Ve beklenen son!
2 hafta önce köşemizden; Eddie Newton'un bu görevi daha fazla götüremeyeceğini, bunun bariz bir şekilde ortada olduğunu ve bir an önce hiç vakit kaybetmeden yeni teknik direktör ile yola devam edilmesi gerektiğini yazmıştık.
Keşke bizim dediğimiz gibi olmasaydı da; bu 2 maçı alsaydık da Newton da devam etseydi. Buna çoktan razıydık.
Fakat 2 galibiyet gelse bile bu sadece sorunları halının altına atmak anlamına gelirdi. İlerleyen süreçte ki sonuç aynı olurdu. Keşke 2 hafta önce son verselerdi görevine. En azından zarardan erken dönerdik.
Neyse! Olmuşla ölmüşe çare yok! Önümüze bakmak zorundayız.
Abdullah Avcı; Beinsports kanalında ki maç sonu değerlendirme ritüeline katılmayınca, haliyle Trabzonspor ile görüştüğünü anlamıştık.
Lâkin Avcı'nın 3 yıl için 20 trilyon gibi bir rakam istemesi ve kulübün çöpe atacak 1 kuruşu olmadığı gerçeği de aşikâr iken, kulübün bu paraları vermesinin ne kadar mantıklı olduğu sorusu geldi akıllara.
Bizim inancımız öyle ya da böyle; Ahmet Ağaoğlu'nun başkanlığında Şenol Güneş'in bu takımda muhakkak görev alacağı şeklinde. Ama bu sene olur ama daha sonra. Ama öyle ya da böyle olacak Allah'ın izniyle.
Sadece başkan özelinde konuşmak gerekirse (yönetimi kastetmiyoruz); başkan gerçek manâda vizyon sahibi, stratejist, lider ruhlu ve tam manâsıyla profesyonel gerçek bir beyin. Lâkin yönetiminde huzursuzluk ve çokça eksiklikler olduğu da bir gerçek.
Tek başına bu işi de götüremeyeceğine göre; içeride ki huzursuzluğu ve sorunu da bir an evvel çözmesi şart. Sıkıntı içeriden. Uzakta aramaya ne hacet! Yanında gözüküp takiyye yapanlar, koltuğunda gözü olanlar ve içimizde ki İrlandalılar!!!
Zira Ağaoğlu'nun koltuğunda gözü olan, başarısız olması ve havlu atması için gün sayan, kulübün içinde dahi bunu 4 gözle ellerini ovuşturarak bekleyen bir güruh mevcut.
Sadece birkaç can alıcı sorumuza cevap bekleriz. Hepsi bu!
İşler süper giderken, takım ve yönetim uyum içinde çalışırken, herkesin moral ve motivasyonu tavan yapmışken; futbolcular ile yönetim arasında ki iletişimi ve etkileşimi son derece başarılı bir şekilde yöneten futbol şube sorumlusu Haluk Şahin Bey neden, ne amaçla ve kimlerin eliyle kulüpten koparıldı???
Son derece prezentabl ve entellektüel; oturup kalkmasından, giyimine kuşamına, hitabetine varıncaya kadar son derece düzgün bir karakter olan ve her maçtan sonra kameraların her yerde O'nu aradığı, aklıselim demeçleri ve bilişsel zekâsı sayesinde iletişim yönü de son derece kuvvetli olan Haluk Şahin Bey; neden ve kimler tarafından pasivize edildi???
Amacımız Trabzon şehrine ve Trabzonspor kulübüne hizmet etmek mi; yoksa kıskançlık, haset, ego ve sadece ben değeri tiryakilikleri yüzünden kulübe zarar vermek mi? Bu vb. örnekler çokça.
İkinci olarak; 1461'i başarıdan başarıya koşturmuş, çekirdekten spora hakim, görüşleri ve önerileri son derece değerli Suat Şen gibi entellektüellerin fikirlerine neden başvurulmaz???
Zira Trabzonlu ve Trabzonsporlu olmanın gereği; iyi günde de kötü günde de, başarıda da başarısızlıkta da sonuna kadar Trabzonspor isminin yanında olmakta.
Ama kemikleşmiş bu cenah; kulübü kendi özel şirketleri misali yönetmek istiyor. Trabzonspor isminin kurumsal bir kimlik olduğu umurlarında dahi değil. Varsa yoksa kulüpte yatacaklar, kulüpte kalkacaklar; kulüpten yiyip içecekler. İstedikleri gibi at koşturabilecekler yani.
Başkan Ağaoğlu'nun işi de çok zor. Trabzon gibi bir şehirde istikrarı getirmek, herkesi memnun etmek ve yıpranmadan bunları yapmak çok mu çok zor.
Altını bir kez daha çizmekte yarar var. Sadece sözümüz Ahmet Ağaoğlu başkan ve O'nun gibi gecesini gündüzünü bu kulübe veren birkaç gerçek Trabzonsporlu için.
İyi niyeti, hevesi, başarıyı sağlama ve uzun süre tesis etmek istemesinden yana hiçbir soru işareti yok kafamızda. Lâkin her başkanın yönetiminde olmak büyük bir soru işareti??? Neden ve nasıl???
Nedenler, nasıllar, niçinler, ne amaçlalar, ne alâkalarla içi dolu büyük soru işaretleri. Başkan aslında yalnız. Tek başına. Mücadele ediyor, gayret gösteriyor, enerjisini veriyor ama güç yettiremiyor.
Trabzonspor görünümlü İrlandalılara gün doğdu. Şu anda başkanın koltuğunda gözü olan birisi asla Trabzonsporlu olamaz. Olsa olsa kendi egosunu düşünen bir kişilik olur.
Ben varsam Trabzonspor var; yoksam " game over (oyun bitti) " söylemi Trabzonsporluyum diyen kimseye yakışmaz.
Ve son olarak!
Sadece başkan Ağaoğlu ve birkaç iyi adam içindir lâfımız!
Herşeyi söyleyin, herkesi zikredin, kimi isterseniz suçlayın ve hepsini başarısız olmakta itham edin; ama başkan Ağaoğlu hariç.
Herşeyini ve bütün mesaisini kulübe adamış, kendisini son derece geliştirmiş ve yıllarca 4 gözle başkanlığı için gün saydığımız birisi için, gayrı diğer türlü hiçbir varyasyon şık değil.
Tek Trabzon var...
Haliyle de 1 tane Trabzonspor...
Bu kulüp kimsenin metası, kazanç kapısı ve çiftliği değil.
Haa unutmadan kırmızı çizgimizdir...
Aman haaa!!!!
Trabzonspor markası siyaset üstüdür. Siyasi her varlık, söylem, yönlendirme, baskı ve mobing bu şehirden çokça geri tepmiştir. Gene teper...Aman haaa!!!
Kaş yapayım derken gözünüzden olmayın...
Aman haaa dikkat edelim de; gelen gideni fenerle aratmasın. Demedi demeyin...
Selâm ve muhabbetle sevgiler...
Çok Okunanlar
Fatih Tekke’nin Israrla İstediği Transfer Siftah yapamadı
Real Madrid’den Trabzonspor’un Yıldızına Dikkat Çeken Jest
Trabzonspor’dan Kayseri Çıkarması: Genç Golcü İçin Temas Başlayabilir
Tekke’nin Güvendiği İsim Sakatlıktan Güçlü Döndü Kayseri Deplasmanında Kritik Rol
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final kura çekiminde Trabzonspor’un Rakibi Belli Oldu
APP Plakaya Ağır Ceza Kapıda: Orijinal Plaka Nasıl Anlaşılır?