Efendim biber gazı orucu bozar mı?
Aslında bu soruyu soranın niyeti kesinlikle hıyarlık.
Muzip ötesi kafa bulma.
Alacağı cevapla Ebu Süfyan vari bir dalga geçme.
Muhatap Bolu Müftüsü olayın farkında;
"Dumanlı , sisli hava neyse biber gazlı ortam da aynısıdır" diyor.
E, ne oldu şimdi?
Aldın mı cevabını,biber gazı oruç bozmuyor.
Hadi afiyet olsun!
Bakan Soylu İle Ayak Üstü
Önceki gün Bakan Süleyman Soylu ile karşılaştık.Uzun zamandır görüşmemiştik.
Kanımca benden kaçıyordu.
Kendilerine sordum,"Hayır, olur mu?" dedi.
Benimle ve haliyle karikatürle aranızı biraz açık gördüm.
Bildiğiniz gibi bazı mevzular oldu, daha doğrusu oluşturuldu.
*
Bakan soylu verdiği cevapta: Hayır! Dedi.
Ben karikatürü çok severim.
*
Tabi ki karikatürist eleştirecektir.
Hatta Salih Memecan bir karikatürümü çizmişti.
Şöyle üç dört karede anlatmıştı.
*
Birincisinde güçlü bir kırat, üzerinde Demirel.
Diğer karede zayıflamış bir atın üzerinde Tansu Hanım.
Son karede ise artık benim elimde bir çubuk.Çubuğun ucunda bir at kafası olduğu halde koşturuyorum...
*
Evet burada beni hiciv etse de ben çok beğenmiştim.
Sorun ben değil,
Dediğim gibi benim eleştiriye tahammülüm fazlasıyla vardır.
Çizdiklerinizden ötürü size de asla gönül koymadım.
*
Ama bazı hassasiyetlerimiz var.
*
Dedi ve bakışlarıyla bunu tamamladığında anladık ki, Reis hariç;
Sorun yok diyor.
*
Oysa şahsi görüşüm o dur ki,
Reis de, hakaret hariç karikatürlerinin çizilmesinden rahatsız olmamaktadır.
Çünkü biliyorum ki o da espriyi seven,
Zaman zaman nükteleri patlatan bizden birisidir.
Ama anlaşılan Bakan Soylu ile aramızda zaten olmayan buzları eritmiş olduk.
***
Sanatçı Olursan
Reis, "Sanatçı olsan ne olur?" diyor.
El cevap,
Sanatçı olursan,
Düşüncelerini eyleme geçirirsin.
Sanatçı olursan, fikrini söylemekten çekinmezsin.
Sanatçı olursan, insan olduğunu bilir,
Allahtan başkasına boyun eğmezsin...
*
İşte bunu yaparsın.
Ama Türkiye'de sanatçı olursan:
Başın belalara girer.
Yalakalar seni fena yakalar.
Yamultur.
Eyüp Verdi Fetvayı
Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Eyüp Çavuşoğlu adındaki zat, İstanbul’da meydana gelen 4.4 şiddetindeki depremin oruç tutmayan ve namaz kılmayanlar yüzünden olduğunu söylemiş.
Benzer bir ifade de Gölcük depremi için söylenmişti.
Neyse şimdi biz Gölcük depremini değil de Eyüp Cavuşoğlu'nun,
"İstanbul’da meydana gelen 4.4 şiddetindeki depremin oruç tutmayan ve namaz kılmayanlar yüzünden meydana gelmiştir." sözünü irdeleyelim.
*
Bakıyorsun adam aydın.
Adam bilim adamı.
Üstelik üniversitede de hoca.
Ona inanmayacağız da kime inanacağız?
*
Öyle ya adamın vardır bir bildiği.
Almıştır bir yerlerden önemli bir haber.
Ya da bir yerlere mesaj mı vermektedir bu birader?
*
Yalnız bu zatı bilmiş muhterem(!) efendiye soracağım odur ki:
Avrupa'da hiç deprem olmaz.
Afrika'da da pek olmaz.
Hatta Rusya'da da hiç deprem olmaz.
Şimdi bu Avrupalılar.
Bu Almanlar.
Bu Fransızlar.
Bu İngilizler çok mu namaz kılıyorlar.
Alayı şimdi oruçlumudur bunların.
*
Şimdi Afrika'da
Zambiya'da
Tanzanya'da
Moritanya'da namaz kılmayan, oruç tutmayan olmadığından mıdır ki
Deprem nedir bilmezler.
*
Mesela bizim Putin'in ülkesi Rusya'da yaşayanlar İslamiyet'i mi seçtiler.
Moskova'da en son yapılan cami nedeniyle tüm Ruslar camiden çıkmıyor,
Oruçlarını Moskova, Leningrad sokaklarında açıyor,
Onun içindir ki, oralarda deprem mebrem olmuyor.
Bunu mu demek istiyor bu bilmiş ve artist görünümlü Eyüp Hocamız.
*
Yahu Eyüp Efendi!
Bizler,senin duygularına,
Saçma saban görüşlerine göre değil,
Bilim ışığına uygun fikirlerine ihtiyacımız var.
Lütfen Akılsız görüşlerini kendine sakla.
Ve o makamlarda daha fazla saçmalama.
*
Hatta yüreğin yetiyor ise,
Namaz kılmadıkları,
Oruç tutmadıkları,
Çaldıkları,
Çalanı, çırpanı korudukları,
Yetim Hakkı yedikleri,
İftiralar attıkları için...
Tecavüzlerin azgınlıkların, her türlü fenalıkların tavan yapması nedeniyle bu debremler oluşmaktadır diyebilsen bile
Yüreklisin ama doğru değil bu görüşlerin derdim.
*
Ha bu arada görseline baktım, saatin de güzelmiş Eyüp...
Alemsiniz Alem!
Evet bizim Türk medyası alemdir.
Bakın, Türkçesi, "Bir dakika" anlamına gelen "One minute" sözünden nasıl da unutulmaz bir slogan üretmiş,
Nasıl da dünya lideri yaratmışızdır.
*
Evet,
One Minute!
Yani Türkçe okunuşu: Van Minut!
Anlamı: Bir dakika.
*
Hani biri sözümüzü keser
ya :
Ona, "Bir dakik!" Diyerek müsaade isteriz.
Hatta işaret parmağımızı dikler,
Anlımızı bir miktar kırıştırır,
Göz teması kurar ve "Bir dakika!" deriz.
Hatta" bi dakka!" da denildiği çok olur.
*
İşte bu söylem yıllarca söylendi de söylendi...
Hatta öyle ki,
One minute mekanları,
Cafeleri, restoranları açıldı.
One minute spor salonları, berberler, kuaförler açıldı...
*
Derken İsrail'le aramız fena halde açıldı.
Filistine yardıma giden gemimiz uluslararası sularda batırıldı.
Ölenlerimiz oldu.
*
Aradan hayli zaman geçti...
Bu arada yaşanan kan kokulu öfkeler geçti, söylenenlerden yüzler kızardı.
İsrail Türkiye'nin tüm şartlarını kabul etti.
*
Özür dilenecek denildi.
İsrail özür diledi.
*
İsrail tazminat ödeyecek denildi.
Muhteşem bir tazminat miktarı kabul edildi.
*
Filistin'e abluka kalkacak, denildi.
Abluka kalktı.
*
Diğer taraftan yıllarca süren bozuşma ve gerilim asla Türkiye'nin ve de İsrail'in lehine olmadı.
Ve nihayet iki ülke makulde anlaştı.
*
Şimdi bu sefer de bizim muhalif medya alemliğe başladı.
Vay İsrail'le nasıl ilişkiler düzelir.
*
Vay Türkiye nasıl geri adım atar.
Dedim ya bizim basın alemdir alem...