Avrupa Konferans Ligi’nde perdeyi açan Trabzonspor, tabelaya golleri yazdırdı ama sahadaki futboluyla soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

İlk yarıda rakibine nefes aldırmayan, oyunun kontrolünü elinde tutan bir Trabzonspor vardı. Ancak futbol dediğin, yalnızca rakibi boğmak değildir; kendi kaleni de güvene alacaksın. Bordo-mavililer zaman zaman rakibine öyle fırsatlar verdi ki insanın aklına şu soru geldi: Bu takım oyunu kontrol mü ediyor, yoksa kontrol ettiğini mi sanıyor?

Reis, yoğun maç trafiğini düşünerek rotasyona gitti. As oyuncuların bir kısmını dinlendirdi, ligde fazla forma şansı bulamayan isimlere kendilerini gösterme fırsatı verdi. Savunmanın göbeğinde Samet ve Cenk, sol tarafta Melih; orta sahada Mendy, Ozan ve Bouchouari tercih edildi. Avrupa’da değerlendirilmesi düşünülen isimler sahadaydı ama mesele yalnızca forma vermek değil, o formanın hakkını verecek bir futbol görebilmekti.

Maçın başında Onuachu’nun golüyle öne geçen Trabzonspor, yıldız oyuncunun sakatlanarak oyundan çıkmasıyla planlarını değiştirmek zorunda kaldı. Yerine Franculino dahil oldu. Ardından Salah ve Franculino’nun (2) golleri geldi. Fakat skor tabelasının güzelliği, sahadaki bütün eksikleri örtmeye yetmedi.

KuPS öyle ahım şahım bir takım değildi belki ama cesaretiyle dikkat çekti. Trabzonspor’un orta saha ve savunmada verdiği boşlukları değerlendirmeye çalıştı. Kaptan Fennenen’in kornerden attığı gol ise ayrıca düşündürücüydü. Onana gibi tecrübeli bir kalecinin böyle bir gol yememesi gerekirdi. Ne var ki aynı Onana, rakibin penaltısında sahneye çıkarak hatasını unutturan bir kurtarışa imza attı. Futbolun cilvesi de tam burada başlıyor: Bir pozisyonda sorgulanıyorsun, diğerinde takımını ayakta tutuyorsun.

Ama asıl mesele ne Onana’nın kurtarışı ne de atılan gollerin sayısı…

Asıl mesele, bu futbolun Trabzonspor’a ne vaat ettiği!

Ben bu maçta sahaya çıkan on birde geleceğe dair öyle güçlü bir ışık göremedim. Evet, skor var. Evet, goller var. Ancak oyun bütünlüğü, savunma güvenliği ve sahaya karakter koyma konusunda hâlâ cevap bekleyen sorular var.

Avrupa’da kazanmak önemlidir. Fakat Trabzonspor gibi hedefleri büyük bir takım için kazanmanın yanında, taraftarına güven vermek de şarttır. Bu camia yalnızca tabelaya bakmaz; sahada ne gördüğünü, takımın nereye yürüdüğünü de sorgular.

Bugün skor sevindirir, yarın unutulur. Ama sahadaki eksikler giderilmezse aynı sorunlar daha güçlü rakiplerin karşısında karşımıza çıkar.

Trabzonspor kazandı ama bu futbol, benim içime su serpmeye yetmedi. Bazen üç gol atarsın, tabelayı susturursun; ama futbolun içindeki soru işaretlerini susturamazsın!