Türk tarihi içinde geçmişten günümüze büyük kahramanlar yetişmiştir. Bunların bazıları toplumumuz tarafından bilinip hakları ödenmekle birlikte bazıları hiçbir zaman hak ettiği değeri görmemiştir.

İşte Medine Müdafii Fahreddin Paşa da tam olarak hakkı ödenemeyen kahramanlar arasında yer almaktadır. Aslen Rusçuk doğumlu bir ailenin evladı olan Fahreddin Paşa, Birinci Dünya Savaşı sürecinde Miralay rütbesi ile vazife yapmış, Doğu Anadolu’da Ermeni isyanlarını bastırmıştır.

Bu arada çoktan beri şüpheli hareketlerde bulunan ve isyan işaretleri gösteren Arapların ve Şerif Hüseyin’in hareketlerine karşı tedbir almak amacıyla Mayıs 1916’da Hicaz Bölgesine gönderilmiştir. Fahreddin Paşa’nın Medine’ye ulaşmasından kısa bir süre sonra korkulan olmuş ve bölgedeki Araplar, Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmiştir. Olaylar başladığı sırada isyancı Arapların sayısı 50.000 iken bütün Hicaz bölgesindeki Osmanlı askerinin sayısı ise sadece 15.000 civarındaydı.

İsyan rüzgârlarının zamanla fırtınaya dönüştüğü Hicaz’da, Medine dışında Osmanlı Devleti’nin elindeki bütün bölgeler İngilizlerin desteğiyle hareket eden isyancı Arapların eline geçmiştir.

Fahreddin Paşa merkezden ve Dördüncü Ordudan sürekli yardım istemesine rağmen bu sırada Kanal Harekâtı devam ettiğinden beklediği desteği bir türlü alamamıştır. Kısıtlı imkânlarla Medine’yi savunmak durumunda kalan Fahreddin Paşa, bu görevini iki yılı aşkın bir süre devam ettirmiştir.

Medine’nin isyancılar tarafından ablukaya alındığı günlerde Hz. Peygamber’e ait emanetleri, sorumluluğu kendi üzerine alarak gizlice İstanbul’a göndermeyi başaran Fahreddin Paşa, böylece kutsal emanetlerin İngilizlerin eline geçmesine de engel olmuştur.

Bu arada meşhur İngiliz casusu Lawrence,Medine’yi dışarıya bağlayan demiryolunu dinamitle havaya uçurmuş, Fahreddin Paşa’yı iyice köşeye sıkıştırarak O’nu teslim olmaya zorlamıştır.

Fahreddin Paşa, İstanbul’dan gelen Medine’yi teslim etmesi gerektiği yönündeki emir ve baskılara karşın “eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumandan gönderin” cevabını vermiştir.

Gittikçe artan baskılar ve imkânsızlıklar içinde Medine’yi müdafaa eden Fahreddin Paşa, açlık ve hastalıklarla da baş etmek durumunda kalmış,gün gelmiş bir avuç askerle birlikte çekirge yiyerek hayatta kalmaya çalışmıştır.

Israrla Medine’yi İngilizlere bırakmayan Fahreddin Paşa, en sonunda kendi askerleri tarafından teslim olmaya zorlanmıştır. Böylece Mondros Mütarekesi’nden yetmiş iki gün sonra Medine, İngilizlerin kontrolündeki isyancı Araplara teslim edilmiştir.

Gururlu fakat gözyaşları içinde Medine’yi terk eden Fahreddin Paşa, Malta’ya esir olarak gönderilmiştir. Divan-ı Harpte idama mahkûm edildiyse de bu karar infaz edilmemiş, ardından Milli Mücadeleye katılmak üzere Ankara’ya gelse deTBMM. Hükümeti tarafından kısa süre sonra Afganistan’a tayin edilmiştir.

1926’da yurda dönen Fahreddin Paşa, 1934’de soyadı kanununun çıkmasının ardından Türkkan soyadını almış, 1936’da ise emekliye ayrılmıştır. 22 Kasım 1948 günü vefat eden Fahreddin Paşa, İstanbul’a defnedilmiştir.

Hayatı mücadele ile geçmiş büyük kahraman Fahreddin Paşa’yı, bizler bugün ne kadar tanıyoruz. Çocuklarımız, Amerikan filmlerindeki sahte kahramanları kendilerine örnek alarak büyürken onlara Fahreddin Paşa gibi kendi tarihimizdeki gerçek kahramanları anlatıyor muyuz?