Fatih Tekke’nin Trabzonspor’un başına geçtiği gün, aslında yalnızca bir teknik direktör değişikliği yaşanmadı. Bordo-mavili takımın futbol aklı da yavaş yavaş başka bir yöne evrilmeye başladı.
Genç, gelişime açık, potansiyel vadeden oyunculara güvenen; rotasyonu geniş olmayan, dar bir kadroyla oyun karakteri oluşturmaya çalışan bir Trabzonspor ortaya çıktı. Tekke, elindeki imkânların sınırlarını bilerek, yıldızlardan çok oyuncunun gelişimine ve takımın birlikte büyümesine yaslanan bir düzen kurmaya çalıştı.
Fakat futbol bazen kurduğunuz düzenin sınırlarını zorlayan yeni bir hikâye yazar.
Bu sezon Trabzonspor’un önüne konulan tablo, geçmiş dönemin alışkanlıklarından oldukça farklı. Artık yalnızca birkaç genç oyuncunun gelişimine güvenen dar bir rotasyondan değil; alternatifleri olan, rekabetin her bölgeye yayıldığı ve kadro kalitesinin belirgin biçimde yükseldiği bir yapıdan söz ediyoruz. Üstelik bu yapının içine, futbol dünyasının en büyük yıldızlarından biri olan Mohamed Salah gibi bir mega starın adının ve yarattığı beklentinin girmesi, Trabzonspor’un hikâyesini bambaşka bir seviyeye taşıyor.
Dolayısıyla sezonun ilk ciddi mücadelesine bakarken yalnızca skoru, kazanılan ya da kaybedilen topları, atılan veya kaçırılan golleri konuşmak eksik kalacaktır. Asıl mesele, Fatih Tekke’nin genç ve sınırlı imkânlarla inşa ettiği futbol anlayışının, bugün daha alternatifli ve daha yüksek beklentili bir kadroyla nasıl bir kimliğe dönüşeceğidir.
Çünkü bazen sezonun ilk maçı, tabeladaki sonuçtan çok daha fazlasını anlatır. Bir takımın geçmişten taşıdığı alışkanlıklarla, bugün sahip olduğu imkânlar arasındaki mesafeyi gösterir. Trabzonspor için de bu sezonun ilk mücadelesi tam olarak böyle okunmalıdır: Sonuçtan bağımsız olarak, eski Trabzonspor ile yeni Trabzonspor arasındaki geçişin ilk büyük fotoğrafı…
Ve belki de asıl soru şudur: Fatih Tekke, dar kadroyla kurduğu o mücadeleci ve gelişime açık futbolu, şimdi daha geniş, daha kaliteli ve yıldızlarla güçlendirilmiş bir kadroyla ne kadar ileri taşıyabilecek?
İşte bu sorunun cevabını almak için geçtim televizyonun karşısına..
Zaman zaman tempolu, zaman zaman savruk, bazen etkili, bazen etkisiz bir oyun gördük sahada..
Yeni kurulan bir takım için uyum sorunları beklenen bir durum olmakla beraber şampiyonluğa oynayan bir takımın tempoyu kontrol edememesi kabul edilebilir bir durum değil..
Özellikle Salah sonrası iştahlı oyun, üretken oyun dikkate değerdi. Çok çalışmak, oyun ezberi oluşturmak, görmeden anlaşmak için mesai harcamak lazım
Çalışmaya devam.