Savaş söylemi, fon tartışması ve siyasette sorumluluk.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda muhalefete sert mesajlar verdi.

Konuşmasının merkezinde siyasi dil, toplumsal barış ve fon tartışmaları vardı.

Erdoğan’ın özellikle “Hayırdır, kiminle savaştasınız?” çıkışı, Ankara’daki siyasi gerilimin yeni başlığını oluşturdu.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “Ben artık savaştayım” sözlerine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin akla gelen her sözü söylemekten ibaret olmadığını, sözlerin ölçülerek tartılması gerektiğini vurguladı.

Sorumlu siyasetin yapılması gerektiği çıkışını yaptı.

Bana göre de çok haklı.

Çünkü siyaset, rakibini düşman ilan etme yarışı değildir.

İktidar da muhalefet de bu ülkenin ortak geleceğine karşı sorumludur.

Sert eleştiri demokrasinin gereğidir; ancak siyasi rekabetin toplumsal husumete dönüşmesi kimseye hiçbir şey kazandırmaz.

Türkiye’nin ihtiyacı kavga değil, çözüm üreten siyasettir.

Sorumlu ve çözüm getiren siyaset.

İnsanların da istediği budur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasındaki bir diğer önemli başlık fon tartışmalarıydı.

Fon meselesinde insanların itibarını hedef alan mesnetsiz suçlamalara karşı çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konunun ciddiyetle takip edildiğini belirtti.

Burada ölçü açık olmalı.

Kim olursa olsun, sorumluluğu bulunan herkes hukuk önünde hesap vermelidir.

Hiç kimse siyasi yakınlığı nedeniyle korunmamalı; hiç kimse de kanıtlanmamış iddialarla suçlu ilan edilmemelidir.

Milletin parası söz konusuysa taviz değil, şeffaflık gerekir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in ardından sosyal medyada yürütülen nefret kampanyasına tepki göstermesi de konuşmanın dikkat çeken bölümlerindendi.

Acıya saygı ve insanlık, siyasi görüş farklılıklarının üzerinde tutulmalıdır.

Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde vatandaşın beklediği cevaplar var elbette.

Hemen hemen tüm siyasi parti liderlerinin haftalık grup toplantılarını izledim.

Bu haftaki grup toplantılarının ortak ekseni; ekonomi, 2027 bütçesi, siyasi gerilim ve Türkiye’nin geleceği oldu.

Geçim sıkıntısı nasıl hafifleyecek?

Emeklinin alım gücü nasıl korunacak?

Gençlerin geleceğe güveni nasıl artırılacak?

Siyasetçiler birbirlerine ne kadar sert söz söylerse söylesin, bu sorular cevapsız kaldığında vatandaşın gündemi değişmiyor.

Erdoğan’ın mesajı muhalefete yönelikti, fakat sorumluluk siyasetin tamamına düşüyor.

İktidar icraatlarıyla, muhalefet de ortaya koyduğu alternatiflerle konuşmalı.

Çünkü ülkeyi yönetmek de iktidarı denetlemek de ciddi bir iştir.

Son sözümüz da şu olsun.

Siyasetçinin görevi cephe kurmak değil, milletin derdine çare bulmaktır.

Türkiye’nin ihtiyacı daha yüksek sesle konuşanlar değil, söylediklerini somut sonuçlara dönüştürenlerdir.