Trabzonspor’da bu sezon çok iyi giden güzel şeyler var. 'Bu kadro öyle bir tuttu’ki yediden yetmişe herkes parmakla gösteriyor, uzak ara şampiyon olur' yorumlarıyla cuk diye herkesin kalbinin ortasına oturdu.

Kaptan Uğurcan, Peres, Puchacz, Hamşik, Dorukhan, Siopis, Cornelius, Denswil, A.Kadir Ömür, Bakasetas, Visca, Djaniny, Nwakaeme, Kouassi, Yusuf Erdoğan ve Ahmet Can gibi isimleri yazarken bile heyecanlanıyorduk. Burada genç Ahmet Can’a bir parantez açmak istiyorum. Kendisine görev verildi mi en iyisini yapmaya çalışıyor. Soğukkanlı bir oyuncu, kırk yıllık bir futbolcu gibi elinden geleni yapıyor. Böyle devam ettiği sürece geleceğin en iyi stoperlerinden biri olacak. Ama şımarmadan yoluna devam edecek. Geleceğin Kadir Özcan’ı olabilecek isim.

Ya Visca’ya ne demeli Allah var ben de ara transferde alınmasına karşı çıktım yazılarımda da yazdım. Ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek zorundayız. İyi ki Avcı Visca’yı istemiş… İyi ki Ertuğrul Doğan onu Trabzonspor’a kazandırmış. Bu oyuncuların birçoğunun transfer edilmesinde Abdullah Avcı’nın istemesi kadar Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın da büyük emeği ve katkısı oldu. Bir inşaatın temelinin sağlam olması için harcını çok iyi yoğrulması ve demirinin eksiksiz konulması gerekir. Trabzonspor’un harcı ve demiri eksiksiz olarak yerli yerine konuldu. Belki de futbolu cazip kılan şey bu! Maçlar kağıt üzerinde kazanılmıyor. Sahada mücadele ile kazanılıyor. Trabzonspor bunu gerçekleştirdi. Rakiplerini çamaşırlar ipe dizer gibi rakiplerini tek tek açık puan farkı ile ipe dizdi. Şimdi herkes Trabzonspor hangi haftada şampiyonluğunu ilan edecekmiş bunun hesaplarını yapmaya başladı.

Başkan Ahmet Ağaoğlu ve Asbaşkan Ertuğrul Doğan ve arkadaşlarının zor ekonomik şartlar altında hem de Pandemi döneminde görev aldıklarını göz ardı edemeyiz. Ama biri var ki o da Ertuğrul Doğan; gibi gözü pek cesur tuttuğunu koparan bir Asbaşkan Trabzonspor’un bu sene şampiyon olması için kellesini giyotunun altına koydu. Avcı ‘A’ dediği yerde, kendisi hemen istenilen transferleri gerçekleştirdi. Bırakın Türkiye'yi dünyanın önde gelen kulüpleri bile zor bir süreçten geçiyorlar.


Biri çıkıp “Hamşik ve Visca” Trabzonspor’da forma giyecek’ dese “Deli bu” derdik.


Allah'ı var, Trabzonspor yönetimi (Başta Asbaşkan Ertuğrul Doğan) taraftarların istediği transferleri yaptı. Trabzonspor cesur insanlarıyla zorlu bir savaştan henüz çıkmadı ama bana göre hayat cesurları seviyor. Böylesine kaliteli oyunculardan oluşmuş kadronun ligde açık ara zirvede olması Trabzon şehrinin üzerindeki karabulutları kaldırıyor. Millet bayram ediyor. Trabzonspor bugün Türkiye'nin 1 numaralı kulübü. Önümüzde Rize maçı var. Bu maçı kazasız atlatıp 3 Nisan Pazar günü Akyazı Stadı’nda Beşiktaş karşısında 9’uncu şampiyonluğunu ilan edecek turu atar. Trabzonspor bir sevda bir aşktır.

ALİ KOÇ’TA KABULLENDİ

Rahmetli Özkan Sümer hocamızın bir sözü aklıma geldi. “Bu ülke bir gün Trabzonspor’dan özür dileyecek” Bu söz Trabzonspor düşmanlığı yapanların beynine dank diye yazılmıştı. 38 yıldır Trabzon bir soyguna maruz kalmıştır. Sevincimiz, övüncümüz, onurumuz her şeyimiz çalındı. 38 yıldır engellenen şampiyonluk bu sezon adım adım geliyor. Göztepe galibiyetiyle mutlu son daha da perçinlendi gibi... Bunu Fenerbahçe Başkanı Ali Koç bile kabullendi. “Trabzonspor bu ligde futbolu açık ara en iyi oynayan takımdır. Hiç kimsenin çıkıp da 'Hakemler sayesinde puanlar alıyorlar' demesini asla kabul etmem” gibi cesurca sözler sarf etti.

Bir ara Trabzonspor'u taraftar yoksunu olmakla itham eden Hıncal Uluç'un da Fenerbahçe maçında İrfancan Kahveci'nin Siopis'e yaptığı hareketin net olarak kırmızı kartlık olduğunu söylemesi Türkiye'nin bu şampiyonluğu kabullendiğinin bariz göstergesi değil mi? Başkan Ahmet Ağaoğlu, Asbaşkan Ertuğrul Doğan, teknik direktör Abdullah Avcı, futbolcular, taraftarlar, kısaca camiadaki herkes şampiyonluk için tek yürek olmuş. Ve bu hissiyatı rakip kulüplere de kabullendirmişler. Bordo-Mavili camiada sergilenen mücadele, ortaya konulan hırs, dökülen alın teri meyvelerini vermeye başladı. Artık 9 haftalık bir süreç var. En yakın rakibe atılan 15 puanlık fark şampiyonluktan ziyade "en farklı şampiyonluk" kulvarını açtı. Diğer kulüpler Konyaspor'u ekarte edip lig ikinciliği yarışına girmişken Trabzonspor şampiyonluktan çok Fenerbahçe'ye ait olan "en farklı şampiyonluk" rekorunu kırmak için adımlarını hızlandırdı. Bu sezon Trabzonspor'un en büyük rakibinin sakat ve cezalı oyuncuları olduğunu söylerken yanılmadığımız ortaya çıktı. Başkan Koç’un da dediği gibi… Ali Koç bile Trabzonspor’u sonunda kabullendi. Fırtına topyekün savaşarak, tozu dumana katarak tüm engelleri aşmıştır.

BAŞARININ ALTINDAKİ ANAHTAR

Trabzonspor'un başarısında teknik direktör Abdullah Avcı'nın şefkati ve babacan tavrı da önemli bir etken. Avcı, zaman zaman küs olduğu, limoni duygular yaşadığı futbolcularına ılımlı yaklaşıp bunu her platformda sergilemeyi seven bir teknik adam. Takımın aldığı sonuçlarda bu babaç yaklaşımın da etkisini kim inkar edebilir? Avcı'nın Göztepe maçında attığı iki golle yıldızını parlatan Abdülkadir Ömür'le verdiği sarmaş dolaş görüntü rakipleri imrendirecek kadraj oldu. Bir baba şefkatiyle sarıldı genç futbolcuya. Çocuğunu sever gibi... Abdülkadir'in de Avcı'ya yaklaşımı bir aile sıcaklığı uyandırdı.

Abdullah Avcı aslında bunu her oyuncusuna yapıyor. Örneğin, uçuk kaçık futbol sergilediği maçlarda bile Nwakaeme ile güleç hareketleri de takımın başarısının odak noktası. Peres'in Kasımpaşa maçında aldığı kırmızı kartın ardından bile oyuncuya yaklaşımı bir sonraki maça artı yönde yansıdı. Yani Avcı'nın yaklaşımı Trabzonspor'a pozitif etki yaratıyor. Kurt hocanın Abdülkadir Parmak ve Yusuf Sarı gibi futbolcuların büyüyüp gelişmelerinde de önemli hamleleri olduğu yadsınamaz. Tabii ki her ayrılık takımın yeni bir ivme kazanması için büyük bir fırsat. Ve Trabzonspor bu fırsatı kullanmış gibi gözüküyor. Sonuç itibarıyla Trabzonspor'u şampiyonluğa adım adım götüren duygu, Abdullah Avcı'nın yüreğindeki sevgi pınarlarında gizli.

ÜÇ AHBAP ÇAVUŞ

1959 yılı itibarıyla Tescil edilmeye başlanan Türkiye Profesyonel Futbol 1.Ligi 2001-2002 sezonu itibariyle, Süper Lig adını almıştır. Cumhuriyet’in ilanının ilk yarısına denk gelen bu süreç Ülke ekonomisinin çok düşük seviyede olması, olanında başta İstanbul olmakla beraber Ankara ve İzmir’le sınırlı olması hasebiyle 1. Lig yaklaşık 10 yıl bu üç şehir eksenli olmuştur. Dolayısıyla bu durum İstanbul’un 3 kulübünü “Büyük, hale getirmiştir.

Ezgin ve Bitkin olan ANADOLU insanını Ruh hali gereği İstanbul’un Üç Ahbap çavuşuna yönlendirmiştir. Vaka budur. Bugün geldiğimiz noktada Bu üç Ahbap Çavuşun Kendilerini Türk Futbol Endüstrisinin sahibi sanmaları, yukarıda belirttiğimiz gibi ANADOLU insanının “TARAFTAN, olma Şuuruna erişmeden Taraf olması kaynaklıdır. Bu Şuursuzluk en eğitimli, en donanımlı ailelerde bile mevcuttur. Örneğin Sayın Rahmi KOÇ Beşiktaşlı, oğlu Ali Fenerbahçeli ve de Başkan. Bu durum zevkler ve renklerle açıklanamaz. Tamamen sosyal etkileşim sapması ve Popülizmle alakalıdır. Bu noktada tespitimiz odur ki, Türk Futbolunun Uluslararası standarda ve değere ulaşması için ANADOLU insanının bilinçlenmesi, Kendi Şehir ve Yöre Takımlarına yönelmesiyle olur. Salt Başa Güreşen takımın maçlarına gitmekle olmaz:(YAVER ŞAHİN)

YUSUF’UN GÖLGESİNDE YÜRÜYENLER

Trabzonspor'a geldikten sonra veda edişi de olay olmuştu. Fransa serüveninde Burak Yılmaz ve Zeki Çelik ile birlikte şampiyonluk yaşadığı Lille'de bu sezon başında "geçici" süreyle el sallayan Yusuf Yazıcı UEFA Avrupa Ligi'nde iki maçta üst üste "hat-trick" yaparak tarihe adını yazdıran ilk Türk. Trabzonlu yıldız ismin rotası bu kez Rusya takımlarından CSKA Moskova oldu. Rusya'da 4 maçta 3 gol atıp 2 asist yaparak adeta yeniden doğdu. Kiralandığı Rus kulübünde de harikalar yaratan Yusuf vitrine çıktığı 15 Temmuz Erdoğdu Lisesi'ni de aklından çıkarmıyor. Hafta sonu Rize'de yapılan Liselerarası Türkiye Futbol Şampiyonası finalinde Trabzon temsilcisine moral aşılayan Yusuf Yazıcı "Kupayı alın, dileyin benden ne dilerseniz" babında telkinde bulundu.

Misyonerimizin sözleri 15 Temmuz Erdoğdu Lisesi'nde öyle bir etki yarattı ki Sakarya Spor Lisesi'ni 2-0 yenerek Türkiye Şampiyonu olan Trabzon temsilcisinde ibre Dünya Şampiyonası'na çevrildi. 2015 yılında Erdoğdu Lisesi önce Türkiye Şampiyonu olmuş, ardından Guatemala'da yapılan şampiyonada dünyanın en büyük takımı olduğunu ilan etmişti. O dönem Erdoğdu Lisesi'nin takım kaptanlığını da yapan Yusuf Yazıcı rol model olarak kabul ediliyor. Onun Trabzonspor ve Avrupa'daki başarıları genç futbolculara adeta işlemiş. Liseye adını yazdıran her öğrenci bu futbolcuyu "idol" kabul etmiş. Yakın bir tarihte yeni Yusuf Yazıcıların dünya futbol arenasında yer alması sürpriz olmaz diye düşünüyorum.

FIRTINA KASIP KAVURUYOR

Geçen hafta Akyazı Şenol Güneş Stadı’nda oynanan Göztepe maçını Annem (Ayşe Öztürk) ile birlikte izlemeye gittik. Bu esnada yanımıza memleketimizin yetiştirdiği değerli sanatçılarımızdan Sinan Yılmaz’la hem hatıra fotoğrafı çekildik hem de maçı birlikte izledik. Her gol attığımızda Sinan abi ile çak yapıyorduk. Sinan abi ile maç öncesi hem tanışma hem de sohbet etme fırsatım oldu. Göztepe’ye karşı ilk yarı çok iyi oynayamadık. Fakat ilk yarıyı 2-2 beraberlikle bitirmeyi başardık. Ama Abdülkadir Ömür gibi genç ve yetenekli bir futbolcumuzun varlığıyla bizim kaybetme olasılığımız çok düşük.

Çünkü Abdullah hocamın da dediği gibi Abdülkadir Ömür bizim için çok özel bir oyuncu. Takıma ömür katmaya devam ediyor ve yıldızını hep parlatıyor. Ayrıca Ahmetcan abimi de tebrik ediyorum, gösterdiği harika performans ve son olarak da kaleye girmekte olan golü son anda çıkardığı için. İnşallah Ahmetcan gibi futbolcular alt yapıdan yetişmeye devam eder. İkinci yarı Djaniny ve diğer oyuncuların oyuna girmesiyle oyunun akışını değiştirdiler. Fakat Kouassi gibi önemli bir oyuncuya ilk 11’de şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki Abdullah hocam gereğini yaptı ve sonuç olarak maçı almayı bildi. Böyle giderse Trabzonspor Türkiye ligi tarihinde Şampiyonluğunu en erken belirleyen takım olacaktır. Trabzonspor’um yeniliklere ve rekorlara doymuyor. Trabzonspor bugün ki galibiyetinden sonra rakip takımlar artık bizimle oynamaya kesinlikle çekindiklerini düşünüyorum. Çünkü Göztepe teknik direktörünün de dediği gibi lider ile oynamak çok zor. Lider önüne gelen herkesi yeniyor ve her hafta açık ara liderliğini devam ettiriyor. Kısacası Abdullah hocamın da başarımızı özetlediği gibi “Akıllı oyun, mücadele gücü ve taktik” başarıdır. Fırtına Süper Lig’i kasıp kavurmaya devam ediyor…