Türkiye, Avrupa uluslar ligi maçlarında 2 mağlubiyet aldı. A liginde mücadele eden milli takımın büyük güç kaybettiği gerçeği ortaya çıktı.
Bunun en önemli sebeplerinden birisi Kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun sakatlanması idi. Hakan’ın ne kadar önemli oyuncu olduğunu onsuz milli takımı izleyince gördük.
Yanında oynayan Orkun Kökçü de sakattı. Bu ikilinin oynadığı maçlarda yanlarında Arda veya İsmail Yüksek olunca milli takım bambaşka seviyede maçlar çıkarıyordu.

Türk milli takımı Burak Yılmaz’dan sonra santrafora bir golcü koyamadı. En ideal isim Enes Ünal olmasına rağmen bu oyuncumuzu sildi, attılar. Millilerin önde basacak bir isme acil ihtiyacı var.
Bu iş bir Arda Güler ile olacak iş değil. İki maçta da insan üstü performans sergiledi. Övgü aldı, fakat tek başına kazanmamıza yetmedi ve yetmez de.
Tek sorun Montella değil. Milli takımda iki eksik var, bunlardan birisi rakibe basacak yapıda oyuncu azlığı, diğeri de Mili forma ruhunu sahaya yansıtıp toplu hücum ve savunma yapacak oyuncularımızın bulunmayışı.

Bir not daha aktarmak isterim, Milli takımın kalesi içinde iki isim var. Bunlardan birisi Berke diğeri ise Okan Kocuk.
Uğurcan da, Altay’da konsantrasyonlarını kaybetmiş durumdalar.
TEMİZ FUTBOL HAMLELERİ
Türkiye futbol federasyonu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bahis olaylarına karışanları bölüm, bölüm açıklıyor. Futbolcular, Teknik adamlar daha önce açıklanmış ve cezalarını çekmişlerdi. Şimdi de Kulüp Yöneticilerinin dosyaları PFDK’ya gönderildi.
Trabzonspor kulübünden eski ve mevcut yöneticilerden listede olanlarda açıklandı. Açıklanmasından hemen sonra da Aspor’a bağlanan Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, eğip bükmeden tüm olup biteni anlattı.

Önemli hukukçulara sordum, PFDK ne ceza verir?
“20 günlük, en fazla bir aylık hak mahrumiyetleri çıkabilir. Çünkü ortada bir suç yok. Etik olmayan bir eylem var.”
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu futbol sonuçları anlamında başarısız oldu. Şike ve Bahis soruşturmalarında attığı adımlar önemli. “Futbol sadece futbol değildir” diyenlerin haklı çıktığı bir düzendeyiz. Bunun mutlaka ama mutlaka değişmesi şart. Bu değişimi yapacak olan da bizzat İbrahim Hacıosmanoğlu’dur.
MHK OPERASYONUNUN PERDE ARKASI
Merkez Hakem Komitesi başkanı Ferhat Gündoğdu ile ilgili gazetelere yansıyan iddialar mevcuttu. Gözaltı kararlarının sebebi bunlar değilmiş. MHK üyesi Yunus Yıldırım’ın kişisel ihtirasının Mobbing’e dönüşmesi ile yaşanmış süreç.
İddiaya göre Polis memuru bir hakem, ondan bir kadının ikamet bilgilerini isteyen bir MHK başkan vekil. Polis memurunun “Hayır böyle bir eylemde bulunamam” demesi ile başlayan itibarsızlaştırma ve klasman düşürme olayları. Bu az bir iş değil. Polis memuru Başsavcıya gidiyor ve bu soruşturma sürecinde de bilgi ve belgelere de ulaşarak gözaltı işlemi yapılıyor. Bu operasyonlar, Türk futbolunu daha dinamik bir hale getirecektir.
İSMAİL FANDAKLI’YA NE DEMELİ?
1985 yılının sıcak bir yaz gününde Gazipaşa Caddesindeki Kuzey haber gazetesinin ofisinde tanışmıştık. Ticaret Lisesi mezunu idi. O da işe başlayalı çok olmamıştı. Yollarımız orada kesişti. Gazete 1986’nın sonu gibi Demirkırlar İş Merkezine taşındı. O ve Şennur Hanım Gazetenin bilgi işlemini yapıyorlardı. Onlar mesaiyi bitirip çıktıklarında ise İsmail’in odasında yatağımı serip yatıyordum. Sel felaketinin olduğu gece (1990) orada idim. Küçük bir pencerem vardı. Oradan baktım, Yağmurla birlikte inanılmaz şimşekler çakıyordu. Koca matbaa, poşet fabrikası, orada tek başımayım.

Sabah kalktığımda ambulans sesleri duydum.. Kafamı o küçücük pencereden dışarı çıkardığımda gördüğüm manzara dehşetti. Sözenler’in Deliklitaş’ta bulunan kereste fabrikalarının önündeki kütükler sel suları ile sürüklenmiş Demirkırlarn’ın içinde yüzüyor. En altta Hilal kuruyemiş vardı. Değirmendere-Arsin köprüsü yıkılmış, Söğütlü deresi taşmış ve tam 47 kişi yaşamını yitirip, kaybolmuştu. O haberleri İsmail Fandaklı ile birlikte gazeteye yerleştirdik. Naci Özkan bey İstanbul’a taşınıp gazetenin yayınana da ara verince İsmail ile yollarımız ayrıldı. Ama gönlümüz hiç ayrılmadı. O gazetecilik mesleğinde her zaman ‘Farklısın’ der beni motive ederdi. İsmail sonradan kitap çalışmalarına girdi. O hazırlıyor, Feti Yılmaz ise basıyordu. Çok önemli eserlere imza attı. İki bölümde Çömlekçi ve Arafilboyu tarihini kaleme aldı. Ve son eserini de mezun olduğu okula ayırdı. Ticaret lisesinin 102’nci kuruluş yıldönümünde çok güzel bir eser daha ortaya koydu. Eline ve kalemine sağlık İsmail. Çok kitap okuyana kitap kurdu derler. Ya kitapları hazırlayanlara ne demeli? Kitapların efendisi diyelim.
ARAKLI VE DEVRAN
Trabzon Gastronomi festivaline hazırlanıyor. Şehrin en meşhur yemekleri Trabzon döneri başta olmak üzere beğeniye sunulacak.

Meşhur iki dönerci vardı, Kavas ve Bozkurt lokantaları. Artık onlar yok. Kavas’ın devamına Muharrem Usta geldi. Sonrasında Akçay Döner, ardından Lezzet Döner Kebap. Maraş Caddesinde Değimrencioğlu Kebap, Profet ve Değirmendere’de Çağlayan ile Kral lokantaları gelir.. Bu lokantalara girenler mutlaka döner siparişi verirler. Bu isimlere eklenen Araklı Devran lokantası var. Bir döner Of’ta Nizam Usta ne kadar meşhur ise Devran da aynı. TAKA Gazetesinin eski Güvenlik Müdürü, Emlakçı Adnan Osman ve pırıl, pırıl evlatları bizi orada ağırladılar. Döneri gerçekten güzelmiş. Yemekten sonra Parktaki çay sohbetinde Zeki Sancak’ın Adnan Osman ile anlattığı anılar yok mu, bu kasvetli günlerde biraz olsun tebessüm, hatta kahkaha atmamıza yetti.
SABIRLA, ÖZVERİ İLE
Trabzonspor’un tarihi resimlerini ortaya çıkaran isim Mustafa Demir’dir. O küçücük fotoğrafları büyüttü, renklendirdi ve Trabzonspor’un tarihi kitaplarının tümüne fotoğraf verdi.

Demir, 2026 yılında Abdullah Avcı’nın Şampiyonluk öyküsünü kitaplaştırdı ve kendisine takdim etti. Hazırlanan Şamil Ekinci kitabına ise Şakil Ekinci’nin şampiyon kadrolarını ve yöneticilerini o aktardı. Alkışlar Mustafa Demir’e.
BİRAZDA NOSTALJİ
ENVER HIZLAN..
Bu fotoğraf 1986 yılına ait. Bugünkü devlet tiyatrosunda, Trabzon kültür ve sanatına maddi ve manevi destek verenleri, Trabzon Valisi Enver Hızlan plaket ile ödüllendirdi. Ardından misafirlere ve izleyicilere bir konuşma(Nevzat Yılmaz) yaptım.

Bugün aramızda olmayan işadamı Feridun Tuna ve Devlet İstatistik bölge müdürü Sezer Bahadır'a rahmet diliyorum. Hayatta olan 95 yaşında İstanbul'da yaşayan valimiz Enver Hızlan'a sağlık diliyorum. Derler ya, az yiyen çok yaşarmış. Maşallah Valimize.