Yeni bir parti kurmak kolaydır.
Türkiye’de 180’in üzerinde irili ufaklı partiler vardır.
Zor olan, gerçekten yeni bir siyaset anlayışı ortaya koyabilmektir.
Eğer bir parti iktidar olmak istiyorsa önce kendini yenilemek zorundadır.
Hem de göstermelik değil, köklü bir değişime gitmeli.
Çünkü vatandaş artık aynı isimleri, aynı yüzleri, aynı söylemleri görmek istemiyor.
Yıllardır siyasetin farklı kademelerinde görev almış, aynı siyasi anlayışın içinde yetişmiş isimlerle yola devam ederek yeni bir sayfa açıldığını anlatmak kolay değil.
Yeni olmak, sadece tabelayı değiştirmekle olmuyor,
Kadroları, anlayışı ve siyaset yapma biçimini de değiştirmek gerekir.
CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi oluşumda yer almak isteyenler için de mesele tam olarak budur.
Eğer amaç gerçekten yeni bir siyasi hareket oluşturmaksa geçmişte CHP yönetimlerinde görev almış isimlerin yeni partide de aynı görevlerle yer alacaksa, bu yenilenmiyor demektir.
Yeni Parti’nin kurulmasından sonra CHP'den ayrılıp gelen il ve ilçe başkanları, geçmişte CHP'de veya sosyal demokrat partilerde yöneticilik yapmış isimler, parti üyesi olarak elbette kalabilirler.
Ancak yönetim kademelerinde aynı isimlerle devam ediliyorsa bu Yeni Parti’nin yenilenmediği gerçeğini ortaya çıkarır.
Yeni Parti yeni isimlere, yeni yüzlere ve yeni fikirlere alan açılmalıdır.
Parti üyeliği başka, yönetimi oluşturmak başkadır.
Yıllarca siyasetin içinde bulunmuş isimlerin tecrübelerinden tabi ki yararlanılabilir.
Fakat yeni bir partinin yönetim kurullarını oluştururken öncelik, daha önce fırsat bulamamış, siyasette kendisini kanıtlamak isteyen, toplumun farklı kesimlerinden gelen yeni kadrolara verilmelidir.
Bana göre Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel dışındaki bütün isimler de tartışılmalı; yürütme kadrolarında yeni bir yapılanmaya gidilmelidir.
Mevcut yöneticilerden bazıları MKY veya MKYK gibi kurullarda görevlerini sürdürebilir.
Ancak partinin kamuoyuna dönük yüzü olmamalılar, o yüzler değişmelidir.
Televizyon ekranlarında sürekli aynı isimlerin konuştuğu, aynı tartışmaların tekrarlandığı bir siyaset anlayışı yerine yeni sözcüler, yeni fikirler ve yeni bir dil ortaya konulmalıdır.
Çünkü siyaset yalnızca konuşmak değil, topluma yeni bir şey söyleyebilmektir.
Vatandaşın beklentisi de budur.
Yeni bir umut, yeni bir heyecan ve kendisini temsil edecek farklı yeni isimlerdir.
Elbette geçmişte görev yapmış herkesi bir kenara atmak doğru değildir.
Tecrübe önemlidir.
Ancak tecrübe ile yönetim kadrolarını sürekli aynı isimlere teslim etmek birbirinden farklı şeylerdir.
Yeni bir parti, geçmişin birikiminden yararlanırken geçmişin alışkanlıklarını da sorgulayabilmelidir.
İktidar hedefi taşıyan bir siyasi hareket, yalnızca mevcut iktidarı eleştirmekle yetinemez, kendi kadrolarını, politikalarını, yönetim anlayışını ve topluma verdiği mesajları da sürekli gözden geçirmek zorundadır.
Aksi takdirde yeni bir isim altında eski siyasetin devamı olmaktan kurtulamaz.
Unutulmamalıdır ki vatandaş, sadece yeni bir parti tabelası görmek istemiyor.
Yeni bir anlayış, yeni bir kadro ve farklı bir gelecek tasavvuru görmek istiyor.
Çünkü Yeni Parti, ancak kendisini yenilediği zaman yeni olabilir.
Aksi hâlde değişen yalnızca isim olur; siyaset aynı siyaset, yüzler aynı yüzler, söylemler de aynı söylemler olarak kalır.
Ve o zaman şu soru kaçınılmaz hâle gelir,
Madem her şey eskisi gibi devam edecekti, neden yeni bir parti kuruldu?
Uzun lafın kısası
Eğer, Yeni Parti kendini de yenilerse Yeni Parti olur,
Yoksa diğerlerinden hiçbir farkı olmaz.