Trabzonspor'da son durumu özetleyelim; Taraftarı futboldan soğutan ve tribünleri boş bırakan "yana-geriye-kaleciye" modeli, mucidi Abdullah Avcı dahil birçok Teknik Direktörün ve tabii ki takımın başını yedi. Ligimizde düşe-kalka da olsa zaman zaman işe yarayan bu modelin son kurbanı olmaktan Tekke de kurtulamadı.
Hoca'nın o maçtan sonra değil de bir hafta sonra görevine son verilmesinin sebebi, Lig maçındaki skandal mağlubiyet gibi görünse de Yönetimin; "Siz istifa edemezsiniz, biz sizi göndeririz" düşüncesi etkili olmuş olabilir.
Neticede geçiş dönemi Teknik Direktörü olarak görevi üstlenen Hüseyin Çimşir daha ilk maçında şov yapınca, Çimşir ne yaptı da takım kısa sürede bu hale geldi sorusu her tarafta dillendirilmeye başlandı.

Şüphesiz ki bir Teknik Direktörün bu kadar kısa süre içerisinde takımını bu denli değişime uğratması mümkün değildir. Ancak Çimşir'in işi sanıldığı kadar zor değildi. Zira Hüseyin Hoca'nın Mohamed Salah'a, Fabinho'ya "Bak arkadaş, topa şöyle vuracaksın, çalımı böyle atacaksın" diye söyleyecek hali yoktu.
Peki Hüseyin Hoca'nın takımı uçuran sırrı neydi? Ne yaptı da kısa sürede takım şahlandı?
Bence çok basit bir şey yaptı. Galiba şöyle söyledi öğrencilerine;
"Arkadaşlar, bundan böyle bizim kaleye doğru değil, takip kaleye doğru hücum yapacaksınız."
Hepsi bu.
Böylece prangalarından kurtulan oyuncular, uzun süredir hafta sonu geceleri sinirden uyuyamayan taraftarlara rahat bir uyku çektirdi.
Yetenekli oyunculardan kurulu kadrolar bir Teknik Direktör için "Kovulmalık" değil, aksine büyük şanstır. Yeter ki Hoca'da özgüven olsun.
Şunu da belirtmem gerekir ki, Trabzonspor'un içine düştüğü sıkıntılar sadece oyun sistemi ile izah edilemez. Başka etkenler de olmuştur. Hasbelkader 40 yıl yöneticilik yapmış olan bendeniz, bir kurumdaki başarının çalışanlara verilen değer ve yöneticilerin onlara karşı duyduğu saygı ile doğru orantılı olduğunu söylemeliyim.
Tekke'nin sosyal medyada yayınlanan soyunma odası konuşmaları şayet doğru ise oyuncuların yeşil çimlerdeki tavırları açıklığa kavuşmuş demektir. Oyunculara bağırıp çağırmakla başarının gelmeyeceği açıkken bu davranış ile Hoca hem kendine, hem de takıma zarar vermiştir.
Son maçtaki güzel oyun ve muhteşem skor bizi sevindirdi ama unutmamak gerekir ki bir çiçekle bahar gelmiyor. Bu başarının sürdürülebilir olması esastır.
Futbolda devrim yapan ve yıllarca GS, FB, BJK'ya Avni Aker'de orta sahayı geçirtmeyen Trabzonspor'u çok özledik.
O başarılar artık zor gözükse de en azından sıradan takımlara ezilme devrini ebediyen kapatmalıyız. Vesselam(Osman Aydın/Çoruh EDAŞ önceki dönem müdürü.)

“HOCA KOVDURAN KADRO!”
Fatih Tekke’siz ilk maç… Birkaç dakikalık kaosun ardından bir şeyler oldu. Haftalardır gezinen topçular kök söktürmeye başladılar. Goller ardı ardına; tak, tak. Üç sıfır öndeyiz, defansımızın bel kemiği Savic rakip kalede dördüncü golü kovalıyor. Bir yıldır ortalıklarda görünmeyen Onuachu prese pres! Bunlar güzel de, adama sorarlar; nerdeydin bu güne kadar? Yürümekten acizdiniz. Ne oldu da coşkulandınız?
Fatih hoca, lider rolünden epey uzak, “Çoban Sülo” modundaydı. Bu hissiyatı her alanda onu baskıladı, yüke döndü. Her geçen gün ağırlaştı. Yapılan transferlerin kalitesi, Salah’ın yarattığı motivasyon Fatih Hoca’yı iyice demoralize etti. Acaba oyun planlarım, taktik çalışmalarım, kadro tercihlerim doğru mudur? Salah ne düşünür vs. gibi, birçok vesveseyle baş başa kaldı. Sürekli onaylanma talebiyle yaşamak, liderlik vasıflarını ha bire budar. Üstüne, yönetimden dönen istifa resti, saha sonuçları, Avrupa’da hayal kırıklığı da tuzu biberi oldu. Bir dip not düşecek olursam; Şahsi görüşümdür, Abdülkadir Ömür de köy hayatını önceleyen mütedeyyin yaşam tarzını önde tutmaya çalıştı. Tarla, bağ bahçe işleri, Bakın bunlar herkesin tercihidir ve saygı duyarım sonuna kadar. Lakin, bu camialar başka şeyleri önde görmek ister. Çitle çubukla gelenle asla ilgilenmez. Popüler kültürün bir parçasıdır futbol. Futbolcu yatırım aracıdır! Borsadan, kombineden, forma satışlarına kadar, Zincirin her halkası senin yeşerteceğin umutlara bağlıdır. Vizyon dediğimiz şeydir bu. Çok önemlidir. Aksi halde, büyük umutlar, daha büyük hayal kırıklıklarına dönüşüyor. Fatih Hoca ve Abdülkadir için, geldiğimiz noktayı bu açıdan benzeştiriyorum. Ne yazık ki; Trabzon(spor) camiası, Sportif anlamda insan kaynağını yönetemiyor; Bir Şamil Ekinci, Süleyman Seba, Metin Aşık, Alp Yalman, Ali Şen gibi Futbolcuyu da, teknik heyeti de yönetip, derleyip toparlayacak Üst aklın açlığını çekiyoruz. 20 sene evvel Gökdeniz-Fatih meselesi de bu sebeple yaşanmadı mı?... Madalyonun diğer tarafına bakacak olursak; Futbolcular, liderlikteki aşınmayı hemen hissederler, o çatlaktan ufak ufak sızmaya başlarlar. Çok az futbolcuda, sadakat paradan öncedir. Kazanacakları paraya, şana, şöhrete bakarlar. Fıtratları böyledir. Yeni transferlere ödenen ücretlerin yarattığı sızlanma, hemen rövanşa dönüşür. Öyle de oldu ki, Fatih Hoca; “Bu takım tam da hoca kovdurmalık” deyiverdi. Sonunu biliyorsunuz. Fatih Hocayı futbolcular yedi aslında!
(Hasan Keskin/İstanbul Trabzon Dernekler Federasyonu Başkan Vekili)

ŞENOL HOCA-GUARDİOLA VE ARDA
Ömer Utku, kuzenleri ressam Tunahan ve Makine Mühendisliği son sınıf öğrencisi Tuğrul Şeyihoğlu’nu yemekte ağırladı. Muharrem Usta’da kebap, Lokma’da dondurma ikram etti. Yemek sonrasında resmi Tunahan çekti. Trabzonspor mu? Onlar da şunu söylediler: ‘Evet Abdulah Avcı Trabzonspor’u 38 yıl sonra şampiyon yaptı. Bizler şampiyonluk gördük. Ama Gençlerbirliği maçında Hüseyin Çimşir’in oynattığı futbol Trabzonspor’a bir daha Fatih Tekke ve Abdullah Avcı’nın gelişinin önünü kesti. Hüseyin devam etmeli. Yanına Ergin Keleş geldi. Tolga Zengin’de yolda. Bir de Abdullah Ercan’ın zekası bu işe eklenirse sorun kalmaz. Hüseyin hoca ve ekibi yükün altından kalkamaz ise Şenol Güneş var. Arda Turan’ı da takımın başında görmek isteriz.”

Bu fotoğraftan 1 saat sonra, “Pep Guardiola Trabzonspor’a teknik direktör olacakmış” dendi. Şaşırmadım. Ertuğrul Doğan, Salah’ı getirdi ise onu da getirebilir.
KONYA, KIRILMA MAÇI
Trabzonspor nasıl ki, İstanbul takımlarını yendiğinde kendini başka bir dünyada hissediyor, Anadolu takımları da 8 kez lig Şampiyonu olmuş Trabzonspor’u yendiklerinde benzer hazzı yaşıyorlar.

Trabzonspor 4 lig maçından 7 puan çıkardı. Anadolu’nun bir başka güçlü takımı Konyaspor ise 4 maçta puan bile alamadı. Konya ile özdeşleşen İlhan Palut’un önünde birkaç maç daha var. Trabzonspor’a kaybeder, ardından deplasmanda da kaybederse, ‘Futbolcuları değişemeyeceğimize göre!’ denecek ve Palut hoca ile yollar ayrılacaktır. Trabzonspor’u mağlup ettiğinde en az bir 4 hafta daha kredi kazanacağını biliyor. Konyaspor taraftarı da buna inanmış. Dolu tribünler, son şans denecek bir maç.
Kuşkusuz kadrolarda kalite farkı var. Fabinho-Muçi ve Ozan orta sahayı toparladı. Onuachu kendine geldi. Aral rakip eksiltmeye devam ediyor ve Mohamed Salah. İnanılmaz çabuk bir oyuncu ve her maçta mutlaka golü var. Onun için favoriyiz. Ama tartışmasız galip değiliz. Hiçbir maçın sonucu oynanmadan belli olmaz.
TRABZONSPOR, ZORLU VE VESTEL
Ahmet Zorlu, Denizli doğumlu bir hemşehrimiz. Trabzon’a gençlik yıllarında gelmiş ve Taşhan’da dükkan açmış, ardından da İstanbul, İzmir derken Türkiye’nin tekstil devi olmuş. Taç perde ile büyüdü, ardından Vestel markası Zorlu’yu dünya pazarına açtı. Süreç içinde evim dediği Trabzon’da otel yaptı. Trabzon’un ilk 5 yıldızlı oteline her yılbaşı ailesi ve yakın dostları ile geldi ve konakladı. Kemeraltı, Taşhan’daki dükkana uğradı. İsmail Öztürk her gelişinde onu en güzel şekilde ağırladı.

Dünyada yeniden şekillenme, ülkelerin birbiri ile ittifakı, karşıtlığı, iç piyasada darbeler, 15 Temmuz gibi hainlikler Zorlu Holdingin de dengesini bozdu. Ahmet Zorlu, yıkılmamak için her türlü fedakarlığı yapıyor.
İş dünyasında başarılı olduğunda ilk aklına gelen Trabzonspor olmuştu. 1994-1997 arasında Trabzonspor’a forma ön göğüs sponsoru olan Zorlu, Vestel’le birlikte bir kez daha 2020-2024 yılları arasında Trabzonspor’a 10 milyon Euro’ya yakın kaynak aktardı. Teşekkürler Ahmet Zorlu.

Bir teşekkür de otelin yeni sahibi Mustafa Usta’ya: ‘Ahmet abiyi her zaman bir Trabzonlu, bir abi olarak göreceğim.” dediği için. Usta esnaflığını, nezaketini anlatmakla bitiremedi.
Ahmet Zorlu, Trabzon Kemeraltı Taşhan’dan çıktı ve devasa bir holdinge dönüştü. Mustafa Usta ise Çömlekçi’de pazarda başladı, ardından Kemeraltı’na, sonrasında ise Semerciler’e geldi, tekstil ürünleri satışını hiç bırakmadı. Kıymetli kardeşimiz Usta’ya Grand Trabzon Otel hayırlı olsun.
BEDRİ’NİN BOYUNU GEÇTİ

Daha önce yazmıştım ama okumamış olanlar vardır, KTÜ Kimya Bölümü mezunu Beşirlili Bedri Erdem, ABD’de dünyanın en büyük boya şirketinin CEO makamına doğru hızla gidiyor. Zaman zaman görsel atar. Son attığında ise oğlu Trabzonsporlu Murat Dennis Erdem’in formalı fotoğrafı da geldi. Bedri de Bordo-Maviyi giymiş. Bedri de bilir, dünyada kendi şehrinde en büyük taraftar kitlesi olan 3 takım Trabzonspor, Barcelona ve Napoli var. Trabzonspor hem kendi kentinde lider hem de bütün dünyadaki Trabzonluların sevdası ve gururu.
SPOR YAZARI TARİH DE YAZAR!
Tek kitap yazarak, işin zorluğunu test etmiş birisi olarak Nuri Bekar’ı tebrik ediyorum. Spor muhabirliğinden gelen bir yönetici olarak zor bir konu ve araştırma ile Trabzon tarihi kitabını yayınlamış. “Dağların Ardından Gelen Hüküm – Bir Trabzon Romanı”
Yaklaşık iki yıllık araştırma ve yazım sürecinin ardından yayımlanan roman, Fatih Sultan Mehmed’in 1461 Trabzon Seferi’ni tarihî gerçeklik ile edebî kurguyu bir araya getirerek anlatıyor.

Roman, yalnızca Trabzon’un fethine değil, 1461’e giden süreçte yaşanan siyasi mücadelelere, askerî hazırlıklara, diplomatik gelişmelere ve dönemin insan hikâyelerine de odaklanıyor.
Bekar, eserini hazırlarken 1.000’in üzerinde yerli ve yabancı kaynaktan yararlanırken, tarihî gerçekliğin korunması amacıyla alanında uzman akademisyenlerin görüşlerine de başvurdu.
Tebrikler Nuri Bekar
BİRAZ DA NOSTALJİ MEYDAN CEMİL USTA

Trabzon Gençlik ve Spor İl Müdürü Cemalettin Yazıcı, basın bilgilendirme buluşması. Turgut Özdemir, Ahmet Şefik, Cevat Kol ve Orhan Çavuşoğlu artık aramızda yok. Mekanları cennet olsun.