Okullarımız dinî ve milli değerlerimizin öğretildiği ve içselleştirildiği çok önemli ortamlardır. Hayatın şekillendirildiği bu kıymetli ortamlarda dil, din, vatan, bayrak, aile, tarih gibi bizi biz yapan değerleri öğreniriz. Her biri olmazsa olmaz diyebileceğimiz ortak paydamız olan bu değerleri yaşar ve yaşatırsak iç cephemiz sağlam olur.
İç cephesi sağlam olan milletler her zamanda ve her mekânda diri ve iri durmasını bilirler. İşte bunun içindir ki Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, bu sene okullarımızda ramazan ikliminin hakkıyla ve lâyıkıyla yaşatılması için "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri projesini hayata geçirdi. Buna çoğumuz sevinse de, sayıca azınlıkta olan bir kısım insanlar, konuyu anlamaya çalışmadan, her zaman olduğu gibi büyük bir saldırgan tavırla tepki göstermeye başladılar.
"Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinliklerine şiddetle tepki gösterenler, bu etkinlikleri kanun ve yönetmeliklere aykırı göstermeye çalışsalar da, hakikatte bu güzel etkinlikler Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir kanununa, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu başta olmak üzere, Milli Eğitim Bakanlığının hiçbir kanununa, yönetmeliğine ve genelgesine aykırı değildir. Yapılanlar, algıdan ibarettir.
"Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri birilerinin dediği gibi bir partinin dayatması değil, yıllardır milletin beklediği ve özlediği, devlet-millet kaynaşmasını sağlayan gönüllü bir projedir. Bu etkinlikler Milli Eğitim'in milliliği konusunda atılan büyük bir adımdır.
Ramazan ayındaki etkinliklerden daha fazla verim almak ve ortak paydada buluşmak için Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü "Okul Öncesi", "İlkokul" ve "Ortaokul" kademelerine yönelik "Ramazan Etkinlik Rehberi" adıyla üç tane kitapçık hazırlayarak öğretmenlerin kullanımına sundu. Bu kitapçıklarda "Hoş Geldin Ramazan", "Dünyada Ramazan", "Şehrimde Ramazan", "Bayram Sevinci" bölümleri yer alıyor.
Ramazana dair bu etkinlik kitapçıklarını tek tek inceleyince "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinliklerinin ne kadar gerekli ve faydalı olduğunu anlıyoruz. Hatta bu güzel etkinliklerin okullarımızda geç kalınmış işlerden olduğu kanaatine varıyoruz.
Anaokulu, ilkokul ve ortaokul gibi eğitim kurumlarımızdaki ramazan etkinlikleri ramazan ayına ait oruç, sahur, iftar, mahya, teravih, fitre, zekât gibi temel kavramları tanıtmak ve bu kavramların günlük hayattaki karşılıklarını fark ettirmek; paylaşma, yardımlaşma, sabır gibi değerlere dikkat çekmek amacıyla "erdem-değer-eylem" çerçevesinde yapılıyor.
Henüz ramazanın başında olmamıza rağmen okullardan çok güzel etkinlik haberleri alıyoruz. Hemen hemen her okul kendi imkânları ölçüsünde iftar düzenliyor, ramazan içerikli küçük tiyatral etkinlikler ve karagöz oyunları sahneleniyor. Veliler ve öğrenciler okul yönetimleriyle beraber hareket ederek ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım ediyor. Öğrenciler arkadaşlarının iftarlarına katılıyor. Yine okullarda ramazanla ilgili panolar ve duvar gazeteleri hazırlanıyor. Konferans ve sohbet toplantıları gerçekleştiriliyor. Ramazan davulları çalınıyor, maniler söyleniyor. Kelimenin tam anlamıyla okullarda görsel ve işitsel bir şölen havası yaşanıyor. Tabii ki dersler de önceden olduğu gibi normal programlarında devam ediyor.
Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız dinî ve milli değerlerini ne yazık ki yeterince bilmiyor, bilmediği için de yaşayamıyor. Biz büyükler bu konuda son şanslı nesildik. Zira bizler ramazan pideleriyle, güllaçlarla, ramazan davulcularıyla, iftarlarla, teravihlerle, mahyalarla ve sahurlarla iç içe büyüdük. Bugünün çocukları bu iklimden çok uzaktır. "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri çocuklarımıza bu ruhu tekrar kazandıracaktır. Bu etkinlikler gelecek yıllarda da aynı azim ve kararlılıkla sürdürülmelidir.
Sanal oyunlardan başını kaldıramayan çocuklarımız bu etkinlikler sayesinde Türk ve İslâm dünyasında ramazan ayına özgü gelenekleri tanıyacak, kültürel farklılıkları ve ortak değerleri fark edecek, karşılaştırmalı düşünme ve kültürel analiz becerilerini geliştireceklerdir.