Tasavvufun çıkışı, İslam düşünce tarihinin en dikkat çekici gelişim süreçlerinden biridir. İlk dönem eserlerde genellikle “sûfî” kelimesinin kökeni üzerinde durulmuş, ancak “tasavvuf” kavramının nasıl türetildiği meselesi daha sınırlı biçimde ele alınmıştır. Hicri II. (VIII.) yüzyıldan itibaren İslam toplumunda zühd hareketleri belirginleşmiş, Allah’a yakın olma, gafletten sakınma ve takva üzere yaşama anlayışı yeni bir isimle anılmaya başlanmıştır. İşte bu süreç, tasavvufun tarih sahnesine çıkışını ifade eder.

Sahâbe, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn dönemlerinden sonra dinî hassasiyeti yüksek, ibadete düşkün ve bid’atlara karşı dikkatli kimseler için farklı unvanlar kullanılmaya başlanmış; zamanla bu ruhî derinlik “tasavvuf” adıyla anılmıştır.

Sûfî Kelimesinin Kökeni Üzerine Görüşler

Ebû Nuaym el-İsfahânî tasavvufun kökeni hakkında çeşitli ihtimaller ileri sürmüştür. Ona göre tasavvuf kelimesi; safâ (arınma) ve vefâ (sadakat) kelimelerinden türemiş olabilir. Bunun yanında, çöl bitkisi olan sufâne, Kâbe hizmetini üstlenen Sûfe kabilesi veya tevazu sembolü olan yün (sûf) elbiseden türediği görüşleri de bulunmaktadır.

Abdülkerîm el-Kuşeyrî ise tasavvufun Arapça bir kökten türediğine dair kesin bir delil olmadığını belirtmiş ve bunun özel bir lakap olarak ortaya çıkmış olabileceğini ifade etmiştir. Ancak dil bilgisi ve anlam açısından en çok kabul gören görüş, tasavvufun “sûf” yani yün kelimesinden türediğidir. Çünkü ilk zâhidlerin tevazu göstergesi olarak yün elbise giymesi yaygın bir uygulamaydı.

Bu nedenle “tasavvefe” (yün giydi) fiilinden türeyen tasavvuf kelimesinin masdar formda kullanılması genel kabul görmüştür.

1 yılda 60 bin hayvana çip takıldı
1 yılda 60 bin hayvana çip takıldı
İçeriği Görüntüle

Tasavvuf ve Mistisizm Arasındaki Fark

Batı dünyasında tasavvuf, uzun süre “mistisizm” veya “theosophy” kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak zamanla tasavvufun kendine özgü bir yapı olduğu anlaşılmıştır.

René Guénon tasavvufun aktif bir yöntem içerdiğini, bir mürşid rehberliğinde sürdürüldüğünü ve Hz. Peygamber’e kadar uzanan silsilelere dayandığını vurgulamıştır. Ayrıca tasavvuf yoluna giren kişinin belirli adap, erkân ve zikir disiplinine tabi olması, onu klasik mistisizmden ayıran temel unsurlardan biridir.

Bu değerlendirmeler sonrasında Batı literatüründe “Islamic mysticism” yerine doğrudan “Sufism” kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde tasavvuf, İslam’ın derunî ve ruhî yönünü temsil eden özgün bir hayat tarzı olarak kabul edilmektedir.

Sahâbe Döneminde İbadet İklimi ve Oruç Hassasiyeti

Tasavvufun temellerinde yer alan zühd ve takva anlayışının kökleri, sahâbe dönemine kadar uzanır. Ashâb-ı kiram Ramazan ayında ibadeti zirveye taşır, hem kendileri hem de çocukları için oruç bilincini önemserlerdi.

Hz. Ömer’in Ramazan’da sarhoş olan birini, “Bizim çocuklarımız bile oruç tutmaktadır.” diyerek uyarması bu hassasiyetin çarpıcı bir örneğidir. Pazartesi–Perşembe oruçları ve eyyâm-ı biyz gibi nafile ibadetler sahâbe hayatının önemli bir parçasıydı.

Teravih namazları da büyük bir coşkuyla eda edilirdi. Übeyy bin Ka'b Ramazan gecelerinde cemaate namaz kıldırmış, gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren ibadetler sahâbenin manevî heyecanını göstermiştir. Bu ruh iklimi, tasavvufun temelini oluşturan ihlas, zikir ve gece ibadetleri anlayışının erken dönem yansımalarıdır.

Tasavvufun İslam Düşüncesindeki Yeri

Tasavvuf, ortaya çıktığı dönemden itibaren İslam toplumunda iç disiplin, ahlak ve manevî olgunlaşma yolu olarak kabul görmüştür. Sadece teorik bir düşünce akımı değil; yaşanan, uygulanan ve silsile yoluyla aktarılan bir hayat tarzıdır.

Rehber eşliğinde ilerleyen tarikat yapıları, bireyin zevk ve kabiliyetine uygun bir manevî yol sunar. Bu yönüyle tasavvuf; kalp terbiyesi, nefis muhasebesi ve sürekli Allah bilinci üzerine kurulu sistemli bir eğitim sürecidir.

Kıssadan Hisse: Söyleyişin Gücü

Beyaz at ve hükümdar kıssası, sözün ifade biçiminin sonuçları nasıl değiştirebileceğini anlatır. Aynı hakikat farklı bir üslup ile sunulduğunda sonuç da değişebilir. Tasavvuf geleneğinde de sözün hikmetle söylenmesi, kalp kırmadan hakikatin aktarılması büyük önem taşır.

Bu anlayış, sadece bilgi değil; üslup ve edep eğitimi de verir.

5. Gün Ramazan Menüsü Önerisi

🥣 Brokoli Çorbası

Besleyici ve hafif bir başlangıç.

🍗 Fırında Tavuk ve Sebze

Protein ve lif dengesiyle doyurucu ana yemek.

🍚 Pirinç Pilavı

Geleneksel sofraların vazgeçilmezi.

🍮 İrmik Helvası

Ramazan sofralarına tatlı bir dokunuş.

İftar ve İmsak Saatleri

İl İftar İmsak
Trabzon 18:12 05:33
Giresun 18:17 05:38
Rize 18:09 05:30
Artvin 18:03 05:25
Gümüşhane 18:13 05:34

Kaynak: Haber Merkezi