Siz bakmayın sonradan birilerinin ‘Şöyle olsaydı, böyle olurdu, bunu yenseydik böyle olurdu’ demelerine..
Teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde girdiği 2025-26 sezonunu bazı mevkilerdeki eksiklikleri yüzünden yaşadığı kadro zaafı yanında, Afrika Kupasına gittiği için 5 maçta forma giiyemeyen büyük golcüsü Onuachu’nun yokluğuna ve de sakatlıklar yüzünden yaşadığı sıkıntılara rağmen, dördüncü sıradaki Beşiktaş’a 9, beşinci Başakşehir’e de 12 puan fark atarak ligi 3. sırada bitiren Trabzonspor , Ziraat Türkiye Kupasını da 6 yıl sonra müzesine getirerek sezon başında kimsenin hayal bile etmediği büyük bir başarıya imza atmıştır.
‘Sahada Trabzonspor varsa umut her zaman mevcuttur’ mantığındaki ben bile,‘Abi bu sezon ne olur?’diye soranlara ; ‘En iyi ihtimalle 4. oluruz,5. lik te fena sayılmaz’ diyordum başlangıçta..
Bu yüzden bu büyük başarının mimarları teknik kadronun da , futbolcuların da hakkını teslim edelim, dönelim yeni sezona..
Sonu ne olur bilinmez ama, Trabzonspor yeni sezona mantık ve uygulama açısından transfer şampiyonu olarak başlayacak.
Zira, sezon açımına bir ay gibi bir zaman kala, kalitelerini kanıtlamış 8 oyuncuyu kadrosuna katarak hem kendisi için, hem de diğer takımların da hiç yaşamadığı bir ilki gerçekleştirip transferi neredeyse tamamladı.
Oysa geçmiş dönemlerde sezon başı kamplarına daha çok yedek ve kadroyu tamamlasın diye altyapıdan alınan genç oyuncularla gidilir, yerli ve yabancı yeni transferlerin çoğu da bu kamplara zamanında katılamadıkları için sezon başlarında pek hazır olmazlardı.
Bu başarı yönetimin alkış hanesine yazılırken, teknik kadronun işini ise hem kolaylaştırdı ,hem de bir açıdan zorlaştırdı!.
Kolaylaştırdı çünkü ilk 11 sıkıntısının dışında kulübeden sahaya sürecek oluncu bulamayan Fatih Hoca, şimdi hem daha daha kaliteli hem de alternatifli bir kadro ile çalışma imkanı bulacak .
Zorlaştırdı çünkü, Trabzonspor camiası hem saha sonuçları , hem de sahada sergilenen futbol olarak beklentisini büyüttü.
Ve bence, geçen sezon için gayet mantıklı ve doğru olan ‘İlk dört başarıdır’söylemi artık hiç bir şekilde karşılık bulmayacak.
Çünkü; Gelinen noktada hedef büyümüştür;
O da şampiyonluktur.
1979-80’de Karadeniz Fırtınası
Süper Lig’in o zamanki adı 1.Lig olan 16 takımlı 2 puan sistemli 1979-80 sezonunda ligde tam anlamıyla Karadeniz Fırtınası esti .

Zira; Trabzonspor o sezonu 35 puanlı Fenerbahçe’ye 4 puan fark atarak 39 puanla şampiyon olarak tamamlarken, Karadeniz'in bu ligdeki diğer temsilcilerinden Zonguldakspor 33 puanla 3. Çaykur Rizespor 32 puanla 5.ve Orduspor’da 30 puanla 7. olarak büyük ses getirmişlerdi.
Süleyman Seba’nın Trabzon anısı !
Kulüp Müdürü rahmetli Cemil Ulusel anlatıyor;
1986 yılının Ramazan ayına denk geldi bizim Trabzonspor maçı.
Maç Trabzon'daydı, kazanırsak şampiyon olacaktık.

Hepimiz oruçluyuz. Tribünde oturuyoruz. Heyecanlıyız. Ama Süleyman Abi Başkan Süleyman Seba) hepimizden de heyecanlı.
Zangır zangır titriyor!
O sırada stoper Gökhan (Keskin) golü atmaz mı?, Hepimiz ayaktayız!
Süleyman abi de ayakta. Baktım gözü önündeki sehpada küçük pet şişedeki suya takıldı. Aldı şişeyi, kapağını açıp içecek! Pat diye yakaladım kolundan.
- Abi, dedim; aman orucunu bozacaksın!
Durdu, bana baktı, başladı gülmeye...
Sonra da;

‘ Ulan Cemil’,dedi; ne vardı bıraksaydın da içseydim!
Unutmuş olduğum için orucum bozulmamış olacaktı !
Bu arada Seba, İstanbul’a dönüşte ‘Uçak ta Trabzonlular da var’ diyerek kutlama yapmaya izin vermemişti.
Gürel Yurttaş, (Eski Dostlar, anılar)
Hamsik ve Mafia!
Napoli'de oynarken şehrin mafya liderleri bir gün arabamı çaldı. Taraftarlar durumu öğrenince sokağa döküldü ve mafyaya büyük bir isyan başlattı.

Sadece 24 saat sonra arabam anahtarıyla birlikte evimin önüne bırakıldı ve dikiz aynasına bir özür notu asılmıştı.
O şehre boşuna aşık olmadım."
Oltacı ,orada da tutunamadı!
İrfan Can Eğribayat ile devam etmeme kararı aldık bu yüzden kaleci alacağız. Samsunspor'un vizyonuna uymadı maalesef.

Hep şunu söylüyorum, yeteneklerinle Samsunspor'a gelirsin ama karakterinle kalırsın. Karakter çok önemli. Karakter konusunda uymayan oyuncularla biz asla çalışmayacağız. "Başkan Yüksel Yıldırım’
Girişi 90TL imiş!
Etin kilosunu 90 liraya ithal edip 500 liraya satıyorlar.
Haliyle çok büyük paralar kazanıyorlar.

Türkiye ,Dünya’nın en çok et ithal eden ikinci ülkesi
Sığırcılık bu sebeple asla gelişmez. (Ekonomist Murat Muratoğlu)
Yüzmeyi burada öğrendik
Çocukluğumuzdan kalan, sahil yolu yapılmadan önceki bir Kemerkaya fotoğrafı.
Çokları gibi ben de burada öğrendim yüzmeyi.
Bu düz kayaya gide ,gele kıvırdık işi.

Arası boyu geçiyordu ama, mesafe kısa olduğu için batana kadar geçiyorduk karşıya.
Bir iki defa geçince de işlem tamam..
Tabi, yüzme bilen bir arkadaş tetikte bekliyordu.