Birkaç gün önce emekli maaşımı aldım.
Tamı tamına 23 bin 160 lira.
8 bin 308 prim gününden, 2014 yılında emekli oldum.
Yani 11 yıl önce.
Emekliye Ocak 2026 da son yapılan yüzde 12,19’luk zamla maaşım 20 bin 500 liradan 23 bin 160 liraya fırladı.
Buraya kadar her şey “normal” gibi görünüyor.
Ama asıl mesele şu soruda gizli.
11 yıl önce emekli olanla, dün emekli olan arasındaki fark sadece 3 bin 160 lira?
Yani ben 8 bin 300 prim ödedim ama 3 bin 600 gün prim ödeyen ile aramda sadece 3 lira fark var.
Neden?
Hani Adalet
Çünkü en düşük emekli aylığı her yıl yukarı çekiliyor, ama yıllarca daha fazla prim ödeyen, daha uzun süre çalışan emekli sistem içinde eşitleniyor.
Kalkınmaya evet de hani adalet.
Hatta düne kadar yani bir ay önce en düşük maaş alan emekliyle aramda 4 bin 620 lira fark vardı.
Bugün o fark neredeyse kapandı.
Bu tablo sizce adil mi?
38 yıl çalışan için adalet bu mu?
Gelin süslü cümleleri bir kenara bırakalım, hayatın matematiğine bakalım.
Emekli aylığım gelirim: 23.160 TL
Giderlerime bakalım:
Doğalgaz: 1.595 TL
Elektrik (Trabzon): 1.475 TL
Elektrik (köy): 2.328 TL
Su: 725 TL
Su (köy): 450 TL
İnternet: 799 TL
Cep telefonu: 980 TL
Eşimin telefonu: 660 TL
Mutfak (en asgari): 12.000 TL
Yakıt: 7.500 TL
İkram: 2.000 TL
Öğle yemeği: 9.000 TL
Toplam: 39.512 TL
Kira yok.
Altını çizelim: KİRA YOK.
Buna rağmen her ay 16.352 lira açık veriyorum.
Minimum hesaplamalar.
İki kişi bir ay boyunca günde üç öğünden 1.800 öğün yemek zorunda.
Neyle hangi parayla ve nasıl
Şimdi düşünün;
Bir pantolon alsanız.
Bir ayakkabı eskise.
Eşinize dostunuza giderken bir kilo tatlı alsanız…
Şirazeniz kayıyor.
Hesap tamamen dağılıyor.
38 yıldır çalışıyorum.
Ve hâlâ çalışıyorum.
Çünkü çalışmazsam geçinemem.
Bu cümle bir emeklinin ağzından çıkıyorsa, ortada bireysel değil sistemsel bir çöküş var demektir.
Kendimden örnek verdim ama bütün emeklilerin durumu aynı.
Kirada oturan emeklinin halini düşünün
Türkiye’de 17 milyonun üzerinde emekli var.
Peki bunların kaçı çalışabiliyor?
Kaçı sağlıklı?
Kaçı iş bulabiliyor?
Ya diğerleri…
Sesi çıkmayanlar,
Bakkal defterine yazdıranlar,
Markete akşam saatinde gidenler,
Et reyonunun önünden başını öne eğerek geçenler.
Onlar nasıl yaşıyor?
Emekli bu ülkenin yükü değildir.
Emekli bu ülkenin çimentosudur, hafızasıdır, alın teridir.
Ama bugün emekli;
Zamla sevinen,
Faturayla yıkılan,
Pazarda utanan,
Torununa harçlık veremeyen bir hale itilmiştir.
En acısı da şudur;
Çok çalışanın değil, en aza ayarlananın kazandığı bir düzen kurulmuştur.
Bu düzen sürdürülebilir değildir. Ne zaman kadar devam edecektir.
Allah tüm emeklilerin yardımcısı olsun.
Ama bilinmeli ki bu mesele sadece dua ile değil, adaletle çözülür.
Düzenleme kaçınılmaz.
2027 veya 2028 seçimleri emeklinin elindedir bilesiniz.