Başbakan Yıldırım, eğitimde üç yeni uygulamanın gerçekleştirileceğini bahisle şunları açıkladı:
  1. 5. Sınıflarda İngilizce zorunlu olacak
  2. Eğitim öğretim bütün okullarda normal eğitim şekline dönüştürülecek
  3. Okulöncesi eğitim zorunlu olacak
Ortaokulun ilk sınıfında, yani 5. sınıfta İngilizce zaten zorunlu değil mi? Evet, İngilizce 5. Sınıftan itibaren zorunlu olarak okutulmaktadır. Bu açıklama ile başka bir şey mi kast edilmiştir? Eğer başka bir şey demek istemediyse, belli ki Sayın Başbakan yanlış yönlendirilmiştir. Kaldı ki, İngilizce’ yi öğretemediğimizi dünya âlem biliyor. Bunun İngilizce’ nin okutulduğu saatle çok ilgisi yok. Öğretim yöntemleri konusunda sorun var ve bu sorunu çözmede bir arpa boyu ilerleyemediğimizi söylemek haksızlık olmasa gerek… Bu yöntemle kaç saat okutursanız okutun, sonuç değişmez.

İkinci konu, gerçekten Türk Eğitim Sisteminin en önemli sorunlarının başında gelmektedir. “İkili öğretim” Cumhuriyet’in ilk yıllarında Amerikalı eğitim uzmanlarınca önerilmiş geçici bir çözüm idi. Ama biz bunu normal hale getirdik ve hala kullanmaya devam ediyoruz. Elbette ki bu uygulamanın çoktan bitmiş olması gerekirdi. Bu konuda çok geç kalındığı hususu da bir gerçek… Eğer böyle bir uygulamaya bütün Türkiye’de geçilebilirse, eğitim adına çok önemli bir iş yapılmış olacaktır. Bakıp göreceğiz…

Okul öncesi eğitimin zorunlu olması pedagojik değil!.. Zorunlu eğitimin tartışıldığı dünyada biz, zorunlu olmayan eğitim kademesini zorunlu hale getireceğimizi söylüyoruz. Bunun eğitime katkısı tartışılır. Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde okul öncesi eğitim zorunlu değil, ama bu ülkelerde, okul öncesinde okullaşma oranı %90’larda… Demek ki bir şeyin talebini artırmak için mutlaka işi “zorunlu” hale getirmek gerekmiyor. Okul öncesinin zorunlu hale getirilmesi durumunda dünyanın sonu gelmez, ama eğitime de öyle hatırı sayılır bir katkı yapmaz. Okul öncesinin zorunlu olması, ailelerin “zorla” çocuklarını erken yaşta okula göndermeleri anlamına gelmektedir. Oysa aileler şu anda gönüllü olarak çocuklarını okul öncesine gönderiyorlar. Göndermeyenler de göndermeye uygun pozisyonları olmadığı için göndermiyorlar. Bu durumdaki aileler iş zorunlu olduğunda çocuklarını hemen okula mı gönderecekler? Hayır!.. Zorla eğitimin olmadığı konusu, temel bir pedagoji bilgisidir. Zorunlu eğitimimiz 5’ten 8’e çıktığı zaman, toplumun eğitim düzeyi gerçekten yükseldi mi? Şimdi de 12 yıllık bir zorunlu eğitim uyguluyoruz. Acaba eğitim düzeyimiz gerçekten yükseldi mi? Bununla ilgili yapılmış bir araştırma literatürde henüz yok. Ama bu konu önemli bir çalışma olarak düşünülmelidir.

İnsan yetiştirme düzenimiz olan Milli Eğitim Bakanlığı, sürekli kendini yenileyen bir yapıda olması gerekli ama kendini yenilerken temel referansı “bilimsel bilgi” olmalıdır. Gündelik bilgilere dayalı değişiklikler sistemi yenilemez ancak “yap-boz” durumuna getirir. Bilimsel bilginin kılavuzluğu yoksa, yeniliklerin işi kaosa götürmesi kaçınılmazdır.