Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Ağustos 2026 tarihli 2026-2027 eğitim ve öğretim yılına ilişkin iş ve işlemler genelgesi, Türk Eğitim-Sen tarafından değerlendirildi. Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Coşkun Dilber imzasıyla yayımlanan açıklamada, genelgenin ülke genelinde uygulama birliği sağlama, okul güvenliğini artırma ve eğitim faaliyetlerini Bakanlık politikaları doğrultusunda yürütme amacı taşıdığı belirtildi. Ancak sendika, bazı başlıkların yeniymiş gibi gündeme getirildiğini savunarak asıl önceliğin öğretmenlerin özlük hakları, ücretler, liyakat, mülakat sistemi, proje okulları ve eğitim çalışanlarının iş yükü olması gerektiğini ifade etti.
Türk Eğitim-Sen MEB genelgesini nasıl değerlendirdi?
Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada, genelgede yer alan bazı konuların eğitim camiasında uzun süredir uygulanan temel başlıklar olduğu savunuldu.
Cumhuriyetin temel ilkeleri, Atatürkçülük, vatan, millet ve bayrak sevgisi gibi değerlerin eğitimciler tarafından zaten hassasiyetle öğrencilere aktarıldığı ifade edildi.
Sendika, okulların açılma hazırlıklarının sürdüğü dönemde bu başlıklar yerine eğitim sisteminin daha temel sorunlarının gündeme alınması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, eğitimde ilerleme sağlanabilmesi için öğretmenlerin ve diğer eğitim paydaşlarının beklentilerinin karşılanmasının öncelikli olması gerektiği vurgulandı.
Mülakat kaldırılsın, liyakat esas alınsın talebi
Basın açıklamasında görevde yükselme ve kariyer süreçlerine ilişkin önemli talepler de yer aldı.
Türk Eğitim-Sen, atama ve yükselme süreçlerinde kariyer, liyakat ve devlete sadakatin esas alındığı adil bir sistem kurulması gerektiğini savundu.
Bu kapsamda mülakat uygulamasının kaldırılması istendi.
Sendika, eğitim çalışanlarının mesleki ilerlemesinde daha şeffaf ve öngörülebilir kriterlerin esas alınmasının hem çalışan motivasyonu hem de eğitim kurumlarının işleyişi açısından önemli olduğunu ifade etti.
Proje okulları uygulamasına son verilmesi istendi
Türk Eğitim-Sen’in eleştirdiği başlıklardan biri de proje okulları uygulaması oldu.
Açıklamada mevcut sistemin adaletsizlik oluşturduğu savunularak proje okulları uygulamasından vazgeçilmesi gerektiği belirtildi.
Ayrıca eğitim öğretim ödeneğinin yalnızca belirli personelle sınırlı tutulmaması, tüm eğitim çalışanlarına bir maaş düzeyinde ödenmesi talep edildi.
Eğitimcilerin üzerindeki angarya niteliğindeki işlerin de kaldırılması gerektiği ifade edildi.
CİMER şikayetleri için kontrol çağrısı
Açıklamada okul ve sınıf yönetimine ilişkin de dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı.
Türk Eğitim-Sen, okul ve sınıf hakimiyetinin eğitimcilere verilmesi gerektiğini savunurken veli baskısının öğretmenler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ileri sürdü.
CİMER üzerinden yapılan şikayetlerin kontrol altına alınması gerektiği belirtilirken bu kanalın öğretmenler üzerinde baskı ve mobbing aracına dönüşmemesi gerektiği ifade edildi.
Sendika, öğretmenlerin mesleki otoritesinin ve karar alanının korunmasının eğitim ortamındaki disiplin ve verimlilik açısından önemli olduğunu belirtti.
Okul güvenliği sadece polisiye tedbirlerle sağlanamaz
Türk Eğitim-Sen, okul güvenliği konusunda yalnızca güvenlik önlemlerine dayalı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını savundu.
Açıklamada öğretmenin toplumdaki itibarının ve saygınlığının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Güvenli okul ortamının yalnızca fiziki veya polisiye önlemlerle değil, öğretmene duyulan saygının artırılmasıyla da oluşturulabileceği belirtildi.
Bu konuda toplumun tüm kesimlerinin görev ve sorumluluk üstlenmesi gerektiği kaydedildi.
Öğretmen maaşlarında okul esaslı model önerisi
Basın açıklamasında öğretmenlerin istihdam ve ücret sistemine ilişkin farklı bir öneri de gündeme getirildi.
Türk Eğitim-Sen, öğretmen maaşlarının okul esaslı belirlenmesiyle merkezlerde oluşan yığılmanın önlenebileceğini savundu.
Ayrıca tüm öğretmenlerin tek tip kadrolu çalışan statüsünde istihdam edilmesi gerektiği belirtildi.
Sendika, farklı statülerde istihdamın eğitim çalışanları arasında eşitsizlik oluşturduğu görüşünü dile getirerek daha bütüncül bir personel sistemi talep etti.
Ölçme ve değerlendirme sistemi değişsin çağrısı
Türk Eğitim-Sen, öğrencilerin yarışmacı bir eğitim modeli içerisinde yetiştirilmemesi gerektiğini de savundu.
Mevcut ölçme ve değerlendirme sisteminin bilimsel gerçekler ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiği belirtildi.
Açıklamada eğitimin yalnızca sınav başarısına odaklanan bir yapıya dönüşmesinin öğrencilerin gelişimini sınırlayabileceği görüşüne yer verildi.
Bu nedenle daha dengeli ve öğrencinin farklı yeteneklerini dikkate alan bir değerlendirme anlayışına geçilmesi talep edildi.
Maaş ve ek ders ücretlerinde artış talebi
Sendikanın Bakanlığa yönelttiği en somut taleplerden biri eğitim çalışanlarının ekonomik haklarıyla ilgili oldu.
Açıklamada maaşların ve ek ders ücretlerinin artırılması istendi.
Birden fazla nöbet görevi için ayrıca ücret ödenmesi, kariyer basamakları tazminatlarının emekliliğe sayılması ve seyyanen zammın emeklilere de yansıtılması talepler arasında yer aldı.
Türk Eğitim-Sen, Bakanlığın öncelikli olarak eğitim çalışanlarının ekonomik koşullarını iyileştirecek düzenlemelere yönelmesi gerektiğini savundu.
Öğretmen önlüğü tartışmasına sendikadan tepki
Basın açıklamasında öğretmenlerin kılık kıyafeti ve önlük kullanımı konusu da ele alındı.
Türk Eğitim-Sen, kamu çalışanlarının devleti temsil eden bir konumda olması nedeniyle belirli kılık kıyafet beklentilerinin normal karşılanabileceğini ifade etti.
Ancak öğretmenlere önlük giydirilmesine yönelik yaklaşımın asıl eğitim sorunlarının önüne geçtiği savunuldu.
Sendika, öğretmenlerin önlük giyip giymeme konusunda kendi kararlarını verebilmesi gerektiğini belirterek zorlayıcı uygulamalara karşı olduğunu açıkladı.





