SUYUN TAŞA AŞKI: KÖY DEĞİRMENLERİ
Trabzon köylerinde yürürken duyduğunuz o ritmik "tık-tık" sesi, aslında bir mutfak devriminin habercisidir. Modern fabrikaların aksine, bu taş değirmenler mısırı yakmadan, özünü ve vitaminini koruyarak öğütür. Su gücüyle dönen ağır taşlar, mısırı yavaş yavaş işler. Isınma gerçekleşmediği için mısırın içindeki doğal yağlar kaybolmaz. Değirmenler, sadece öğütme yeri değil; mısır torbalarının başında yapılan sohbetlerin, paylaşılan dertlerin ve pekişen komşulukların merkezidir.

SOFRALARIN GİZLİ KAHRAMANI: MISIR YARMASI
Trabzon mutfağının temel taşı mısır olsa da, "mısır yarması" bu kültürün en özel formudur. Un kadar ince olmayan, ancak bütün mısır kadar da sert kalmayan bu doku, bölgeye has yemeklerin karakterini belirler. Korkota (Yarma) Çorbası: Değirmende hafifçe kırılan mısırların, ayran ve süzme yoğurtla buluştuğu o eşsiz lezzet, kış aylarının şifa kaynağıdır.: Özellikle karalahana sarmasında pirinç yerine kullanılan mısır yarması, yemeğe verdiği kıtırlık ve doyuruculukla damaklarda iz bırakır. Emektar bir değirmenci şunları söyledi: "Fabrika unu beyazdır ama ruhsuzdur. Bizim değirmenin yarması sarıdır, güneş gibidir; kokusu tüm köyü sarar."