Dünya, belki de son yılların en kırılgan dönemlerinden birini yaşıyor. Savaşlar, krizler, ekonomik daralmalar… Ve en tehlikelisi de; Belirsizlik.
Bir yanda Rusya-Ukrayna Savaşı hâlâ sürüyor.
Diğer yanda İsrail-Gazze Savaşı, sadece bir bölgesel çatışma olmaktan çıkmış, küresel bir fay hattına dönüşmüş durumda.
Ve şimdi bu fay hattı daha da kırılıyor…
İsrail’in politikaları, Amerika Birleşik Devletleri desteğiyle daha sert bir zemine otururken, bu iki ülkenin, İran ile yaşadığı gerilim artık örtülü bir kriz olmaktan çıkıp açık bir hesaplaşmaya ve savaşa doğru ilerliyor.
Artık mesele sadece Gazze değil…
Artık mesele sadece Ukrayna değil…
Artık mesele, küresel bir güç mücadelesi.
Ve sorulması gereken soru aslında şu:
Bu yangın nerede sönecek sorusundan ziyade,
“Nereye sıçrayacak?” sorusu.
Çünkü dünya eski dünya değil.
Bir ülkede başlayan kriz, birkaç gün içinde diğer kıtalara yayılıyor.
Ekonomi, güvenlik, göç… Hepsi birbirine bağlı.
Tam da bu noktada Türkiye’nin konumu sıradan bir ülke konumu değil.
Türkiye, sadece bir harita üzerinde yer alan ülke değil…
Tarihin merkezinde duran bir coğrafyadır.
Türkiye, Asya ile Avrupa’nın kesiştiği, enerji hatlarının geçtiği, ticaret yollarının düğümlendiği bir ülkedir.
Karadeniz’den Akdeniz’e, Orta Doğu’dan Balkanlar’a uzanan bir etki alanı…
Yani Türkiye; sadece bir ülke değil,
jeopolitik bir kilit noktasıdır.
Doğusunda savaş, güneyinde kriz, kuzeyinde gerilim…
Ve ortasında ayakta kalmaya çalışan bir devlet değil…
Denge kurmaya çalışan bir güç vardır
Türkiye’nin elinde sadece sorunlar yok…
Aslında büyük bir Güç var.
Stratejik akıl var.
Tarihsel tecrübe var.
Devlet refleksi var.
Ve en önemlisi: Milli duruş var.
Savunma sanayinde atılan adımlar, dış politikada izlenen denge siyaseti, krizler karşısında alınan pozisyonlar…
Türkiye’nin artık sadece izleyen değil, oyun kuran bir aktör olma yolunda ilerlediğini gösteriyor.
Ama asıl mesele yine içeride başlıyor…
Toplumun bu büyük tabloyu ne kadar doğru okuduğu önemli…
Ülkemizde; Savaş haberleri sıradanlaşmadan,
Ekonomik sıkıntılar çözülmeli,
Gençlerin umutları yeşertilip, desteklenerek
İçerideki riskler yok edilmelidir.
Çünkü; Bir ülkenin en büyük gücü, ne silahıdır ne ekonomisi…
Toplumun birlikteliği ve İnsanının inancıdır,
Eğer o inanç kaybolursa, en güçlü devletler bile içten çöker.
Bugün Türkiye’nin önünde iki yol var:
Ya bu küresel fırtınada savrulan bir ülke olacak…
Ya da krizleri doğru okuyup, kendi rotasını çizen büyük bir güç haline gelecek.
Çünkü gerçek şu:
Dünya yanıyor.
Ama mesele sadece yangının ortasında olmak değil…
O yangını yöneten rüzgârı okuyabilmektir.
Ve Türkiye…
O rüzgârın tam ortasında duruyor.