Başlamak... Ne garip fiildir... Otobanda koşmuşsundur hani, nefes nefese kalmışsındır. Adım atacak hâlin kalmamıştır. Biraz soluklansam toplar mıyım acaba, gücümü bulur muyum geçirirsin ya aklından;

Bazı insanlar yürümekten yorulmaz da yeniden başlamaktan yorulur.

Her başlangıç biraz da enkaz kaldırmaktır onlar için. Yanan yanaklarının soğumaları için küllerini avuçlayıp yüzlerine sürmektir.

Yeniden başlamak...

Sıfırın etrafında dönen bir pergel gibi aynı yenilgiyi defalarca çizmek.

Her defasında "bu kez olacak" diye kalbi ikna etmek.

Sonra tam "Bir"e yaklaşmışken "Bir" in tokadıyla yeniden sıfırın ortasına düşmek.

En uzun mesafe "Sıfır" ile "Bir" arasındadır bazı insanlar için. O küçücük aralığı aşmak içinse koskocaman bir ömrü tüketiyor baştan başlayanlar.

Olsun...

Toparlanın.

Yeniden başlıyoruz.

Fakat elimizde avucumuzda kalanlarımızla.

Dağılan eşyalardan önce cesareti toplamaktan başlamalı kanaatimce.

Kırılan aynaları süpürmeden, tuz buz olan inancı bir araya getirmeli fikrimce.

Yere düşmek yenilmek demek değildir.

Düştüğü yerde parçalanıp kalmaktır asıl yenilgi.

Bu otobanlar sarp yokuşlar. Bu sisli dağlar daracık kaldırımlar.

Aynı sokaklar.

Aynı dönemeçler.

Aynı olaylar aynı sonuçlar.

Defalarca sınava kaldıran bir öğretmen gibidir bütün bunlar. Sen geçtiğini sanırsın, o ise yeniden önüne koyar bir engel, bir engel, bir düşmek daha.

Aynı engel başka surette gelir karşına.

Koşuyolu aynıdır çünkü.

Koşullar aynı, süre aynıdır.

Oysa, sıfır olmadan

"Bir" olabilir mi?

Sıfırı geçmeden "Bir"e varmak mümkün mü?

Öyleyse, pencereleri açıp odaları havalandırmalı.

Üzerimizde kalan tozları bir güzel silkelemeli.

Kılık kıyafet seçimini hava durumuna bakıp yapmalı.

Hadi Bismillâh...

Belki yine düşeceksin.

Ki, düşeceğiz. Boşuna kemikten yaratılmadı dizkapakları.

Belki yine canınız yanacak.

Ki, şüphesiz yanacak.

Boşuna katman katman sarılıp, korunmaya alınmadı o kalp.

Ama yürümek istiyorsak düşeceğimizi bilmeliyiz.

Hatta mesafenin upuzun olabileceğini, hatta sonunu göremeyebileceğimizi de.

Sahi, sıfırın içindeki iyilikten güzellikten, hoşluktan, hoşnutluktan

ne kadar haberiz?

Dönüp dönüp başasarmak. Bir nevi baştan başlamak.

Derlenip toparlanıp yeniden yola koyulmak.

Yeniden yola koyulmanın verdiği keyiften ne kadar alıcıyız?

Sahi var mı bir bilenimiz?

Saygı ve Muhabbetle