AKP Trabzon İl teşkilatı, Malazgirt Zaferi’nin 955. Yıl dönümü için Trabzon’dan 484 kilometre uzaktaki Muş Malazgirt’teki törene 20 otobüs, çok sayıda özel araba kaldırarak yaklaşık 1000 kişi ile katılım göstermiş.
Ahlat’taki (3-4 sene önce yaptırdığı) sarayından miting alanına gelen Reis’in yaptığı konuşmayı dinleyen bindirilmiş kıtalar elleri patlarcasına alkış tutmuşlar ve tekrar otobüs ve özel arabalarına binip 484 kilometre geri dönüş yapıp Trabzon’a dönmüşler.

Ben çok merak ediyorum, önümüzde mesela 30 Ağustos törenleri var, 29 Ekim törenleri var, 10 Kasım aziz atamızın ölüm törenleri var bakalım bu törenlere katılmak için en uç köylerden, ilçelerden merkeze kaç otobüs kaldıracaklar?
Hadi onu bıraktım acaba bu AKP Trabzon yönetici arkadaşların hatta Malazgirt’e özel arabası ile gidip oradan “birlik, üretim (!) ve kalkınma mesajı” veren mesela MÜSİAD Trabzon Şube Başkanı gibiler önümüzdeki “Zafer” anmaları ve 10 Kasım törenlerine ne kadar katılım gösterecekler?
Bendeki de merak işte…
NEPAL’İN KARADENİZ’DE HATIRLATTIKLARI…
Küresel ısınma sebebiyle buzul çöküyor, o sırada 4.4 lük bir sarsıntı hissediliyor ve olaylar gelişiyor. Nepal’de Tibet yakasında Trishuli Nehri’nden coşan dere sonucu yüzlerce kayıp veriyor bölge. Yani sebep; Küresel Isınma…
Dün videoları seyrettim, ilk an yapay zekâ falan dedim ama sonra olayın niçinini okuduktan sonra inanın korktum. Hele KTÜ Öğretim Üyelerinden Coşkun (Erüz) Hocanın da bir makalesini görünce benzer felaketler bizde de olabilir neden olmasın duygusuna kapıldım.

“Yüzlerce insanın ölümü ve kaybolmasına neden olan bu iklim değişimi etkisi ile oluşan ısınma, yağış, buzul erimesi ve çökmesine bağlı ani ve şiddetli taşkın ve sel afeti benzeri, 1990 Haziran’ın 19’unda yaşanan şiddetli yağış (24 saatte m2 ye 165kg yağmur) sonrası yıkıcı sel ve taşkın ile Trabzon ve çevresinde 200 yerleşimde yaşanmıştı. Maçka Değirmendere, Akçaabat, Söğütlü ve diğer vadiler, aşırı yağış nedeni ile heyelanlar ve vadileri kaplayan su ve rüsubat taşkını ile karşı karşıya kalmıştı. Onlarca bina, köprü ve tüm yollar tahrip olmuş, birçok insanımızı kaybetmiştik. Peki, ne değişti? 90 felaketi sonrası ders almak, her yıl yeni afetlere açık Karadeniz vadi yataklarını boşaltılmak yerine, uzmanların uyarıları ve bilimsel çalışma sonuçları göz ardı edilerek, dere ıslahı (Ne demek ise ?) adı altında dere taşkın yatakları, vadi tabanları, doldurulup, daraltılmaya devam edildi. Meydana gelen yağış ve taşkınlarla Hopa, Beşikdüzü, Beşköy, İnebolu ve birçok sahil ve vadi içi yerleşimler tahrip oldu, sular altında kaldı. Tüm iklim senaryolarında, Karadeniz’de yağışın artacağını, ancak bu artışın yıl boyu dengeli yağıştan çok, ani ve şiddetli yağış, afet şeklinde olma ihtimalinin çok yüksek olacağı tespit edilmekte. Taşkın riski AFAD ve Çevre ve İklim Değişimi Bakanlığı raporlarında da nerede ne risk var net olarak ortaya konmuş olmasına rağmen, Bölgede yapılan tüm uygulamalar, afet sonrası halkın mal kayıplarını giderme, yaraları sarma (!) ve sonrasında tekrar taşkın yataklarında yapılaşmaya devam edilmesi şeklinde oldu. Taşkın kapıda, öngörülemez boyutta sel riski artmakta. Dere taşkın yatakları boşaltılmaz ise yüksek can ve mal kayıpları maalesef kaçınılmaz olabilir. Bilimsel verilere dayalı önlem ve afet önleyici tedbir almayıp takdir Allahtan diyerek afete davetiye çıkarmak Allah’ın verdiği aklı inkâr, bilimi ve aklı yok saymaktır. Daha çok can ve mal kaybı yaratacak afetler yaşanmadan önlem alınması gereklidir. Denizi, dere yatağını karaya, karayı paraya (imar alanına) çevirme, iklim risklerini göz ardı etme anlayışı afetlere davetiye çıkarıyor. Doğa ile savaşı kazanmak mümkün mü?” diyor…
Mümkün mü?
KIYILAR KİMİN?
Kıyı Kanunu madde 5- Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Gerçi Mimarlar Odası dururken niye Ziraat Odası bunun açıklamasını yapar ve elindeki hangi donelere göre konuşur onu da anlamam ama TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi bir açıklama yapmış, Trabzon kıyılarında Kıyı Kanunu’na aykırı yaklaşık 400 yapının tespit edildiğini belirtmiş. Bunu devletin sorgu odası Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında (sanırım BİMER’e) sormuşlar ama “özel hayatın gizliliği” gerekçesi ile devlet (veya kurum) “bunları bizimle paylaşmıyor” da diye de açıklamalarında yer vermişler.
Yıllar önce Trabzon Çevre Meclisi varlığının gündem yarattığı dönemlerde KTÜ uzman kadrolarından bir açıklama almıştık. KTÜ Mimarlık Fakültesi başlarında Prof. Dr. Hızır Önsoy olmak üzere özel bir ekip ile “Karadeniz kıyılarının kimler tarafından kullanıldığı” araştırılmıştı. O rapordan Çevre Meclisi’ne verilen bilgi, “Karadeniz sahilleri yüzde 80-90 oranında kamu ile işgal edilmiştir” olmuştu. Giresun’dan geri dönmüşlerdi, her yer aynı diyerek…

Emniyet sahilde tesis yapmış, Adliye sahilde tesis yapmış, Karayolları sahilde tesis yapmış, en güzel yerler Askeriye de, geri kalanlarda yerel yönetimlerin işgali altında. Geriye küçük bir alan kalıyor, onu da devlet “kamu yararı gözetilmesi şartıyla” özel işletmelere kiraya verebiliyor. Mevzuata göre bu işletmeler denize en fazla 50 metre yaklaşabilir ve halkın denize girişini engelleyemez. Gelin görün ki, insanların yoldan denize ulaşımı tamamen kesilmiş, kapıya güvenlik koyup geçmek isteyenlerden haraç keser gibi para isteyenlerle dolu sahil. Bu hakikaten iyice sıkıntı yaratmaya başladı ama bizi yönetenleri bu konu rahatsız etmiyor! Plajın girişini komple tel örgü ile kapatacaksın, insanların denize ulaşmasını engelleyeceksin mafya vari ama bir Allah’ın kulu yönetici sana karşı gelmeyecek!
Ne söylersek söyleyelim, ne yazarsak yazalım düzeni böyle dizayn etmişler.
Devlet bir taraftan, özel bir taraftan sahilleri yağmalamışlar…
Alan memnun veren memnun, Türkiye’nin “Yeni” sevdalıları ülkenin üzerinde kara bulut.
Sen bu işleri unut, Ziraat Odası…
ALTAYLI HAKLI MI?
Arada bu arkadaşın yazdıklarına bakarım, Fatih Altaylı’dan bahsediyorum.
Yakın bir zamanda Terörsüz Türkiye sürecini destekleyen biz yazısını da okumuştum, güya PKK terör örgütü olduğunu kabul etmişmiş, silah bıraktık demişmiş! Tam yazısının altına yorum yapacaktım, benim çok yaptığım bir iş değildir vazgeçtim. Ya Sayın Altaylı, adamlar kaç kere bir suç mu işledik de af mı dileyeceğiz diye açıklama yapmadılar mı?
Güya sende aydın bir yazarsın. Türk aydını da böyle işte, bir yerlerde barış kelimesi geçiyorsa beyinlerinin şalterini birden kapatıyorlar. Neyse, konumuza dönelim.

Son Antalya tutuklu Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e sormuş: 1- 15 milyon Euro’yu Belediye Başkanı olabilmek için veriyorsan başkanlıktan beklentin nedir? Bu parayı kimin sırtından çıkartacaksın? 2- 15 milyon Euro’nun kaynağı nedir? Parayı nereden buldun? Nerede sakladın? Bir banka hesabında mıydı? Dev bir kasada mıydı? Birinden borç mu alındı? Bir gayrimenkul satılarak mı elde ettin?
Bunca para neredeydi, diyor yani Fatih Altaylı…
Bence de sorulması gereken sorular bunlar Fatih tebrik ediyorum ama bende sana şimdi destek verdiğin Terörsüz Türkiye için başka bir soru sorayım; PKK neyin karşılığında silah bıraktı?
Cevap veremezsin, sen ve senin gibilerin tuzu kuru çünkü. İlerde ne çekilecekse yine gariban çekecek.
Rahmetli Levent Kırca, bir kez daha haklı çıktı.
SÜMELA AYİNİ TARİHİ EKİM-KASIM OLAMAZ MI?
Cumhuriyet döneminde tam 88 yıl ardından AKP’ye nasip olmuştu Sümela Ayini. Ve 2010 yılında Fener Rum Patriği I. Bartholomeos tarafından yönetilmişti. (Bunu CHP yapsa sen seyreyle şamatayı…)
Devam eden her bir sene 15 Ağustos’ta gerçekleşmişti ama son yıllarda resmi izin takvimine bağlı olarak izinler 23 Ağustos gibi verilmeye başladı. Ama 15 Ağustos’un Hristiyan Ortodoksları için bir anlamı var, Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilir.

15 Ağustos AKP’nin kuruluş günü (14 Ağustos) ve Trabzon’un Fatih tarafından Fethi ile (15 Ağustos) karışınca bir hafta sonraya kaydırılmaya başlandı, 1-2 senedir.
Bir turizmci (otel sahibi) arkadaş ile konuşmuştum Ağustos başı, bu Sümela Ayin tarihi bir hafta ötelenebiliyor da mesela ölü mevsime girdiğimiz Ekim-Kasım aylarında niye yapılamıyor? Diye soruyor…
Kış başı ya da yaz mevsimi girişinde yapılabilse, bende 80-100 kişi çalışıyor, Zorlu’da 150-200 kişi. Bunların çoğuna Eylül sonu çıkış veriyoruz, vermeyiz o zaman bu arkadaşlarda ekmek yer. Diyor…
Bu köşeden yetkililere duyuralım, bir hafta ötelenen Ayin belki 2-3 ay sonraya da ötelenebilir.
Bir duyurumuzda Fener Rum Patriği’ne olsun. (Birkaç senedir katılmıyor ama) Sümela ayinine katılan Bartholomeos Trabzon’da ki otelinde hayırlı olsun ziyaretlerine gelenlere hediyeler veriyordu. Bir seferinde bizim eski TS yöneticilerimizden petrolcü Kenan Sönmez’e de bir kravat hediye etmişti. Hediyeyi veren yardımcı papaz da Kenan’ın kulağına “gece yatarken takacaksın” demişti. Bizim Kenan o yıl, bu yıl düşünüp duruyor!
Bartholomeos ne zaman katılacak Trabzon Sümela Ayini ne ey Fener Rum Patrikliği?
Bilelim de Kenan’a haber verelim, gece uykusundan da kesildi garibim…