziği önce aranjmanlarla başlar. Aranje edilen yabancı eserler Türkçe sözlerle yeniden plak ve bant yapılır. Melodiler yabancı olup sözler Türkçeleştirip Türkçe sözlerle yeniden aranje edildi. Bu aranjmanlar zamanında da batı müziği şarkıcıları değil de Türk müziği şarkıcıları tarafından okunmuştur. Bunlardan biri Gönül Yazar’dır, Nesrin Sipahi’dir, İnci Çayırlı’dır. O zaman batı müziği tarzında tangolar vardı. Yine Türk müziği sanatçıları tarafından tangolar okundu. Daha sonra bunlar Türk müziği eğitimi alanlar tarafından okundu ve yeni jenerasyonlar da Türk Müziği eğitimi aldı. Bunlardan biri Tarkan’dır, kökeni Türk müziğidir. Yaşı 18-19 iken bunu kendisi ifade etmiştir. Popüler müzik revaçta olunca da ona yönelmişlerdir. Şimdi bile bazı eserlere baktığınız zaman makamlar hep Türk musikisinden gelmektedir.

Trabzon Türkiye’nin Çimentosudur

Taka: Sizin için Trabzon ne ifade ediyor?

SALİM ÖNDER : Bana göre Trabzon Türkiye’nin mihenk taşlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti Trabzonsuz olmaz. Çünkü dünyada başka Türkiye yok, Türkiye’de de başka Trabzon yok. Trabzon çok önemli bir hamur tomurcuğunu ifade ediyor. 

Türkiye’nin çimentosudur. İnsanlığın yaradılışı, dehası, yaratıcılığı, görüşü, bakış açısı her türlü kalkınmaya yönelik kafasal yapısıyla daime Türkiye’nin lokomotifi olmuştur. Türkiye’ye hatta dünyaya bakarsanız en iyi iş adamları, en iyi müteahhitler, en iyi sanatçılar, en iyi Ekonomistler, en iyi doktorlar hocalar, en iyi denizciler hep Karadeniz kökenlidir. Kafa yapılarımız bizim biraz farklıdır. Dolayısıyla Trabzonsuz bir Türkiye düşünülemez. Türkiye’ye bir hız kazandırmıştır. Trabzon benim için akademik kariyerin başlatıldığı yerdir. Gençlerin eğitimlerini alabilmek için Trabzon’dan başlamalarını öneriyorum. Ondan sonra üniversitelere gitsinler. 

Tarihte bunun bir sürü örnekleri var. Pontus zamanında Kafkasya, Gürcistan prensleri ve prensesleri, Azerbaycan, Romanya, Yunanistan prens ve prensesleri yüksek lisanslarını yapabilmek için buraya gelirlerdi. Eğitimlerini burada tamamlayıp kral ve kraliçe olma hakkı kazanıyorlardı. Gürcistan kraliçesi Tamara ve İran hükümdarlarından Tahmas bunlardan bir tanesidir. Eskiden dünyanın merkezi Trabzon idi. Eskiden Avrupa’ya açılan noktanın geçiş adresi Trabzon’du. Çünkü İpek yolu buradan geçiyordu. Fatih Sultan Mehmet; ‘ Ben Trabzon’u fethetmezsem İstanbul’u fethetmiş saymam’. Çünkü Trabzon hem Avrupa’ya hem Akdeniz’e sıçrama tahtasıydı. O yüzden Trabzon Türkiye için çok önemli bir yere sahip.

Elif ÇELİK