Türkiye’nin nüfus yapısında dikkat çeken değişim hızlanıyor. TÜİK’in 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 0-14 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı yüzde 20,4’e gerilerken, 65 yaş ve üzerindeki nüfusun oranı yüzde 11,1’e yükseldi. Türkiye’nin ortanca yaşı ise 34,9’a ulaştı. 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşla karşılaştırıldığında yaklaşık çeyrek asırda 10,1 yıllık artış yaşandı. Veriler, nüfus piramidinin alt bölümünün giderek daraldığını, ileri yaş gruplarının ise toplam nüfus içindeki ağırlığının arttığını ortaya koyuyor.
Türkiye'nin çocuk nüfus oranı yüzde 20,4'e kadar geriledi
Türkiye’de 0-14 yaş grubunun toplam nüfus içerisindeki payındaki gerileme dikkat çekiyor. TÜİK verilerine göre 2007 yılında yüzde 26,4 olan çocuk yaş grubunun oranı, 2025 itibarıyla yüzde 20,4’e düştü. Buna karşılık 65 yaş ve üzerindeki nüfusun payı aynı dönemde yüzde 7,1’den yüzde 11,1’e yükseldi. Değişim, Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden genç nüfus ağırlıklı demografik yapısının dönüşmeye başladığını gösteriyor. Çocuk nüfusundaki düşüşün devam etmesi halinde eğitimden iş gücü piyasasına, sosyal güvenlik sisteminden sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda yeni planlamaların gündeme gelmesi bekleniyor.
| Demografik gösterge | Son veri |
|---|---|
| 0-14 yaş nüfus oranı | %20,4 |
| 15-64 yaş nüfus oranı | %68,5 |
| 65 yaş ve üzeri nüfus | %11,1 |
| Ortanca yaş | 34,9 |
| Erkeklerde ortanca yaş | 34,2 |
| Kadınlarda ortanca yaş | 35,7 |
| Yaşlı bağımlılık oranı | %16,2 |
Türkiye'de ortanca yaş 34,9 oldu: Kadınlarda daha yüksek
Nüfusun yaşlanmasını gösteren en dikkat çekici göstergelerden biri ortanca yaş oldu. TÜİK’in resmi verilerinde Türkiye’nin ortanca yaşı 2023’te 34,0, 2024’te 34,4 ve 2025’te 34,9 olarak kaydedildi. Erkeklerde ortanca yaş 34,2 olurken kadınlarda 35,7’ye yükseldi. 2000 yılında Türkiye genelinde ortanca yaş 24,8 seviyesindeydi. Böylece yaklaşık çeyrek asırlık dönemde artış 10,1 yıla ulaştı. Ortanca yaşın yükselmesi, nüfusun yarısının 34,9 yaşın üzerinde, diğer yarısının ise bu yaşın altında olduğunu gösteriyor ve Türkiye’deki demografik dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor.
Yaşlı nüfus artıyor: Her 100 çalışabilir kişiye 16,2 yaşlı düşüyor
65 yaş ve üzerindeki nüfusun artması, yaşlı bağımlılık oranına da yansıdı. TÜİK verilerine göre 2023 yılında yüzde 15 olan yaşlı bağımlılık oranı 2024’te yüzde 15,5’e, 2025’te ise yüzde 16,2’ye çıktı. Başka bir ifadeyle çalışma çağındaki her 100 kişiye yaklaşık 16 yaşlı düşüyor. Aynı dönemde çocuk bağımlılık oranının yüzde 31,4’ten yüzde 29,7’ye gerilemesi de nüfus yapısındaki değişimin diğer önemli göstergesi oldu. Uzun vadede bu tablonun emeklilik sistemi, sağlık harcamaları, bakım hizmetleri ve çalışma çağındaki nüfus üzerindeki yük açısından kritik sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Çalışma çağındaki nüfusun payı yüzde 68,5 seviyesinde
Türkiye’de 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 68,5 olarak hesaplandı. Bu oran bugün için nüfusun büyük bölümünün çalışma çağında olduğunu gösterse de çocuk nüfusundaki hızlı gerileme gelecek yıllara ilişkin önemli bir sinyal veriyor. Daha az sayıda çocuğun ilerleyen yıllarda iş gücü piyasasına katılması, çalışma çağındaki nüfusun büyüme hızını yavaşlatabilir. TÜİK’in nüfus projeksiyonlarında yaşlı bağımlılık oranının gelecek yıllarda yükselmeye devam etmesi öngörülüyor. Bu nedenle istihdam, sosyal güvenlik ve yaşlı bakım politikalarının demografik değişime göre yeniden şekillenmesi önem kazanıyor.
Kadın nüfus ileri yaşlarda neden daha fazla?
Türkiye’nin yaş dağılımında ilerleyen yaşlarla birlikte kadınların ağırlığının artması da dikkat çekiyor. Bunun temelinde kadınların ortalama yaşam süresinin erkeklere göre daha uzun olması bulunuyor. TÜİK’in yayımladığı güncel istatistiklerde doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak yer alıyor. Bu fark, özellikle 75 yaş ve üzerindeki gruplarda kadın nüfusunun daha belirgin şekilde öne çıkmasına neden oluyor. Dolayısıyla yaşlanan nüfus yalnızca toplam kişi sayısını değil, yaşlı nüfusun cinsiyet dağılımını ve buna bağlı sosyal hizmet ihtiyaçlarını da değiştiriyor.
Türkiye'nin nüfus piramidinde büyük değişim kapıda
TÜİK’in uzun vadeli projeksiyonları, mevcut eğilimin sürmesi halinde yaşlı nüfusun çalışma çağındaki nüfus üzerindeki ağırlığının daha da artabileceğine işaret ediyor. Yaşlı bağımlılık oranının 2030’da yüzde 19,5, 2040’ta yüzde 26,5 ve 2050’de yüzde 37,2 seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor. Çocuk bağımlılık oranında ise uzun vadede daha düşük seviyeler bekleniyor. Bu tablo Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda genç nüfus avantajını koruma, doğurganlık politikaları, emeklilik sistemi ve yaşlı bakım hizmetleri konusunda daha kapsamlı adımlarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.




