Futbolun tuhaf bir adaleti var. Kazandığında herkes kazanıyor... Başkan başarılı oluyor. Yönetim doğru transferler yapmış oluyor.
Futbolcular karakter koymuş oluyor.
Taraftar takımına sahip çıkmış oluyor.
Teknik ekip mükemmel çalışmış oluyor.
Kupayı kaldırırken omuz omuza fotoğraflar veriliyor.
Fakat başarısız olunca bir anda herkes kenara çekiliyor.
Futbolcu sahada yaptığı hatanın arkasına saklanıyor.
Transfer politikalarını belirleyenler görünmez oluyor. Ve başarısızlık, tek bir adamın omuzlarına bırakılıyor.
Teknik direktörün.
Sanki sahaya on bir kişi değil de yalnızca o çıkmış gibi.
Sanki yanlış pası o vermiş boş kaleye topu o kaçırmış gibi.
Sanki transferleri tek başına o yapmış, kulübün ekonomik ve sportif kararlarını o vermiş gibi...
Suçlu bulundu.
Ve herkes kurtuldu ceza almaktan.
Elbette teknik direktör eleştirilemez değildir.
Eleştirilecektir.
Yanlış tercih yaptıysa konuşulacaktır, sorgulanacaktır.
Teknik direktörlük, sorumluluktan muaf bir makam değildir.
Fakat mesele şu ki,
sorumluluk başka şeydir, bütün suçun tek bir kişiye yüklenmesi başka.
Bir takım başarısız oluyorsa orada yalnızca teknik adam yoktur.
Orada bir yönetim, bir transfer politikası sezon başı yapılan tercihler vardır. Yıllardır çözülemeyen yapısal problemler vardır.
Ve bunların hiçbirini görmeden, faturayı kulübenin başındaki adama kesmek, futbolu anlamak değil de öfkeye bir adres bulmaktır.
Başarı geldiğinde neden "Teknik direktör başardı" demiyoruz da "Trabzonspor başardı" diyoruz?
Ama başarısızlık yaşandığında neden birden "Teknik direktör başarısız oldu" diyoruz?
Madem başarı takımın başarısı başarısızlık da takımın başarısızlığı olmalı.
Madem galibiyet kolektif bir emeğin ürünü, mağlubiyet de kolektif bir muhasebenin konusu olmalı.
Futbol, tek kişilik bir sanat değildir.
Bir teknik direktör oyunu kurabilir ama topa vuramaz.
Sistemi belirleyebilir lâkin sahada mücadele eden futbolcudur.
Transfer isteyebilir ama masada imzayı atan yönetimdir.
Plan yapabilir ama o planın sahada karşılığı için onlarca unsurun aynı anda işlemesi gerekir.
Bu yüzden bir kulübün başarısızlığını yalnızca teknik direktörün hanesine yazmak, büyük bir hikâyeyi tek bir cümleyle açıklamaya çalışmaktır.
Trabzonspor gibi büyük bir camianın yapması gereken, her kötü sonuçtan sonra bir kurban seçmek olmamalı.
Başarı takımınsa, başarısızlık da takımındır.
Muhabbetle...