Üç maç üst üstte mağlup oluyorsun ve yukarıdaki cümleleri kurup sonunda da “Taraftar desteğe devam etsin” diyorsun…!! Ayıptır…!!!

Türk futbol tarihinde ve Trabzonspor’da bu tür dalgalanmalar varmış, başka..???!! Stoperin kalmadı..??? Ben sana söyleyeyim hocam Ali Şahin diye genç bir delikanlı var altyapında, hem de şahane stoper, herkesin gördüğü ama ne hikmetse ne senin ne de teknik ekibin gör-e-mediği Ali Şahin. Al koy ilk on birine bakalım sonuç ne olacak. Hiçbir genç oyuncu Fountas kadar,Fernandez kadar bu firmayı hak etmiyor mü Allah aşkına??

Bu inadın yüzünden kredin bitti, biz bittik, sen bittin ama inadın bitmedi. Ne inadın bitti ne de bu konuda utanman kalmadı, biz utanıyoruz ama sizlerin maşallahınız var ve hala çıkıp bir şeyler söyleyebiliyorsunuz, pes.. Bir an önce yapman gerekeni yap yoksa Trabzonspor’a yazık oluyor, verdiğin tahribat artarak devam edecek. Bir yerde dur artık…
 

ÖMÜR TÖRPÜSÜ

Yıl 2016 Trabzonspor Avni Aker’de Adana Demirspor’la kupa maçı oynuyor, dakikalar 65’i gösterirken Soner Aydoğdu çıkıyor ve yerine 17 yaşındaki Abdülkadir Ömür giriyor, giriş o giriş… Henüz 17 yaşındayken bu kutsal forma emanet edilmiş sana, güvenmişler ve “Hadi oğlum” demişler.

Yıllar yılları kovaladı, Trabzonspor kaptanlığının ardından A milli takıma kadar yükseldin. Tüm dünya olmasa da milyonlarca insan tanıdı seni, Trabzonspor’ lu Abdülkadir olarak tanındın. Hah işte o “Trabzonsporlu” etiketini taşıyamadın maalesef. Yüzlerce oyuncu geldi geçti bu takımdan da neredeyse hiçbiri senin yaptığını yapmadı.. Belki kendilerine yakıştıramadılar, belki de Trabzonspor’a kıyamadılar, yapmadılar sonuçta, hiçbiri bile-isteye takımını yüzüstü bırakmadılar ve bu kadar sıkıntıyla boğuşan yönetimi böyle bir problemle uğraştırmadılar… Teksin Abdülkadir, alkışla kendini ve hatta akıl hocalarına söyle onlarda alkışlasınlar seni. Trabzonspor ile büyüyen, Trabzonspor sayesinde bugünlere gelen, A. Kadir Ömür Trabzonspor başkanı ve yönetim kuruluna Trabzonspor formasını giymek daha istemiyorum. Trabzonspor’da oynamak istemiyorum restini çekiyor. A. Kadir için bunları yazdım diye bana tepki gösteren olacak, varsın olsun zerre kadar umurumda değil. Kendi şehrinin takımına gönül koyan kişiye bende gönül koyarım. Ya aklını başına toplar yada getirir kendisine biçilen parayı çeker gidersin. Ya sen kimsin ki ‘Ben Trabzonspor formasını giymek daha istemiyorum’ diyorsun. Bu gücü kudreti kimden alıyorsun.… Trabzonspor’dan kimler geldi kimler geçti. Sende bunlardan biri olursun. Sen Trabzonspor’u istemiyorsan bizlerde seni istemiyoruz. Galatasaray maçı öncesi nerede kimlerle olduğunu mu yazalım. Veya Kasımpaşa maçında için erimediyse hangi takıma gidersen git, mutlu olamazsın sen. Bu söylediklerimi oturup bir düşün. Bulunmaz Hint kumaşı değilsin.
 

ÜÇ KURUŞA BEŞ KÖFTE

Defalarca yazdım yine yazacağım, bizim taraftarımız iyi gün dostu… Hep söyleriz “Trabzonspor üç maç üst üste alsın dördüncü maçını full tribüne oynar”…. İşte bu söz bile taraftarımızın “İyi gün dostu” olduğunu ispatlar nitelikte… Veya eski yöneticilerden biri veya birileri bazı taraftar grubuna para verip takım kötü gitti ‘mi aleyhte tezahürat yaptırıyor. Kasımpaşa maçı sonrası bu yaşandı Büyük taraftar mı? Tartışılır, aslında tartışmaya da gerek yok, takım ligde üçüncü fakat 900 bilet satılıyor, yazıyla dokuzyüz… Gidin bakın rekabet ettiğimiz takımların tribünlerine, taraftarlarına.. Hadi Fener, Galatasaray şampiyonluğa oynuyor, ya Beşiktaş taraftarı..??? Bu haliyle bile Beşiktaş dolu tribünlere oynuyor, çünkü taraftarı bilinçli… Fenerbahçe tribünlerden 51 milyon Euro hasılat elde etti ve dört transferini elde ettiği bu para ve Fenerium geliriyle yaptı… Ya sen..??!!! Kimse “Bu Fernandez’i bu takıma kim aldı?, Bu Fountas ne iş?” Diye sormasın… Senin paran Fernandez’i, Fountas’ı alıyor, Tadiç almak için tribüne gideceksin, forma alacaksın… Taraftarlık bedava biletle maçlara girmekle olmuyor. Eğer rakiplerinle yarışmak ve şampiyon olmak istiyorsan üzerine düşeni yapacaksın. Yok öyle üç kuruşa beş köfte...

BU HAKEMLER LİG BİTMEZ

Anlaşıldı ki bu Merkez Hakem Kurulu bünyesindeki hakemler futbolu yönetemiyor. Koca kurum hata üstüne hata yapar mı, arkadaş? Yaparsa bunu söyleyen bir Allah'ın kulu da çıkmaz mı? Herkesin dili mi bağlandı yoksa? Medya zaten üç büyük kulüplerin tekelinde. Anadolu takımlarının canı çıksın! Yine "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mı diyor? Kasımpaşa anasının ak sütü gibi galibiyeti hakkıyla kazandı. Attığı birinci golde top tamamen çizgiden dışarı çıktı orta hakem Tugay Kaan Numanoğlu yan hakem ve VAR’da bulunan Emre Malok göz göre göre Trabzonspor’a golü yedirttiler. Kasımpaşa’nın diğer gollerinde hiçbir hata bulamazsın.. Yani yine hakem faciası vardı! Bu formsuz hakemlerin atamasını MHK yönetiminde bulunan kişiler körler sağırlar birbirini ağırlar oyununu çok güzel oynuyorlar. Kim bağırırsa bağırsın MHK için hiç önemi yok. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Mete Kalkavan için olmadığını söyledi. Bu vukuatlı arkadaş hakemliği bıraktığını söyledi MHK, Mete Kalkavan'ı Hakem Akademisi'nde VAR Eğitim Sorumlusu olarak göreve getirdi. Bu kişiyi ödüllendirdi. Bu vukuatlı hakemlere MHK ne kadar daha müsemma gösterecek. Bu hakemlerle bu lig zor biter. Hakemliği yere düşüren birçok hakemi gördükten sonra MHK Başkanı'nın işlediği günahtan vaz geçmesini beklerdim! Ama ne gezer!

KARLA KAPLI SİMBA YAYLASINDA HEYECENLI BİR MACERA YAŞADIK

Kimse bana kışın karlı havada yaylaya gidilir demesin. Bal gibide gidiliyor. 1.400 rakımlı Küçükoba (Simba) Yaylası Trabzon’dan yaklaşık 45 km güneyde. Yayla gerçekten bir doğa harikası. Uçarsu Şelalesi’nin güneyinde kurulan Simba yaylası, Büyükoba yaylasının beş mahallesinden biri. Salı günü akşam saatlerinde iş insanları Mustafa ve Coşkun Öztürk kardeşler, ben, Yalçın Bulut, Sebat Kuyumculuk sahibi Yücel Cumur ve Engin Terzi ile yiyeceklerimizi de alarak sisli ve karlı bir havada Simba yaylasının yolunu tuttuk. Çok güzel ve zevkli bir macera ile Simba yaylasına vardık. Yaylanın yolları greyderle hafif açılmış etrafı bembeyaz kar örtüsü ile kaplanmış. Akşam karanlığında yayladaki eve vardık. Ancak arabayı yol kenarına park ettikten sonra yerde 60 cm. kar üzerinde yürüyerek ellerimizde poşetlerle eve girmeye çalıştık. Bu esnada ben ellerimdeki poşetlerle dengemi kaybedip yere düştüm. İmdadıma Yücel arkadaşım yetişerek beni yerden kaldırdı. Kar üzerinde yaban hayvanlarının ayak izleri görülüyordu. Biz o karanlıkta bir o eve bir bu eve gidip geliyorduk. Bir ara Coşkun, Yücel’e, "Engin ile aşağıdaki eve git ısıtıcıyı al" demesine rağmen, Yücel hiç çaktırmadan korkudan ayaklarım dondu diyerek aşağı ki eve gitmedi.

 Kışın yayla karla kaplı olduğu için biz güzel bir macera yaşadık. Yalçın hoca ve Coşkun mangalı yakmak için odun kırdılar. Asıl iş bununla bitmedi. Eve gelen su donmuştu. Evin kalorifer sistemi var ama o da doğal olarak çalışmıyor. Öztürk kardeşlerin Yayla evlerinde işlerimizi halledemediğimizden bu kez Coşkun’un hem dayısı hem de kayınpederinin az yukarıdaki evine çıktık. Burada Coşkun ve Yalçın hoca sobayı yaktılar ama peteklere sıcak su gitmediği için evi ısıtamadık. Bu kez sucu Selçuk’u aradılar. Selçuk onlara "izah etmeye çalışıyor" ne kadar anlatmaya çalışsa da peteklere sıcak su gitmiyor. Peteklere sıcak su gitmemesine rağmen katı yakıt kaloriferini odun doldurup, yaktılar. Isı 95 dereceyi gördü. Bunun üzerine Coşkun sobanın içindeki yanmış odunları bir demir parçasıyla kazanın içine atarak sobayı söndürmek zorunda kaldı. Maalesef burada da yayla evini ısıtamadık. Mecburen mangalımızı dahi yakmadan yayladan dönüş yapmak zorunda kaldık. Dönüş esnasında sis kalkmasından sonra yol görünmeye başladı. Bu esnada Mustafa kardeşimiz yolun buzlu olup olmadığını ayağa ile kontrol etti. Bu şekilde arabaya bindi. Yayla dönüşü güzel bir şekilde dönüş yaptık. Maceramız bununla kalmadı. Yayladan indikten sonra doğruca Faroz limanındaki Coşkun kardeşimizin damında soluğu aldık. Yalçın hoca mangalı yaktı etleri üzerine dizdi. Engin salatımızı yaptı, bir güzel yedikten sonra çayımızı demledi. Hem çayımızı yudumladık hem de Trabzonspor’u hiç konuşmadan çok güzel bir gece yaşadık. Gecemizin sonunda Coşkun ile Engin tavla oynadılar. Tavlayı kazanan Coşkun oldu. Ama Engin sadece Coşkun ile tavla oynamadı. Yalçın hoca ve Yücel’de, Coşkuna kenardan destek olurken, Mustafa ile Ben seyretmekle yetindik. Belki de hayatımızda böyle güzel macera yaşamadık. Allah sizden razı olsun.. Teşekkürler Mustafa ve Coşkun Öztürk kardeşler.