Amerikan filmlerinde çok rastlarız.

“Hey Ahbap nasılsın”

"Ahbap"...

Kelime anlamı dost, arkadaş, güvenilir insan anlamına gelir.

İnsan bu ismi duyunca aklına menfaat değil, merhamet gelir.
Çıkar değil, dayanışma gelir.
Şüphe değil, güven gelir.

Çünkü yardım kuruluşlarının kasasında paradan önce güven birikir.

Bir vatandaş, cebindeki son yüz lirayı bir derneğe gönderirken aslında para göndermiyor; vicdanını emanet ediyor.

İşte bu yüzden yardım dünyasında en küçük bir gölge bile, koca bir dağın üzerine düşen kara bir bulut gibidir.

Haluk Levent’in başkanlığını yürüttüğü ve tek yetkili olduğu Ahbap Derneği de bu yardım kuruluşlarından biridir.

En azından bu zamana kadar öyle biliyorduk.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan gelişmeleri izlerken hem insani hem de vicdani olarak sarsılmadık değil.

Şoke olduk inanın.

“Sen de mu Haluk” dedik hepimiz.

Henüz yargının verdiği nihai bir karar yok ama sanatçı kişiliğiyle ve yardımseverliğiyle toplumda saygın bir yeri olan Haluk Levent’in böyle bir soruşturma kapsamda gözaltına alınmasına gerçekten üzüldüm.

Çünkü severdim onu

Dinlerdim de,

Henüz yargı aşamasında olsa da hiç kimse hakkında peşin hüküm vermek doğru değil ama imajının ve güveninin son derece zedelendiğini söylemek isterim.

Üzüldüm onun adına, hem de çok.

Elbette bekleyip göreceğiz ama depremde, selde, yangında, bir çocuğun eğitiminde, bir hastanın tedavisinde milyonlarca insanın umut kapısı olan Ahbap Derneği ve Haluk Levent’in böyle bir soruşturmaya düşmeleri binlerce insanın güvenini sarstı.

Türkiye’de birçok insanın "Bu parayı gönül rahatlığıyla emanet edebilirim" dediği Ahbap Derneği’nin güven veren köprüsü maalesef yıkıldı.

Güven kırıldığı anda sorular da peş peşe gelir.

"Acaba?"

İşte en tehlikeli kelime budur.

Yıllarca inşa edilen itibarı bazen tek başına bu dört harf sorgulatır.

Toplum, yardım eli uzatan insanlardan yalnızca dürüst olmalarını değil, aynı zamanda en küçük şüpheye bile fırsat vermeyecek kadar şeffaf olmalarını bekler.

Çünkü yardımın reklamı olmaz,

Ama hesabı olur.

Bağışın alkışı olmaz,

Ama izahı olur.

Toplanan her kuruşun vicdana olduğu kadar kamuoyuna da verilmesi gereken bir hesabı vardır.

Belki de bugün yaşanan tartışmaların bize öğrettiği en önemli ders de budur.

Bir yardım kuruluşunun en büyük sermayesi banka hesapları değildir.

Güvendir.

O güven sarsıldığında sadece bir kurum yıpranmaz.

Bir sonraki depremde, yangında, selde insanlar bağış yaparken iki kez düşünmeye başlar.

Asıl tehlike de budur.

Çünkü iyiliğin bile güvene ihtiyacı vardır.

O yüzden,

Adı ister Ahbap olsun,

İster başka bir dernek,

İster başka bir vakıf.

Yardım eli uzatan herkes şunu unutmamalıdır,

İyilik yapmak yetmez.

İyiliğin, tartışmaya yer bırakmayacak kadar şeffaf görünmesi de gerekir.

Yoksa toplum dönüp o tek cümleyi kurar.

"Olmadı Ahbap..."