Bu yanlış bir kampanya.
Türkiye zaten büyük değil mi?
En azından Ak Parti, yıllardır böyle demiyor muydu?
E, ne şimdi, "Evet çıkarsa Türkiye büyür" söylemi?
Evet, bu sloganı tutmadım.
EVET VE HAYIR ÜZERİNE
Evet, sen ne dersen o olur.
Hayır, ben ne dersem o olur.
Evet, sana itirazım yok.
Hayır, farklı düşünüyorum.
Evet, itaat et rahat et.
Hayır, bedeli neyse öderim ama ben de varım.
Evet, çantada kekliktir.
Hayır, çetin cevizdir.
Demokrasinin adımlarından biri evet,
diğeri hayırdır.
Evet, teslimiyettir.
Hayır mücadeledir.
Evet, hakkını devretmektir.
Hayır, hakkını kullanmaktır.
SAĞLIK BAKANI TRABZON'DAYDI
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Trabzon'da basın mensuplarıyla yaptığı sohbette:
"Trabzon benim için farklıdır.
Trabzonlular farklıdır.
Köfte benim için farklıdır.
Yemeden Ordu'ya doğru yol almam" diyor.
Trabzonspor da benim için farklıdır.
Sağlık hizmetlerinde memnuniyeti yüzde 39'lardan 75'lere iki müsteşarımla getirdik.
Biri şimdiki Belediye Başkanımız Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu Dostum,
diğeri ise Prof.Dr Nihat Tosun'dur.
*
18 - 25 yaşlarındaki gençler evlenebilecek.Ehliyet alabilecek.
Hatta yeri geldi mi şehit olacak,
Yetmedi rejimin teminatı olacak,
Seçecek,
Ama seçilemeyecek.
İşte Genç Milletvekili kardeşimiz Salih Cora.
Bakkalın,
Market sahibinin,
Çiftçinin çocuğu da vekil seçilecektir.
*
Trabzon Gümüşhane arasına yapılmakta olan tünel Trabzon'u ve bölgeyi uçuracaktır.
Ovit Tüneli’nden de uzun olacaktır.
Hatta bu tünel Türkiye'nin en uzun tüneli olacaktır.
Tüm bunlar şunu gösteriyor,
Koşarak ilerliyoruz...
*
İçişleri Bakanımız Soylu ile demokrasi mücadelesini birlikte verdik.
Bu gün teröre karşı top yekun bir muhteşem mücadele veriyor.
Onunla gurur duyuyoruz.
Bu huzurumuz için ona huzurunuzda gönülden teşekkür ediyorum...
*
Trabzon Şehir Hastanesi Akyazı'da olacak.
Stadyumun yanında olacak.
350 bin metre kare alana sahip bir külliye olacak.
Öyle muhteşem olacak ki,
O şaheser Trabzonspor stadyumundan da şahane olacak.
Bunlar Trabzon için söyledikleriydi.
*
Türkiye bu güne kadar 3 kırılma yaşamıştır.
Birincisi, Cumhuriyetin kuruluşudur.
İkincisi, Demokrasiye geçiş ve Menderes iktidarlarıdır.
Üçüncüsü ise AK Parti İktidarıdır.
Dördüncüsü için sizin kapınıza geldik,
Bunun için "Evet" demenizi istiyoruz.
*
Biz tek adamlık peşinde değiliz.
İstikrarın peşindeyiz.
Tek adamlık dönemi Milli Şef dönemidir.
Bu millet bu dönemi çok iyi bilir.
*
Ülke Ak Parti dönemine kadar,
Parayı ve silahı ve medyayı elinde tutanların tekelindeydi.
Ülke şimdi halkımızın inisiyatifindedir.
Sorun buradan kaynaklanmaktadır.
*
AK Parti’yi Tayyip Erdoğan kurmamıştır.
AK Parti’yi millet kurmuştur.
*
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının "Hayır" demesiyle Cemil Bayık'ın "Hayır" demesi aynı değildir.
*
Bakan Recap Akdağ,
Türkiye tek adamlığa değil,istikrara oy verecektir.
Öyle ya sizler tek adamlığa destek verir misiniz?
Ses yok.
Verir misiniz yine ses yok.
Vermezsiniz değil mi?
Cevap: Vermeyiz.
Hani şaşırıp, "Hayır" diyen olmadı.
Anlaşılan salondaki seçmenler oldukça dikkatliydiler...
GALİP KURDOĞLU
Galip Kurtoğlu aradı.
Her sözü espri dolu bir dosttur.
Ona, "Bay Fıkra" denilse abartı olmaz.
Epeydir Ankara'da yaşamaktadır.
*
Konuştuk;Şiirden,
Mizahtan,
Sanattan sanatçıdan.
Ve sonra bir ironiyle mevzuumuzu sonlandırdık.
*
"Hava güllük gülistanlık,
Şahane bir güneş,
Elimde şemsiye Ankara Kızılay'da geziniyorum.
Aksi gibi bir hemşerime rastladım.
Adam beni görür görmez 'hayırdır bu havada bu şemsiye?'
Duymadun mi?
Hava durumunda spiker "doğu Karadenizliler evden şemsiyesiz çıkmayın" dedi.
Hemşerim:
Ee, dedi.
"E, si ben de şemsiyelan geziyorum da..."
ALMANYA
Almanya 2 Türk Bakanın Türk vatandaşlarına hitaben konuşma yapmasına izin vermedi.
İyi de neden acaba?
Her zaman problem çıkartan, sorun yaratan bizin eski kankamıza gene ne oldu?
Kaldı ki,kanlı terör örgütü PKK'ya kucak açan bu Almanya ve avenesi değil midir?
*
Bunların teknolojileri var mı var.
Bunların kentleri güzel mi güzel.
Bunların şehirleri temiz mi temiz.
Bunların üretim güçleri yerinde mi yerinde.
*
Ama bunlarda kendinden olmayanlara karşı zerre kadar ahlak yok be azizim.
*
Bu arada Almanya demokratik eylemleri yasaklaması şık değil.
Bunu yukarıda yazık işte.
Ama Türkiye'de de bu gibi demokratik eylemler veya toplantılar yasaklanmamalı.
yasaklanmamalı.
SANA NE!
Avrupa Konseyi'nin Anayasa Reform Komisyonu,
Türkiye'deki siyasi duruma ilişkin raporda,
Ülkenin "Demokratik sisteminin dramatik bir biçimde gerilediği ve otokritik ve tek adam rejimi yolunda olduğu” şeklinde bir görüş yer almış.
Yahu haklı da olsalar bu Avrupa Konseyine ve kibirli zihniyetine,
"Size ne kardeşim!" demek geliyor içimden.
*
"Öyle ya yıllardır,
Hatta yarım asrı geçen bir zamandır kapılarınızda kaldık mı?
Adeta nispet yaparcasına biz den çok daha sonra gelenleri sırf dindaşınız diye derhal içinize almadınız mı?
Bu samimiyetsizliğinizi anlamayacak kadar bizleri şapşal mı sanıyorsunuz?"
Demek istiyorum.
Ama yine de,
"Demokrasi Olmadan Asla!" diyor içimdeki o ses.
FETÖ KABUSU
TSK' da hala 40 bin FETÖ'cü varmış.
Aman Allah'ım!
Günler haftalara,
Haftalar aylara,
Aylar yıla dönüşmeye başladı ve bu meret pislik temizlenmiyor...
Bu FETÖ kabus mudur?
Dermansız bir bela mıdır, nedir?
Nasıl bir musibettir böyle?
Bitmedi, bitmiyor...
*
Hani metastaz yapmış kanser gibi.Durumu hala ağır bir hasta vaziyetinde ülkem.
Hem de kötü huylusundan hasta.
*
Şimdi OHAL yönetimiyle kemoterapi alıyor gibiyiz..
Canımız yanıyor.
Umut var mı doktor?
*
Kurumları kuruttu bu lanet zihniyet.
Öğretmenlik mesleğine el attı.
Polisimize,
Askerimize el attılar...
Hakim/savcı ve avukatlık mesleğine fena halde bulaştılar.
Hukuku çökertip, adaleti sarstılar.
*
Sınavlarda hak edenleri değil,
Kendi fikirlerine köle olmuş kimseleri başarılı(!) kıldılar.
Böylece yetenekli insanlar değil,
Sadakatli kurşun askerlerden darbe ordusu kurdular.
*
Evet, bunlar zalim.
Bunlar cani.
Bunlar melun insanlar...
Ama bu bütün bunlar olurken benim devletim ne iş yapıyordu?
Benim ülkemin antenleri neden çalışmıyordu?
İÇ SAVAŞ ÇIKAR MIŞ
Adalet ve Kalkınma Partisi Manisa İl Başkan Yardımcısı Ozan ERDEM'in "Bu referandum oylamasında yüzde elliyi geçemezsek iç savaşa hazır olun" demesi bitmeyen bir başka küstahlık.
Yahu ne delirdiniz.
Ne şımardınız?
Nedir zorunuz?
Böyle referandum, böyle seçim mi olur?
Senin derdin ne?
Aklın sıra bu laflarla kime yaranmaya çalışıyorsun?
FEHRİYE ERDAL VE BATININ AHLAKI
Hani bir Fehriye vardı.
1977 doğumlu.
Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi üyesi.
Temizlik elemanı olarak 5 ay çalıştığı Sabancı Holding'in yönetim binasında 1996 yılının Ocak ayında Özdemir Sabancı 'nın öldürülmesi eyleminden yargılanan kişidir.
*
İşi Arap Saçına dönüştüren 3 Kasım 1996'da Susurluk Kazasında ölen polis müdürü Hüseyin Kocadağ aracılığıyla Sabancı Center'da işe alınmıştı
*
Sakıp Sabancı'yı öldürmek için binaya girmiş olan İsmail Akkol ve Mustafa Duyar önce Özdemir Sabancı'yı ve beraber toplantı yapmakta olduğu esnada Sabancı Holding'e bağlı bir şirket olan Toyotasa'nın Genel Müdürü Haluk Görgün ile sekreter Nilgün Hasefe' yi öldürmüştür.
*
Fehriye Erdal, önce Yunanistan daha sonrada Belçika'ya kaçar.
Türkiye bu insanın iadesini istese de Belçika duymazdan gelir.
Ancak 1999 senesinde sahte pasaportla yakalanınca Belçika yasalarını ihlalden yargılanır.
Yargılanmasının sonunda 1 yıla yakın cezaevinde kalır.
Tabi sonra sanki suç işlememiş gibi serbest kalır ve izini kaybettirir.
*
Ancak yeri bilinmeyen,
İzine rastlanamayan Fehriye'yi Belçika,
Özdemir Sabancı cinayeti ile ilgili olarak şimdilerde yargılar.
Oysa dedim ya, Fehriye kayıplarda.
Dostluğunuz batsın sizin
FIKRA
FBI eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gün sonra uç kişi başvuruda bulunur. ilk adam odaya alınarak "karını seviyor musun?" diye sorulur. Adam "evet efendim" der. "Peki, ülkeni seviyor musun?" deyince adam yine "evet" diye cevap verir.
FBI görevlisi "peki o zaman, sana bir sürprizimiz var, karını buraya getirdik yan odada su anda kendisi. Al su silahı karını oldur bakalım" deyince adam silahı alarak diğer odaya girer. Birkaç saniye sonra geri döner, kravatı gevşemiş ve terlemiştir.
Yapamayacağını söyleyerek oradan ayrılır.
Sıra ikinci adama gelir ona da aynı şeyleri söylerler o da yapamayacağını söyler ve oradan çıkar gider.
Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı şeyler söylenir ve Temel içeri girer. Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hem arkasından büyük bir şangırtı ile cam kırılması sesi duyulur.
Temel geri döner biraz terlemiştir. FBI görevlisi sorar:
Noldu?
Bana verdiğiniz tabanca kurusıkı cıktı. O yüzden Fadime'yi pencereden aşağı atmak zorunda kaldım!...