Trabzonspor’un kupaya uzandığı gece sadece bir zafer değil; inancın, sabrın ve vazgeçmeyenlerin hikâyesi yazıldı. Antalya’da yaşanan o büyük mutluluğun başrolünde ise Başkan Ertuğrul Doğan ile Teknik Direktör Fatih Tekke vardı. Çünkü onlar, fırtınalı günlerde bile bu gemiyi limana ulaştıracaklarına inanıyordu.

Maç öncesinde düzenlenen yemekte Başkan Doğan’ın yüzündeki rahatlık aslında her şeyi anlatıyordu. Yönetim kurulu üyeleriyle sohbet ediyor, herkesle yakından ilgileniyor, şakalaşıyor, fotoğraf çektiriyordu. En önemlisi ise kupanın Trabzon’a geleceğine yürekten inanıyordu.

O güvenini ne futbolcusundan ne teknik heyetinden esirgedi. Sezon boyunca yükselen eleştirilere rağmen geri adım atmadı, duruşunu bozmadı. Çünkü biliyordu:

“Fırtına ne kadar sert eserse essin, kökü sağlam olan ağaç yıkılmaz.”

Final düdüğüyle birlikte Trabzonspor kupayı kaldırırken Antalya adeta bordo-maviye büründü. İki golle gelen zaferin ardından Ertuğrul Doğan ile Fatih Tekke’nin mutluluğu görülmeye değerdi. Kuşlar gibi hafif, çocuklar gibi sevinçliydiler. Çünkü bu kupa sadece bir başarı değil; sabrın, emeğin ve inancın ödülüydü.

Başkan Doğan’ın yüzündeki gurur, Fatih Tekke’nin gözlerindeki huzur aslında her şeyi anlatıyordu. Çünkü onlar bu yolda yalnızca maç kazanmadı; güveni, umudu ve yeniden ayağa kalkmayı kazandı.

Bu kareye dikkatle bakınca insan şunu görüyor:

Kupayı kaldıran ellerin arkasında koca bir şehrin duası var…

Ve belki de en güzeli çocukların gözlerindeki mutluluk… Çünkü futbol bazen sadece futbol değildir. Bir çocuğun hayali, bir babanın gururu, bir şehrin yeniden ayağa kalkışıdır.

Bu yüzden o fotoğrafta sadece bir kupa yok. Geleceğe bırakılan bir hatıra var. Sezon boyunca yapılan ağır eleştiriler karşısında dimdik duran Başkan Doğan, belki de bu mutluluğu en çok hak eden isimlerden biriydi. Çünkü gerçek liderler alkış varken değil, fırtına koparken belli olur. Ve o fırtınada dümeni bırakmadı.

Belki yıllar sonra bu fotoğrafa yine bakılacak…

Ve herkes aynı cümleyi kuracak:

“Bu kupa sadece kazanılmadı…

Yürekle hak edildi.”

Bugün Trabzonspor’un müzesine bir kupa daha giderken tarihe şu not düşüldü: “İnananlar asla kaybetmez… Yeter ki yürekleri korkmasın.”

BORDO MAVİLİ YÜREK

Antalya’da oynanan Türkiye Kupası finalinin ilk yarısı sona erdiğinde, tribünlerdeki gerginlik skor tabelasından daha ağır hissediliyordu. Devre arasında Temel Karayunus ile birlikte protokol tribününe indik. Orada Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç ile ayaküstü sohbet etme fırsatı bulduk.

Konu doğal olarak maçtan önce Trabzonsporlu taraftarların yaşadığı sıkıntılara geldi. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in bordo-mavili taraftarlara yaşattığı zorluklardan söz ettik. Stadyum girişlerinde yaşanan izdihamı, taraftarların çektiği çileyi ve her adımda karşılarına çıkan engelleri konuştuk.

Başkan Genç zaten yaşananların tamamına hâkimdi. Antalya’nın Trabzonlu valisine açık şekilde sitem ettiğini ve “Bu kadar eziyet Trabzonspor taraftarına yakışmadı” diyerek tepkisini net bir dille ortaya koyduğunu anlattı.

Bununla da yetinmemiş…

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu arayarak Antalya’da bordo-mavili taraftarların yaşadığı sorunları tek tek aktarmış. Bakanın da İçişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduğunu, ardından taraftarların tribünlere daha rahat ulaşabildiğini ifade etti.

Şimdi bazıları diyecek ki:

“Başkanlık başka, taraftarlık başka…”

Ama mesele tam olarak öyle değil.

Bazı insanların makamı büyür; fakat içindeki çocuk hiç değişmez. Ahmet Metin Genç de tam olarak böyle biri…

Maç devam ederken Onuachu’nun attığı görsellik golü oturduğu koltukta ayağa fırlayarak alkışlarken, Konyaspor’un etkili geldiği bir pozisyonda kaleci Onana topu kornere çeldi. Protokol tribününde yanında Konya Büyükşehir Belediye Başkanı vardı… Gençlik ve Spor Bakanı vardı… TFF Başkanı vardı…

Başkan Genç hiçbirini umursamadı.

Bir anda ayağa fırladı ve içinden gelen refleksle kaleci Onana’yı alkışladı.

İşte bazı alkışlar vardır…

Ne protokol tanır,

Ne makam…

Sadece yüreğin rengini gösterir.

O an bir kez daha anladım:

Bazıları koltuğunda oturur…

Bazıları ise takımının yanında yaşar.

1200 KM’Yİ AŞAN TARAFTAR DEĞİL, ADALETİ AŞAMAYANLAR UTANSIN!

Trabzonspor taraftarı yine düştü yollara…

Ne ilk kezdi bu ne de son olacak.

Çünkü bordo-mavili sevda, haritayla ölçülen bir bağlılık değildir.

1200 kilometre yol gelir o insanlar…

Otobüste uyur, yolda yaşar, cebinden harcar, işinden gücünden olur ama takımının yanında durur.

Çünkü Trabzonspor taraftarı için deplasman; fedakârlığın diğer adıdır.

Ama Antalya’da yaşananlar artık yol çilesi değil…

Düpedüz ayıptır!

Konya’ya 350 kilometre mesafedeki finali Antalya’ya veriyorsun…

Trabzon’dan kalkıp gelen insanları saatlerce otobüslerde bekletiyorsun…

Stada girişleri geciktiriyorsun…

Üstüne bir de taraftara suçlu muamelesi yapıyorsun…

Sonra adına “güvenlik tedbiri” diyorsun!

Geçiniz…

Bu ülkede bazı koltuklar adaleti korumak için değil, korkuyu yönetmek için kullanılıyor.

Ve ne yazık ki Antalya’da yaşanan tablo tam olarak buydu.

Antalya Valisi Hulusi Şahin’in Trabzonlu olması kimseyi ilgilendirmiyor artık.

Çünkü mesele memleket değil, mesele vicdandır.

İnsan bazen doğduğu şehre değil, sustuğu haksızlığa yabancı düşer.

Trabzonspor taraftarı oraya kavga etmeye değil, takımını desteklemeye gitti.

Ama karşılarında futbolun heyecanını paylaşan bir anlayış değil, tribünden korkan bir düzen buldular.

En acısı ne biliyor musunuz?

Bu ülkede artık taraftarın sesi değil, sessizliği makbul sayılıyor.

Boyun eğersen sorun yok…

Susarsan makbulsün…

Hakkını ararsan “tehlikeli” oluyorsun.

TFF’ye gelince…

Yine bildiğimiz gibi…

Üç maymunu oynayan bir düzen…

Anadolu’nun çilesini görmeyen, tribünün emeğini hissetmeyen, taraftarı sadece rakamdan ibaret sanan bir anlayış…

Oysa futbol dediğin biraz da yoldur.

Biraz da cefadır.

Biraz da kilometrelerce öteden gelen insanların yüreğidir.

Trabzonspor taraftarı takımı için o yolu yine gider.

Gerekirse takımı uzayda da oynarsa ne eder eyler oraya da bir yolunu bulur çıkar...

Ama herkes şunu iyi bilsin:

Bu taraftar mesafeye yenilmez…

Ama adaletsizliği unutmaz!