Gerek dış politikada yapılan açılımlar gerekse ekonomik göstergelerdeki değişimler.

Birkaç gündür Türkiye’de Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan ile verilen fotoğraf ve Merkez Bankası’nın faiz kararı konuşuluyor.

İçerden başlayalım.

Tv ekranlarında hemen hemen tartışanlar aynı isimler, bakıyorsunuz dün ak dediklerine bugün kara diyebiliyorlar.

Benzer durum muhalefette de var, iktidar kanadında da olmuyor mu nasıl olmasın sonuçta 20 yıllık bir süreç söz konusu.

Merkez Bankası son bir yıllık süreçte faizleri yanılmıyorsam % 19’dan % 9’a çekti ve faizlerde indirim döngüsünün bittiğini açıkladı.

Dünyada enflasyonist ortam var, ülkeler faiz artırarak parasal sıkılaştırma dedikleri sisteme geçiyor, paraya ulaşım zorlaşıyor.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrarla şunu söyledi: ‘Faiz sebep, enflasyon neticedir’

TÜİK verilerine göre Türkiye’de enflasyon % 80’in üzerinde.

Önümüzde Haziran seçimlerinin Nisan, Mayıs’a çekilmesi öngörülüyor.

AK Parti ve Erdoğan’ın söylemlerinde haklı çıkıp çıkmadığı sandıktan çıkan sonuçlara göre belirlenecek.

Ülkemizde ekonomik gelişmelerin sandık sonuçlarını nasıl tayin ettiği su götürmez bir gerçektir.

İktidar bu adımları atıyor, vaktiyle Türkiye dünyanın en büyük faiz veren sıradan ülkeleriyle aynı kategoride gösterilirdi.

Bu husus tv’lerde, ekonomi sayfalarında, ekonomistlerce de yerden yere vurulurdu.

Şimdi tam tersi, dünya faiz artırırken Türkiye faiz indiriyor.

Şu deniyor Merkez Bankası kurları dengelemek için döviz satıyor, Türkiye’ye para girişi var.

Ülkede fırsatçılığın önüne geçmek, enflasyonun iyice kontrolden çıkmasını önlemek için doların belli bir yörüngede olması lazım.

Kur korumalı bir sistem geliştirildi, son dönemde girişler azalsa da ilk dönem gibi bu sistem maliyeye yük olmadı.

Hatırlayın ilk çıktığında nasılda ortalık karışmıştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu da sert eleştirenlerdendi. Aynı Kılıçdaroğlu’na ‘tefeci’ dediği Londra ve ABD bankerleriyle nasıl buluştuğu sorulur oldu.

Bu husus sol çevrelerde de ciddi tepkiler aldı

Son olarak:

Cumhurbaşkanı Erdoğan Dünya Kupası için gittiği Katar’da Mısır Lideri Sisi ile tokalaştı.

Uçakta gazetecilere; ‘Gün gelir Esad ile de görüşme olabilir’ dedi.

Ardından Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye 5 milyar dolar finansman sağlayacağı yazıldı.

Türkiye, komşularla sıfır sorun politikası izliyordu, ardından Kuzey Irak ve Suriye’nin bölünme hesapları Türkiye’yi yalnızlığa itse de şimdi önemli adımlar atılıyor.

Israrla Esad’la görüşün deniliyordu.

Muhalefette görev yapan eski bir diplomat vaktiyle Suriye ile çok iyi ilişkiler geliştiren Türkiye’nin bundan çıkar sağlamayacağını söylüyordu.

Suriye ile ilişkiler bozulunca bu sefer ‘neden’ diye sormaya başladılar.

İktidarın her yaptığı doğru olmadığı gibi, muhalefetin de her şeyi kötü göstermesi bu işte iler tutar yönün olmadığını gösteriyor.

SOYLU HASSASİYETİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçim çevresi değişse de Trabzon’da ona olan sevginin değişmediğini gördük. Son sahiplenme sadece bir siyasi tavır değildir.

STK’ların içinde farklı siyasi görüşten isimler de mevcuttur.

Soylu, Türkiye’nin 40 yıllık ilk sıradaki sorununu değiştirmiş bir Bakan’dır.

Bunu oturarak değil dağ, dağ gezerek yapmıştır.

Özgür Özel, Trabzon’da yatırımları eleştirebilir, şehir hastanesi, yatırım adası ve Güney çevre yolunun gecikmesini sorgulaması olumludur.

Ama Meclis ile Trabzon’u karıştırması yanlış bir politikadır.

Çünkü terör çok can yakmıştır.

Trabzonda her mahalleye 1984 yılından itibaren şehit ateşi düşmüştür.

Bu ateşi söndüren Baş aktör Süleyman Soylu’dur.