Osmanlı Devleti'nin son dönemine damga vuran Sultan II. Abdülhamid, tarihimizin en çok tartışılan şahsiyetlerinden biridir. Aradan geçen yıllara rağmen onun dönemi hakkındaki değerlendirmeler hâlâ farklı bakış açıları etrafında şekillenmektedir.

Kimi araştırmacılar ve tarihçiler Abdülhamid'i daha çok siyasi uygulamaları üzerinden değerlendirirken, kimileri ise devletin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen ortaya koyduğu icraatlara dikkat çekmektedir.

Gerçekten de Sultan II. Abdülhamid tahta çıktığında Osmanlı Devleti oldukça güç bir dönemden geçmekteydi. Mâli yapı ciddi sıkıntılar içindeydi, dış borçlar devletin hareket alanını daraltıyordu. Bunun yanında 93 Harbi’nin yol açtığı ağır sonuçlar hem toprak kayıplarına hem de Anadolu’ya yönelik yoğun göç hareketlerine sebep olmuştu. Böylesine zor şartlar altında devletin ayakta tutulması başlı başına önemli bir meseleydi.

Ancak bütün bu sıkıntılara rağmen Abdülhamid'in üzerinde önemle durduğu alanlardan biri eğitim olmuştur. Uzun yıllar ihmal edilen maarif teşkilatının geliştirilmesi, okullaşmanın yaygınlaştırılması ve eğitim hizmetlerinin taşraya ulaştırılması konusunda dikkat çekici adımlar atılmıştır.

1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nin uygulanmasına hız verilmiş, yeni okulların açılması teşvik edilmiştir. Özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde ilkokulların yaygınlaştırılması için çaba gösterilmiş, eğitim hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaşması hedeflenmiştir.

Bu dönemde ilkokul sayılarında önemli artışlar yaşanmış, daha önce büyük ölçüde İstanbul ve çevresinde bulunan rüştiyeler imparatorluğun farklı bölgelerinde açılmaya başlanmıştır. Liseler olarak nitelendirilen idadiler de Abdülhamid devrinde önemli bir gelişme göstermiş, birçok vilayet merkezinde kurulan bu okullar bulundukları bölgelerin eğitim hayatına uzun yıllar yön vermiştir.

Trabzon Mekteb-i İdadi-i Mülkîsi'nin 1887 yılında faaliyete geçmesi de bu eğitim hamlesinin bölgesel yansımalarından biridir. Daha sonra Trabzon Lisesi adını alacak olan bu kurum, uzun yıllar boyunca bölgenin eğitim ve kültür hayatına önemli katkılar sunmuştur.

Sultan II. Abdülhamid döneminde meslekî eğitime de özel önem verilmiştir. Açılan meslek mektepleri sayesinde çeşitli alanlarda ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi amaçlanmış, gençlerin üretim hayatına daha etkin katılmaları hedeflenmiştir.

Bu dönemin dikkat çekici projelerinden biri de Aşiret Mektepleri olmuştur. İmparatorluğun farklı bölgelerindeki aşiret liderlerinin çocuklarının İstanbul'da eğitim görmesini öngören bu uygulama, bir yandan eğitim imkânı sunarken diğer yandan devlet ile taşra arasındaki bağların güçlendirilmesini amaçlamıştır.

Şüphesiz ki Abdülhamid dönemi yalnızca eğitim politikaları üzerinden değerlendirilemez. Dönemin siyasi uygulamaları ve yönetim anlayışı hakkında farklı görüşler bulunmaktadır ve bu tartışmalar tarih yazımının önemli konularından biri olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte eğitim alanında gerçekleştirilen çalışmaların da aynı şekilde dikkate alınması gerekir.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Sultan II. Abdülhamid'in özellikle maarif sahasında kalıcı izler bıraktığı görülmektedir. Açılan okullar, yaygınlaştırılan eğitim kurumları ve yetişen nesiller düşünüldüğünde, onun eğitim tarihimizde müstesna bir yere sahip olduğu açıktır. Bu nedenle II. Abdülhamid'i değerlendirirken tek yönlü hükümler vermek yerine, dönemin bütün şartlarını ve ortaya konulan hizmetleri birlikte ele almak daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.