İsrail, kuruluşundan bu yana en uzun ve sarsıcı gecelerinden birini geride bıraktı. ABD ve İsrail'in ortaklaşa yürüttüğü "Epik Öfke" operasyonuna yanıt olarak İran'dan gelen misilleme dalgası, bölgedeki askeri dengeleri kökten sarstı. Yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in "intikam" yeminlerinin ardından ateşlenen sesten hızlı füzeler, İsrail'in kalbi Tel Aviv'i hedef aldı. Şehir genelinde yankılanan siren sesleri yerini kısa sürede binaları sarsan devasa patlamalara bıraktı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, onlarca füzenin savunma hatlarını yararak şehir merkezindeki stratejik noktalara çarptığı ve geceyi turuncu bir karanlığa boğduğu görülüyor.
Fattah-2 ve Hayber Füzeleri Savunma Kalkanını Deldi
Saldırının askeri boyutu, kullanılan teknolojinin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Askeri uzmanlar, İran'ın bu operasyonda sadece geleneksel balistik füzeleri değil, aynı zamanda atmosfer içinde manevra yapabilen (glide) Fattah-2 ve Hayber hipersonik füzelerini kullandığını doğruladı. Sesten en az 5 kat daha hızlı (Mach 5+) hareket eden bu füzeler, İsrail’in milyarlarca dolarlık yatırımı olan Demir Kubbe (Iron Dome) ve uzun menzilli Arrow-3 sistemlerini adeta felç etti. Kuveyt'teki ABD radarlarını kilitleyen teknolojinin Tel Aviv semalarında da başarılı olması, modern hava savunma doktrinlerinin sorgulanmasına yol açtı.
Stratejik Derinlik Vuruldu: Savaşın Yeni Safhası
Bu saldırı, Batı ittifakının "İran rejiminin zayıfladığı" yönündeki öngörülerini boşa çıkaran bir hamle olarak değerlendiriliyor. İsrail’in daha önce "İran sadece askeri noktaları vurabilir" iddiası, Tel Aviv’in demografik ve ekonomik merkezlerine düşen füzelerle geçerliliğini yitirdi. İran, bu operasyonla İsrail’in "stratejik derinliğine" doğrudan ulaşma kapasitesini kanıtlamış oldu. Magen David Adom (İsrail Acil Servisi) bölgeye çok sayıda ekip sevk ederken, askeri sansür nedeniyle can kaybı ve hasar tespit çalışmaları üzerindeki gizem korunuyor. Bölge artık sivil-asker ayrımının kalmadığı, topyekûn bir imha savaşı riskinin eşiğinde bulunuyor.