“Hayatta en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.” Edebiyatımızın devlerinden Buket Uzuner söylemiş. Branş öğretmenleri alınmasın! “İyi bir öğretmen” derken, sınıf öğretmenidir o… Bizleri hayata hazırlayan, bilinçlendiren, yönlendiren…

Hafta içinde Yomra Kaymakamı Oğuzhan Ocak’a uğradım.

Kültür sanattan, sağlıktan, ulaşımdan konuştuk; Yomra’dan…

Memleketi Ordu da nasibini aldı bu kısa sohbetten…

Ve özellikle de hepimizde unutulmaz anıları olan sınıf öğretmenlerimizden…

Ülke kalkınmasının lokomotifi sayılırdı onlar…

Eşsiz kahramanları…

Sonra…

Şana’da çay içerken de masaya taşıdım konuyu...

Eğitim denilince akan sular durur” dedi emekli bir öğretmen...

Akan su mu kalmış” dedi, yan masada oturan kasketli...

Kütüphaneye dönüş yolunda haftalık yazım belli olmuştu: Sınıf Öğretmeni

Branş öğretmeniydim fakat üç ay gibi kısacık bir süre de olsa sınıf öğretmenliği yapmıştım.

Yomra Gülyurdu Köyü İlkokulunda…

1., 2. ve 3. sınıfları okutmuştum.

Müdürümüz Osman Ateş de 4. ve 5. sınıfları…

Kırk yıllık memuriyet hayatımda öylesine derin izler bırakmış ki!

55 öğrencimin bazılarını isim isim hatırlıyorum hâlâ...

Beyaz yakalıkları, siyah önlükleri…

Soğuk havalarda sınıf sobasına odun taşıyan o küçücük elleri…

Öğle aralarında “öğretmenimiz acıkmıştır” diye getirilen sıcacık ekmekleri…

Ömrümce unutamayacağım anı ise son gün, ayrılırken…

Müdürüm Osman Ateş’le vedalaştım, öğrencileri ile…

Kendi sınıfıma girdim, bomboş, hiçbir öğrencim yok!

Ayrılacağımı öğrendiler” diye düşündüm.

Döne döne Kozdeğirmeni’ne inen patikada kalbim kırık, kafam karmakarışık...

Allah’ım! Her dönemeçte gizlenmişler,

ellerinde buket buket çiçekler…

Ağlaya ağlaya indim yamacı ve öğretmenliğin en güzelinin sınıf öğretmenliği olduğunu o gün bir kez daha anladım.

Öğretirken öğreniyordunuz.

Kavuşurken ayrılırken...

***

Sınıf öğretmeni, branş öğretmeninden yüzde elli daha fazla almalı.”

Doktor maaşı neyse o…”

Çünkü ülkenin gerçek mimarları onlardı.

Beyni, kalbi, her şeyi...

Hal böyle olunca puanları da yükselecek mutlaka…

Ülkenin en zeki çocuklarından bir kısmı sınıf öğretmenliğini tercih edecek...

6-10 yaş grubu gibi “en zorlu sayılabilecek” çocukların karşısında sahnedeki gibi hissedecek kendini sınıf öğretmeni…

Empati yapacak, sağlıklı iletişim kuracak, en azından bir enstrüman çalacak…

Birkaç dili anlayacak ve anlatacak kadar konuşacak...

Türkiye’nin geleceğini inşa ettiğine inanacak…

Dört yıl sonra mezun olacak “yeni nesil öğretmenler”…

Maaşları, doktor maaşına endeksli…

En az beş yıl pilot okullarda pişireceksin bu gençleri, kentlere köylere göndereceksin.

Japonya’ya, Finlandiya’ya, İsviçre’ye...

Dört dörtlük yetiştireceksin.

Yani bugün karar alınca en az on yıl sonra ülke geneline dağılımları yapılabilir, bunu böyle bileceksin.

Eğitimde çağ atlamak” nasılmış? Yaşayarak yaşatarak öğreneceksin.

İyi de... Milli Eğitim Akademisi ne olacak?”

Eğitim Fakültelerindeki akademisyen ve öğrencilerin görüşleri alındıktan sonra yeniden yapılandırılacak.”

***

Branş öğretmenleri de şüphesiz çok çok önemli.

Fakat ilk öğretmenin yeri bir başka çünkü vekâleten üç ay görev yaptım, oradan biliyorum.

Temel sağlamsa ondandır, sakatsa da…

***

Eksiklerin tamamlanması, yanlışların giderilmesi için “özeleştiri” yapmakta yarar var.

Hele hele de konu eğitimse ince eleyip sık dokumak gerek.

Konuya bütüncül açıdan yaklaşmalı, sisteme müdahaleler minimuma indirilmeli.

Eğitim, onca gürültü patırtının ortasında kaynayıp gitmemeli.

Savunma kadar önemli…

Önemsemezsek ne olur ya da önemsemiş gibi yaparsak!

An gelir, savunacak toprak bile bulamayız.