6-14 Haziran tarihleri arasında şehrimizde gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivali ile ilgili olarak Trabzon kamuoyunda bazı tartışmaların yaşandığı görülmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki Kültür Yolu Festivali, şehrin tanıtımına katkı sunan, farklı sanat dallarını vatandaşlarla buluşturan ve kültürel hareketlilik oluşturan önemli bir organizasyondur. Ancak böylesine büyük organizasyonlar, beraberinde bazı soru ve değerlendirmeleri de gündeme getirmektedir.

Nitekim söz konusu festivale yönelik ilk ve en dikkat çekici eleştirilerden biri Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç tarafından dile getirilmiştir. Başkan Genç, Trabzon'un köklü kültür ve sanat birikiminin festival programlarında daha görünür olması gerektiğini ifade etmiş, şehrin kültürel kimliğinin yeterince öne çıkarılamadığı yönünde görüşlerini paylaşmıştır.

Benzer şekilde Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya da yerel yönetimlerin festival hazırlık süreçlerinde yeterince dikkate alınmadığını belirtmiş, buna rağmen etkinlik alanlarının tahsisi, temizlik, ulaşım ve çeşitli lojistik hizmetlerin büyük ölçüde yerel yönetimler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekmiştir.

Festival programına yönelik eleştiriler yalnızca yerel yöneticilerle sınırlı kalmamıştır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı Murat Burçin Derçin de sanatçı tercihleri ve program içeriği üzerinden değerlendirmelerde bulunmuş; kültür kavramının neyi temsil ettiği, sanatsal tercihlerin hangi ölçütlere göre belirlendiği ve festival programlarının hangi kültürel vizyon doğrultusunda hazırlandığının tartışılması gerektiğini ifade etmiştir.

Görüldüğü üzere festivalle ilgili değerlendirmeler farklı siyasi görüşlerden yöneticiler, akademisyenler ve kültür-sanat çevreleri tarafından dile getirilmektedir. Bu durum, meselenin herhangi bir kişi veya kurumun yaklaşımından ibaret olmadığını göstermektedir.

Bundan iki yıl önce, 24 Haziran 2024 tarihinde bu sütunlarda Kültür Yolu Festivali ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Söz konusu yazıda, festival programında tarih ve yerel tarih çalışmalarına daha fazla yer verilmesi gerektiğini ifade etmiş ve gelecekte düzenlenecek organizasyonlarda bu alandaki eksikliğin giderilmesini temenni etmiştim.

O dönemde bu değerlendirmeler bazı çevreler tarafından tarihçilik refleksi, yerel hassasiyetlerin abartılması veya kişisel beklentiler çerçevesinde yorumlanmıştı. Ancak aradan geçen süre içerisinde görüldü ki festivalle ilgili tartışmalar yalnızca tarih perspektifinden ibaret değildir. Bugün farklı kesimler tarafından dile getirilen eleştirilerin önemli bir kısmı, yerel katılım, koordinasyon, temsil ve şehir kimliği etrafında şekillenmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Mesele festivale karşı olmak değildir. Mesele konserlere, sergilere veya sanatçılara itiraz etmek de değildir.

Asıl mesele, böylesine büyük bir organizasyonun düzenlendiği şehrin kültürel birikimiyle ne kadar bütünleşebildiğidir.

Hal böyleyken şu soruyu sormak doğal değil midir?

Bu festivalin hazırlık süreçlerinde Trabzon'un sanat çevreleri, kültür insanları, üniversiteleri, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşları daha fazla söz sahibi olamaz mıydı? Trabzon kamuoyunda dile getirilen eleştirilerin ortak noktası da tam olarak budur.

Oysa Trabzon kamuoyunun beklentisi, festivalin şehrin kimliğini daha görünür kılması ve Trabzon'un kültürel birikimini daha fazla öne çıkarmasıdır.

Umarız önümüzdeki yıllarda Kültür Yolu Festivali, hem Türkiye'nin farklı renklerini Trabzon'a taşıyan hem de Trabzon'un kültürel zenginliğini Türkiye'ye tanıtan daha güçlü bir köprü vazifesi görür.