Empati yapmanın zamanı olmaz aslında. Akılla vicdanın kesiştiği noktada bekler seni. Görmezden geldiğin de olur, muhasebe yaptığın da…

Günahın kadar sevmesen de siyaseti, yaşadığın ve yaşattığın her şey siyasetten bir kesittir; bunu bilir bunu söylersin dost meclislerinde…

Olur olmaz yerlerde… Eleştirirsin eleştirilirsin.

Bilirsin, sınırlıdır ömrün, bir gün gelecek gelmeyeceksin.

Yaşın kaç olursa olsun; çeyrek asır mı desem yoksa yarım mı?

Olacaklar bellidir, bazen düşünmek bile istemezsin

***

Biz “ölümlüler”… Geliyoruz gidiyoruz, ortada orta oyunu…

İyi de oynasan kötü de…

Bazen suskunluğunun esiri olursun, bir çift laf edememenin…

Sonra, “siyasetle uğraşmıyorum” diye temize çıkarmak istersin kendini.

Ekstrem örneklerle avunursun.

***

Bugünlerde hemen herkes aynı şeyi konuşuyor: “Mutlak butlan…”

Kimle konuşsam az çok fikir sahibi…

Ekranlardan aldığını satmaya çalışanlar mı ararsın?

Sessiz kalanlar mı? Burnundan soluyanlar mı?

Olmadı” diyenler de azımsanacak gibi değil.

***

Parkta hiç tanımadığım birinin yanına “selamünaleyküm” diyerek oturdum.

Boş yerler vardı aslında fakat benimle yaşıt sayılırdı ve belki de ortaya ilginç bir diyalog çıkardı. “Aleykümselam” derken yüzüme baktı; şapka, sakal ve gözlüğü süzdü sanki… Tuhafına gitmişti anlaşılan!

Gazeteci misin?”

Benzetmişti belki de… Şehir küçük, tanıyor da olabilirdi.

Sayılır” dedim fakat ikna olmamıştı.

Gazeteci misin yoksa değil misin?”

Evet” ya da “hayır” demek varken “sayılır” cevabı biraz kaçamak gibiydi.

Adam haklıydı, durumu açıklamaya çalıştıkça daha da karmaşık hale getirdiğimi fark ettim. Ses tonu ve mimiklerinden öfkelendiği anlaşılıyordu.

Siz şimdi soru da sorarsınız!”

Evet.”

Mutlak butlan!”

Adam, aklımı okumuştu besbelli.

Ben olsaydım” diye de başlayınca iyice karıştı kafam çünkü -empati- üzerine kuracaktım yazımın iskeletini.

Çayımı da söylemişti kaşla göz arasında…

Demsiz içmezsiniz herhalde” derken ilk kez gülümsüyordu.

***

Ben olsaydım bu kadar uzatmazdım işi… Reis’in zaten son dönemi, hem de en olgun dönemi… Yani öyle olması gerekiyor. Baktın ki rakibin bir rüzgâr yakalamış, bırak... Devlet Baba’sın sen, tüm evlatlarına eşit davranacaksın.”

Mutlak butlan!

Oraya geliyorum zaten… Neyse… Öyle veya değil, en büyük rakibin pek çok suçtan tutuklandı, başkanlıktan düşürüldü, diploması iptal edildi… Fakat bizim insanımız her daim mağdur edilenin yanındadır. Bir zamanlar Reis’in yanında olduğu gibi…”

Mutlak butlan!

Neyse… Kısa kesiyorum. Kendimi Reis’in yerine koyuyorum, İmamoğlu’nun, Özel’in… Fakat nedense Kılıçdaroğlu olmak aklımın ucundan bile geçmiyor; öfkeliyim, dilimden kötü sözler dökülür diye endişe ediyorum. Ben olsaydım bu denli açık seçik bir şekilde en büyük rakibimin önünü kesmezdim, engellemezdim. İki ihtilal ve pek çok muhtıra gördü bu gözler, her mağduriyet yeni bir lider çıkarır, böyle bir süreçten geçiyoruz.”

Yani!

Bir siyasi partiyi, Dernekler Kanunu’na göre yargılamayacaksın. YSK diye bir kurum var ve tek yetkili o… Ben böyle okuyorum fotoğrafı…”

Kamu vicdanını rahatsız eden bir dava olarak mı görüyorsunuz?”

Rahatsız etmek de ne demek? Yaralayan, milyonlarca insanı -bu kadar da olmaz- dedirten sessiz bir çığlık yükselmekte… Şimdi ayıkla pirincin taşını… Mühür kayyumda, güç liderde… Yaz bakalım en büyük rakibinin hanesine yüzde beş, yüzde on daha… Türk demokrasi tarihinde silinmeyen bir leke olacak bu mutlak butlan.”

Ne olur?”

Dedim ya… Her mağduriyet muhalefetin hanesine artı puanlar yazar. Ha! Bütün bunlar -biraz da muhalefet yönetsin ülkeyi- diye yapılıyorsa onu bilemem.”

Yeni bir sayfa açılabilir mi?”

Basra harap olduktan sonra… Fakat bir adım atılacaksa ben yine de Reis’ten bekliyorum. Cumhuriyet tarihinin en fazla iktidarda kalan lideri… Enerjimizi boşu boşuna harcamayalım. Durduk yerde nereden çıktı mutlak butlan? Yapılacak çok iş var, önümüze bakalım.”

***

İnsanımız olup biten her şeyin farkında…

Empati yapıyor, kendini mağdurun yerine koyuyor, mağdur oluyor.

Yeni şeyler söylemenin ve yapmanın tam zamanı

Adalet” dediyseniz başka bir yol yok.

Demli çay iyi gelmişti, yeni bir bilgeyle karşılaşmak ümidiyle yine gelmeliydim buraya.

Somali’deki uzay üssünü konuşmaya…

Dünya Kupası’ndaki şansımızı…

Adalar Denizi’ndeki kıta sahanlığımızı…

Adını sormadım, ne iş yaptığını da…

Sıradan bir emekli olmadığını düşündüm.

Hiçbir emeklinin sıradan bir emekli olmadığını…