Kentin önüne getirdi bir Çin Seddi kurdular seneler önce, kentin üst tarafından sahile dokunmadan bir yol projelendireceklerine (aslında var, Güney Çevre Yolu) ve o yolu geliştirecek güzelleştireceklerine en sağlam kafa denizi doldur geç politikasını seçtiler.

Birinci Sahil Yolu bandı onlara yetmedi, ikincisini yani Samsun-Sarp Bölünmüş Otoyolu projesini araya sıkıştırarak yaptılar. Yetti mi? Yetmedi…

Bir sabah Liman Müdürü rüyasında Akyazı projesini gördü! Koştu Trabzonspor başkanı da olan sahibine, anaaa o da aynı rüyayı görmesin mi? Gülmeyin, aynen öyle oldu. Hemen bir AKKazık Projesi yaptırdılar, koştular Reis’lerine. Reis bayıldı bu fikr-i zarafete elbette, sonunda bir beton var bu işte. Doldurdular güzelim Akyazı Sahilini. Yetti mi? Yetmedi…

Samsun-Sarp Bölünmüş Otoyolu ayağı ile kent sahiline karikatürize T’ler yapılmıştı. Onları birleştirsek araya da “Yaşam Alanı” ayağı ile projeler yapsak ne güzel olur dedi siyasiler. Siyasiler diyorum, çünkü hiçbir meslek örgütü (özellikle Mimarlar Odası) buna yanaşmadı.

O “T”leri birleştirip önce AKKazık Stadyumunu büyüttükçe büyüttüler, çünkü bizim siyasilere yetmiyor. Beton olması gerek, önce Stadyuma nazır Şehir Hastanesi çıktı, yetti mi? Yetmedi, Trabzonspor’u şimdi yönetenlerin koltukları altında AVM’ler işyerleri falan var, doymuyorlar. Hepsinde Trabzon Mimarlar Odası dik durdu, dik durmaya devam ediyor.

Şimdi o karikatürize “T”ler uzadı geldi kentin önüne, birleştirdi 400 dönüm arazi kazandılar bunu betona nasıl dönüştürürüz dediler. Bir proje yaptılar “Uzunkum Yaşam Alanı” diye, 400 dönüm araziyi betonlamaları gerek. Mimarlar Odası Mayıs 2026’da bir kamuoyu duyurusu yaptı, tüm basınımız kulağının üstüne yattı es geçti. Bu projeye çekincelerini açıkladı Mimarlar, dinleyen var mı? Yok elbette, yetmiyor siyasilere beton lazım, beton…

Tüm raporu tek tek okudum, özellikle derin deşarj sistemlerinin çalışması engelleyeceği ve ilerde bir sel felaketine Beşirli maruz kalacak diye çekinceleri var. Yaşam Alanı diyerek kodu yükseltip olası bir felakete zemin hazırlıyorsunuz diyorlar. Bu proje mevcut DSİ kriterlerine de uymuyor diyorlar. Bu proje ile Uzunkum kentle bütünleşmiyor, kandırmayın kent halkını diyorlar. Çünkü o alana gitmek için Beşirli de oturan bir vatandaş 2 otoyol, 2 dolgu alanı (yaklaşık 450 metre) yol yürüyecek diyorlar. Ve son olarak şu sonuca varıyorlar: “Bu proje Trabzon için özenilerek hazırlanmış bir proje değildir.”

Siyasiler yarın temel açılış kurdelesini kesecekler, kafamda deli sorular…

HAVAALANI DOLGUSU HİÇ BİTMEZ…

Aynı Sahil Yolu gibi, doldur boşalt bağ yap hiç bitmiyor mübarek.

Biliyorsunuz önce ağızlarına “2.ci pist gerekli” diye bir şey tutturdular, ardından dolgu ile sahanın genişletilmesi geldi. Çünkü daha doymayan müteahhitleri var.

İkinci pist heveslilerine de bu alandan seslenmiştik, günlük 60-70 uçak iniş kalkış yapan bir havalimanının (en son Ağustos ayı verileri rekoru 21 Ağustos Cuma günü 78 uçak inmişti, 72 si kalkmıştı) pistlerini onar, uçuşa kalkışa uygun hale getir de niye 2.pist? Koca Sabiha Gökçen havalimanında her gün 600-700 uçak iniyordu tek pist üzerine, daha yeni hizmete girdi ikincisi ama sende mutlaka 2.cisi gerekli!

Neyse büyüklerimiz daha iyi (!) bilir.

Bakın bir proje yaptılar deniz tarafına ve deniz dolgusu üzerine yeni bir pist yapmaya niyetleniyorlar ama her gün gazetelerde dolgunun hacmi büyüyor!

Ayrıca bu devamlı pist onarımlarına da iyi bakmak gerek. Bir sene önce kısa bir süre kapatıp bakım yapıyorsun ama arasından bir sene geçmiyor yine pistte çatlaklar meydana geliyor! Ve her pist bakım ihalesini alan firmada hemen hemen aynı, beşli çeteden! Arkadaş, bir Allah’ın kulu yok mu, kalkıp bu arkadaşlara daha geçen sene onardın niye yeniden pist çatladı, diyebilecek? Zararın hesabını kim soracak? Ben mi? Ya da çıkın deyin ki, eski pist dikiş tutmuyor, onun onarımı için müteahhitlere akıtacağımız paraya neredeyse yeni bir pist yaparız, onun için ikinci pist diyoruz. Tamam, bunu anlarız, yeni pistten sonra eski pisti kapatıp taksi yolu yapacaklar der otururuz.

Hizmete karşı değiliz, ama her “hizmet” adı altında devletin parasının da çar çur edilmesine de karşıyız…

Tanrılar ihale mi istiyor?

SANATEVİ ACİL ÇÖZÜM BEKLİYOR…

Kaç aydır bir bomba attılar kentin önüne içinden çık çıkabilirsen.

Bombayı da, kim attı ise, Vali’nin kucağına attı kaçtı.

Trabzon Valisi Tahir Şahin, biliyorsunuz Ocak 2026 tarihli kararname ile kente geldi. Önceki görev yeri Kilis kenti idi. Şubat’ta koltuğuna oturdu desek, masasını sandalyesini tanıması bir seneyi bulur.

Trabzon Sanatevi ise, 2007’de faaliyetlerine başlamış yirmi senelik bir kültür yuvası. 20 senesinde yüzlerce kültür ve sanat etkinliği yapmış, bunların en önemlisi de “Uluslararası Sanat Günleri”. Bu sene de bu sanatsal festivalin 16.cısı gerçekleştirilmiş. (19-23 Haziran’da) Kent içi ve kent dışı ve başta komşu ülkeler olmak üzere yurt dışından da konuk sanatçılar katılmış. Hatta açılışını Büyükşehir Belediye Başkanı yapmış.

Kentin Valisi daha yeni koltuğunu tanırken, şak diye Sanatevi’ne “burayı boşaltın” yazısı gönderiyor, “burayı bir protokolle Akçaabat-Söğütlü merkezli Trabzon Üniversitesi’ne verdim” diyor! Önce Turizm okulu cihetinde, sonra eksik oldu pardon burayı aynı üniversitenin Konservatuvar öğrencileri kullanacak, boşaltın havaları…

Elbette Trabzon bu konuda tek vücut oldu, kentin en büyük yerel komutanı Büyükşehir konuya el attı. Mevcut ve eski AKP vekilleri tepkilerini ortaya koydu, muhalefet vekilleri ve siyasetçileri zaten Sanatevi tarafında. Trabzon basını ve medyası Sanatevi tarafında, sosyal medya destek için neredeyse yıkılıyor.

Bir tek kim kaldı? Vali…

Ben diyorum ki, Trabzon’un yeni Valisini de yanlış yönlendirdiler, o da beklemiyordu bu tepkiyi.

Sayın Valim, şimdi çık Trabzon ve Türkiye kamuoyuna “Bir yanlıştan dönüyoruz, beni şu, şu yanlış yönlendirdi. Beni yanlış yönlendiren falan falan müdürleri görevden alıyorum. Hatta beni yanlış yönlendiren şu şu siyasilerle de artık mesafeli olacağım. Burayı attan alta isteyen faideli (!) iktidar dernekleri, vakıfları, STK’ları ile de bundan öte mesafeli olacağım. Ben de kültürden sanattan yanayım. Yanlıştan dönüyor ve eski şekli ile Trabzon Sanatevi yerleşkesini yine Trabzon kültür ve sanat insanlarına veriyorum. Prosedürü biz hallederiz. Hayırlı olsun” de…

Der mi?

Bence derse tarihe geçer ve onu “Trabzon Valisi” olarak tanırız.

Yok demezse, “O zaten iktidarın Valisi idi…” der unutur geçeriz…

OOOO… İŞLER KARIŞIYOR!

İki gün önce Gazete Pencere’nin manşeti “Trabzon anketi: AKP’de 11 puanlık kayıp, YRP’den atak…” idi.

Haberde anketçi ve veri analisti Murat Kızılboğa’nın Trabzon genel seçimleri için sonuçlar almış, kentte en çok oy kaybeden parti AKP olmuş. Yeniden Refah Partisi ise en çok oy arttıran parti çıkmış.

Son Genel Seçim de yüzde 47,77 oy alan AKP’nin şimdiki anket sonucu yüzde 36,5 olarak ölçülmüş.

Buna göre AKP Trabzon’da 11,27 puan oy gerilemiş…

Valla peşin söyleyeyim bu sonuçlar mutlaka Reis’in önüne gidiyor, bilesiniz.

“Bu Pazar seçim olsa…” diye Trabzon seçmenine sormuşlar, Trabzon’da yüzde 24,6 ile YENİ Parti ikinci çıkmış.

Son seçimde Trabzon’da yüzde 10,84 oy alan MHP nin ise oy oranı yüzde 9,2 çıkmış, MHP kentte 1,6 puan oy kaybetmiş görülüyor.

En dikkat çeken atak YRP’den gelmiş, kentte son seçimlerde 4,49 oy alan Yeniden Refah bu kez ankette yüzde 9 oy oranında görülmüş. Bu sonuca göre YRP Trabzon’da 4,51 puan oylarını arttırmış. Bundan şunu anlıyoruz, 11 puan AKP’nin kayıp oyu YRP’ne gitmiş.

Ankette Anahtar Parti yüzde 5,8, İYİ Parti yüzde 5, Zafer Partisi yüzde 3,3 ve diğerleri yüzde 4,2 çıkmış.

Her ne olursa olsun mutlan CHP’si seçmende taban bulmuyor, oy oranları gözükmüyor!

Bu ankete göre Trabzon’da AKP 3, YENİ Parti 2 ve MHP 1 vekil seçtirebildiği görülüyor.

Seçim yaklaşıyor, anketler düştükçe önümüze size aktaracağım…

KÖPRÜLER ÖZELLEŞTİRİLEBİLİR Mİ?

Ben ne yalan söyleyeyim, ücretsiz olmasını beklerken hafta başı Reis özelleştirilmeleri için imzayı basmış. Hayırlara verile olsun, bunu da görüp, yaşadık der geçeriz…

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu var, ona göre “Köprü ve Otoyol gelirlerinden yüzde 20 KDV ve köprülerdeki yüzde 10 payı düşürüldükten sonra kalan 2025 yılının sadece ‘net geliridir’…” der. Net gelir toplamı 26.745.039,417 TL. Ama devlet sanki zarar ettik diye köprüleri özelleştiriyor!

Bir de “Satılmıyor, mülkü devlette. Sadece işletmesi veriliyor” diyen siyasicikler var. Garibimlere öyle emir gelmiş, ne yapsınlar abisi?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı da diyor ki, ekonomimiz iyi. Öyleyse niye özelleştiriyoruz milletin köprülerini? Ekonomi düzlükte ise biz neden gidip İngiltere’de London Tower Bridge köprüsünü yahut ABD California’daki Golden Gate Bridge köprüsünü kiralamıyoruz?

Ben zaten çok yolculuk yapmıyorum, yaptığımda ise o güzergâhlar ya da otobanlar pek önüme düşmüyor. Düşse bile pek tercih etmem ama arkadaş yeter sata sata bitiremediniz.

Marabalar olarak bizi de ilama çıkarında kurtulalım bu dertten…

MİLLİ EĞİTİMDE (ORTA) ÇAĞ ATLIYORUZ…

Valla bizim Yusuf durmuyor, Trabzon’da İmam Hatipliler Kurultayı’nda coştukça coşmuş ve öğretmenlerin kılık kıyafetleri ile yasakların olduğu bir yönetmelikten bahsetmiş.

Mini etek, tayt falan yasaklanmış! Hangi çağda yaşıyoruz arkadaş, anlamadım gitti.

Eski bir olay patlak vermişti yine Trabzon’da taytla ilgili, yine işi tayta ve Trabzon’a getirdiler. Bir rahmetli Avukat Ali Kemal Yılmaz Bayraktar diye bir abimiz vardı, çıktı bürosunun kapısına “eteksiz bacakları ile kalçaları sıkıştıran ‘Tayt-Don’ giyen kadınlar giremez” diye kapısına uyarı levhası asmıştı. Bizim çokbilmiş siyasiler, kültür ve sanat insanları hatta yerel basında da destekçi bulunca rahmetli gitti “Hayâ, Edep ve Ahlaka Aykırı Müstehcen Kadın Kıyafetlerinin Men’i Derneği” kurmuştu.

Valla rahmetli Bayraktar’ın ilk üyesi bizim Milli Eğitim Bakanımız Yusuf olurdu yeminle.

Tamam, bende duruma ters giyime karşıyım, en azından okullarda ama arkadaş bunun için genelge mi lazım? Ben bu yaşıma kadar (özel okullar hariç) hiçbir öğretmende tayt, kısa etek görmedim. Zaten mesleğine, konumuna, ortamına göre en uygun şeyleri bizim öğretmenler giyerler.

Bizim Yusuf’un ki biraz abartma olmuş.

Eli sopalı ahlak polisi de getir, tam olsun Yusuf…