Bir toplumu ayakta tutan ana dinamiklerin başında tarım gelir. Zira “10.000-15.000 yıl önce, insanlar doğayı kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye başladı ve tarım, gezegenin farklı bölgelerinde ortaya çıktı. Tarımın ilk olarak Mezopotamya, Çin, Güney Amerika ve Sahra Altı Afrika gibi birçok yerden dünyaya yayılmaya başladığı” konusunda ağırlıklı görüş vardır. Zamanın akışında beşerin hızlı çoğalışı nedeniyle tarım gereksinimi sürekli artmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk  17 Şubat 1923 günü İzmir’de İktisat Kongresini toplamıştı. Kongre, iki haftalık bir çalışmadan sonra oybirliği ile kabul edilen “Misak-i İktisadi”yi yayımlamıştır. Atatürk'ün "...askeri ve siyasi bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılırsa korunabilir" görüşü kongrenin özünü oluşturmuştur. Tarım bu denli bir öneme sahiptir. Bu nedenle Atatürk, bir başka vecizlerinde “memleketin gerçek efendileri köylülerdir” diyerek tarımla meşgul olanları saygı ve hürmetle yad etmiş, tarımın ülke ve milletler için öneminin altını çizmiştir.

Köylünün ekonomik, sosyal ve kültürel seviyesinin yükselmesini isteyen Atatürk, Ankara Orman çiftliğinde köylüye modern tarım ile ilgili ilk örneklerini vermiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan çok kısa bir zaman sonra dünyada kendi kendisine yeten sayılı birkaç ülkeden birisi olduk.

Tarımsal ürünlerin elde edilmesindeki sıkıntıları önlemenin yollarından birisi, belki en önemlisi tarım ile ilgilenenler ciddi şekilde desteklenmelidir. Statik bir toplum anlayışından dinamik bir yaşam anlayışına bu şekilde kolay bir geçiş sağlanacaktır. Elbette bu geleneksel ata-baba tarım anlayışıyla değil, modern tarımın gerekleriyle gerçekleşmesi olasıdır. Böylece tedarik etmekte zorlandığımız tarımsal ve hayvan ürünlerinin önemli bir kısmına daha ucuz şekilde ulaşılmış olacaktır.

Üretici ve tüketici arasındaki ticari ilişki dikkatli bir şekilde düzenlenerek üretici, fırsatçı kabzmallara ezdirilmemeli. Ucuz ve uygun bir beslenme, dengeli bir üretimle olası olacaktır. Kendi ürününü yetiştiren bir millet yaşam mücadelesinde pek çok zorluğu kolay aşacaktır. Anadolu lütfedilmiş iklimi sayesinde her tür tarım ürününü yetiştirecek durumdadır. Yeterki vatandaş toprağı ile buluşturulabilsin. Veysel’in dediği gibi toprağın bağrı kazma ile yarılabilsin.

Anadolu’nun her tarafında tarım ile meşgul olan milyonlarca insan var. Tarımın önündeki sorunlar çözüme kavuşturularak mevcut sorunların önemli bir bölümü giderilebilir. Bilinçsiz yapılan tarım ile arzu edilen olumlu sonuçların alınması zordur. Sadece destek vermenin sonuç getirmediğini fındık destekleme girişiminde görüyoruz. Tütün ise sessiz sedasız avucumuzdan akıp gitti.