AK Parti ile CHP arasında bir süredir devam eden üyelik spekülasyonları devam ederken en ağır eleştiri AK Parti’nin eski il başkanlarından birinden geldi.

Trabzon’da yıllarını partiye vermiş, il başkanlığı döneminde ciddi ağırlığı olan bir siyasetçinin sözleri adeta buz etkisi yarattı.

Çünkü ilk kez bir il başkanı, böylesine açık, sert ve ağır konuştu.

Kaçamak yok, diplomatik dil yok, “aman kimse kırılmasın” düşüncesi hiç yok.

Eski il başkanı diyor ki;

“AK Parti Türkiye’nin birinci partisidir ve bu ülkeyi 23 yıldır yönetiyor. Trabzon eski Merkez Bankası'nın önüne dört demir çubuk ve bir bez ile bir stant kurdurup üye yapmak dilenciliktir. AK Parti’yi dilenci partisi yapamazlar.”

Bu cümleyi bir kez daha okuyun…

“AK Parti’yi dilenci partisi yapamazlar”

Bir siyasetçinin kendi partisine dair kurabileceği en ağır cümlelerden biridir bu.

Ve devam ediyor;
“Bu davranış küçük misyon partilerin yapacağı iştir. Onlar stant kurup üye yapabilirler. AK Parti 23 yıldır ülkeyi yönetiyor, uluslararası alanda Türkiye’nin hakkını-hukukunu savunan partidir. Eğer parti yöneticileri üye sayısını artıracaksa stant kurarak değil, oturdukları koltuklardan kalkıp köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev dolaşarak yapmalı. Sokaklarda dilencilik yapılarak değil”

İşin özeti şu;
AK Parti, kendi kurucu değerleriyle, kendi 2002 ruhuyla yoluna devam etmelidir.

23 yılın sonunda sokağa inmek değil, sokakta kaybolmak da değil ama bu kurulan stantlarla değil vatandaşla buluşmasıyla, temas kurmasıyla, kapısını çalarak, derdini dinleyerek yapmalı.

Fakat mesele o değil.

Mesele, Türkiye’nin en güçlü siyasi hareketinin bugün birkaç masa ve branda ile “üye toplama” çabasının görüntü itibarıyla yaratığı kırılmadır.

Eski il başkanının sert tanımı aslında şunu anlatıyor;
“AK Parti sokakta olmak zorunda ama bu şekilde değil. Bu yöntem, bu görüntü, bu telaş AK Parti’nin büyüklüğüne yakışmıyor. Aksine küçültüyor”

Çünkü bir zamanlar insanlar kapı kapı gezilip ikna edilirdi. Ayrıca insanlar kendileri gelir, kapıları çalar, “ben de varım” derdi.

AK Parti bir merkezdi, bir cazibe alanıydı.

Bugün ise parti, sahada gönüllü bağlılık değil, zoraki temas arayışında görüntüsü veriyor.

Birkaç gündür anlattığım gibi ulaşılamama, kibir ve tepeden bakma partiye zarar veriyor.

Üye sayısındaki düşüş, sahada moral bozukluğu, özellikle Ortahisar, Arsin, Vakfıkebir belediyelerinin kaybedilmesi ve sonrasında yaşanan kırılmalar, yönetim içindeki sessiz tartışmalar, istifa edenlerin yeniden göreve getirilmesi partiye gönül verenlerin şevkini kıran etkenlerdir.

Ve şimdi bu stant meselesi.

Stant ile üye yapma ve o görüntü ile bir zihniyet değişikliğidir ancak o zihniyet değişikliği ise kaygı veriyor.

Eski il başkanının “Bu parti dilenci partisi değildir” demesi boşuna değildir.

Günah keçisi aramak yerine aynaya bakmak lazım.

Trabzon’da konuştuğum pek çok kişiye göre sorun sadece yöntem değil.

Sorun, yönetim anlayışı,

Sahaya hakimiyet kaybı.

“Artık sokakta kimse AK Parti’ye yönelmiyor, biz gidip bulmaya çalışıyoruz” diyenler ama bazılarının “stant açma fikri, üye sayısı düştüğü için panikle alınmış bir karar” gibi görüyor.

Paniktir, telaştır, acemiliktir.
Ne derseniz deyin ama kesin olan bir şey var

AK Parti Trabzon’da kendi tabanına güven veren ve tabana inen o görüntüyü kaybediyor.

AK Parti’nin içinde yıllarını veren eski il başkanının “dilencilik” noktasına gelmesi tesadüf değildir.

Teşkilatlar bu mesajı doğru okumalı.
Yoksa mesele basit bir masa ve afiş meselesi değil.
AK Parti şimdi tarihinin en kritik dönemlerinden birinde. Bir yandan oy kaybı, bir yandan üye düşüşü, bir yandan iç tartışmalar…

Hâl böyleyken Trabzon’da ortaya çıkan bu sert çıkış, aslında Türkiye’nin pek çok ilinde fısıltı halinde konuşulanların yüksek sesli halidir.

Bugün Trabzon’da konuşulan yarın Ankara’da duyulur.
Bugün “stant” tartışması vardır, yarın teşkilat tartışması çıkar.
Bugün “dilencilik” kelimesi gündemdedir, yarın farklı bir kriz konuşulur.

AK Parti’nin bu çıkışı ciddiye alması şart.
Yoksa mesele stant değil;
Mesele, 23 yılın omuzlarında taşıdığı büyüklüğün giderek küçülmesidir.