Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan siyaseti satranç taşları gibi diziyor.
Son Rusya mektubu da ciddi bir hamle.
Dışişleri Bakanlığına Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu geldikten sonra komşularla ilişkiler kötüye gitti. Stratejik derinlik kitabındakileri uygulamaya çalıştı ama olmadı.
Irak, İran, Suriye derken etrafımızda adım atacak yer kalmadı.
Bir Rusya vardı,
Onu da ‘Emir verdim rus uçağını düşürdük’ dedi, kaybetti.
Sonrasında milliyeti bilinmiyordu dönüşünü yaptık ama sonuç alamadık.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Binali Yıldırım’ın Başbakanlığı ile ipleri tamamen eline aldı.
Artık Başbakan da onun gibi düşünüyor, Dış işleri bakanı ve bürokratlar da.
Tek belirleyici o.
Avrupa konusunda İngiltere krizi sebebiyle kazanan Tayyip bey oldu.
Hemen akabinde İsrail’le sorun çözüldü ve yeni diyaloglar başlıyor.
Ve hemen ardından bir hamle daha.
Rusya liderine mektup yazdı.
Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin kötü olması Ankara’nın elini zayıflatıyor.
Çünkü seçenek kalmıyor.
ABD’ye ve Avrupa’ya muhtaç oluyorlar.
Siyaseten dengeler aleyhinize değişiyor.
Ama Rusya gibi önemli bir pazarla işbirliğiniz varsa her ülke hesabını buna göre yapıyor.
Rusya ile yaşanan kriz turizmi çökertti.
Rusya’da kaybetti.
Hem de milyarlarca dolar.
Ama Rusya yıllarca komünist rejimle yaşamış.
Buna alışmış.
Ve Türkiye’ye gitmeyin dediler, geldiler.
Diğer bir kayıp ihracatta.
Akdeniz bölgesinin ve egenin ürünleri neredeyse yüzde 90 bu ülkeye gidiyordu.
Şimdi hepsi tarlada çürüdü.
Kayıp milyarlarca dolar.
Onun için Tayyip Erdoğan oturup bekleyemezdi ve sert adımlar attı.
Kuşkusuz toplum Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na üzüldü.
Temiz bir yüz
Temiz bir sicil ve
Muhteşem bir insani bakış.
Oysa, kurt olacaksın
Kurnaz olacaksın.
Ülke için her türlü oyunu oynayacaksın.
Bunları yapamadı ve değişti.
Putin’e yazılan mektubun ardından anlıyoruz ki,
Şimdi sıra Türkiye’de.
İsrail gibi tazminat ödenecek ve farklı adımlarla kriz çözülecek.
Şavaşın eşiğinden dönüldü ve bu duruma geldi.
Rusya bu süreçte canımızı acıtmadı mı, acıttı.
Ama rövanşı bundan sonra masada çıkarabiliyorsak işte o zaman 
büyük ülke oluruz.