Yılların ağır yükünü omuzlarında sırtlamış ve ağızları bir sıhhatli nefese hasret bu güzide, çilekeş kuşlar yarı aralı açık ağızlarıyla durumu lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Ancak ayak tarafında sıralanmış olan bazı kontrolcülerin umurunda değil bu elim durum.

Onlar hayatını geleceğini hayallerini yalnızca bir kişiye ayırıp daha sonra ondan ayrılmak hiç kolay değil. Hiç aldatılmadın, senden sonra çok şey denendin seni unutmak için bir sıhhat nefese muhtaç ancak bir yudum nefes alabilmek adına gayret ediyorlar bir tele özenle dizilmiş karlankuşlar.

Sizlere ne vaat edilir bilinmez ancak çaresizliğin geride kalan son umut damlaları gümüş sürahiden bir türlü taşınmıyor. Hayat kendi amacını koymuş, son! Ancak diğer taraftan bu ağır ve elim manzaraya hiç kimsenin aldırdığı yok. Zira milletin durumuna bakarsan öyle gösteriyor. Bu nedenle Kanuni şöyle boşuna söylememişler “Dünyada muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi özdeyişi Kanuninin dudaklarından öylesine boşu boşuna süzülüp dökülmedi.

İnsanoğlunu ayakta tutan en hassas ve en güçlü şeyin umut olduğunu beden direncinin bu konuda elinden geleni yaptığını herkes bilir de bazen bedensel dirençli hali buna engel olur. Dünyanın tükenmeyecek o kadar işleri var ki insan nereden başlaması gerektiğine bir türlü karar veremez İnsan farkında olmadan her şeyi sonlandıracağını zanneder. Ancak zaman karşılıksız bir döngüdür.

Hayat insan oğlu için ne kırılmaz teller ile örülü. Yaşam kendi seyrinde seyrettiğinden biz konuyu tam olarak kavrayamıyoruz. Ne zaman ki bizim bu hayata ekleyeceğimiz bir şey yok o zaman konu kolay kapanıyor. Meraklı umutlar gerçekler ile son buluyor.

Teller üzerine tünemiş Karlankuşlar tüm ısrarlı var kalma çapalarına rağmen artık teller üzerinde tutunamıyor ve sedasız sevdikleri arasından sessiz sedasız ayrılıyorlar. Doğanın değişmez hükmü bu ona göre dünyada geride bırakılabilecek tek şey iyilik kalıyor.