Eski bir Anadolu duasıdır, durulur durulur da en çok vedalaşırken dökülür dudaklardan "Çok bayramlar göresiniz"... İçinde geride bırakılan güzel günlerin teşekkürü ve de geleceğe dair taptaze umutlar vardır.

Bir Kurban Bayramı'nı daha ömür takvimimizden düşürdük. Telaşıyla, koşuşturmasıyla gelen o yoğun günler yerini tatlı bir yorgunluğa bıraktı. Sokaklar sakinleşti, kavurma kokulu mutfaklar temizlendi, bayramlıklar gardıroplardaki yerini aldı.

Peki, heybemizde ne kaldı? Uzun zamandır telefon ekranlarından takip ettiğimiz eş, dost ve akrabaların hayatlarına fiziken dokunduk bu bayram; aynı sofraya diz kırıp, aynı çaydanlıktan doldurulan demli çayları yudumladık. Öpülen kırışık ellerden yayılan kolonya kokusuna, ardından gelen o muazzam söz eşlik etti; "Tuttuğun altın olsun evladım." Ne muazzam dilektir o cümle.

Dünyanın koşturmacasına karşın bizi ayakta tutan şeyin, o odaların köşelerinden yükselen sessiz ama derin büyüklerin duaları olduğunu bir kez daha hissettik derinden.

Çünkü asıl bayram, cebe konan harçlıkların yanında bir büyüğün gözündeki o unutulmamışlık parıltısında saklıydı.

Şimdi bayram bitti diye hüzünlenmek yersiz olur. Biriktirdiğimiz tebessümleri, aldığımız hayır dualarını heybemize koyup günlük hayatın keşmekeşine daha güçlü dönme vakti.

Gönüller alındı, kırgınlıkların üzeri örtüldü, sıla-i rahim yapıldı.

Yüzünüzdeki o huzurlu tebessüm, içinizdeki o bayram neşesi hiç eksilmesin.

Sağlıkla, huzurla ve hep sevdiklerinizle birlikte çok bayramlar göresiniz.

Muhabbetle...