Ben demiyorum, iktidar yağdanlığı Mehmet Metiner diyor; “Süreç yasası tamam, yeni bir devrin kapısı açıldı. Şimdi sıra yeni devrin anayasasında…”

Koyun gibi oy kullanmaya devam edersek, önümüzdeki günler çok şeye gebe.

Aslında şu anki hali ile PKK zaten bitmiş sayılırdı, Türkiye bıraksa İran acımaz bunlara hepsini temizler, Suriye bile Türkiye engellemese bunların topunu 2 günde temizlerdi. Ama ABD araya girdi ve devlet el uzattı, bakalım akıllandılar mı diye…

Şimdi sıra AKP’nin en az 5 sene daha iktidarda kalmasına geldi.

Tamamen bir satranç oyunu…

Piyonları kırdırıyorlar, siz bakmayın mecliste kim el kaldırdı kim kaldırmadı senaryolarına hepsi bir satranç hamlesi. Bize Aysberg ’in üst bölümünü gösteriyorlar, siz bir düşünün bu yasa nereden geldi? Kim yazdı bu çerçeve yasasını? Bu teklifi kim getirdi? Apo’ya da götürülmüş ve onunda onayı alınmış diyorlardı, peki kim götürdü oraya? Meclisteki vekiller mi? Elbette, Hayır! AKP ve MHP’li vekillerin teklifi imzaladığında bile hala metin belli değildi. Hepsi bir ‘süreç’ den bahsediyor farkında iseniz, benim bildiğim AKP’li, YENİ Partili, MHP’li ve CHP’li vekillerin bu süreçte yaptığı olumlu ya da olumsuz bir şey yok. Meclisteki komisyon da karar verici veya vizyon koyucu bir komisyon değil. Onlar da MİT’ten, Genel Kurmaydan gelen bilgi kırıntıları ile kendi aralarında konuşup duruyorlar. Diğer bir gerçekte zaten komisyonun sürece ve sonuçlarına doğrudan hiçbir etkisi falan da olmadı. Yani ‘süreç’ denen şey meclisin dışında bir yerde!

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, taraflardan biri gayri resmî de olsa Apo ve PKK. Peki, diğer taraf kim? Devlet deyip geçiyorlar! Hangi devlet kurumu? Meteoroloji Genel Müdürlüğü mü? Niye o kurumların adı yok? Ben söyleyeyim de bilinsin, devlet tarafında MİT var, Genel Kurmay var, Cumhurbaşkanlığındaki bazı görevliler var, belki diğer istihbarat birimleri var, AKP ve MHP kurmayları var, İçişleri ve Dışişleri yetkilileri var.

Ben şunu demek istiyorum yani dostlar, sizin o milletvekili dediğiniz kişiler aslında bu siyasi yapıda en etkisiz öznelerdir. Bu sistemde rolleri, daha önceden empoze edilen şeyler için ellerini indirmek kaldırmaktır. Üzücü ama gerçek bu dostlar.

Demem o ki siz şimdi ülkeyi kurtaracak ya da batıracaksa sorumlusunu meclis koridorlarında aramayı bırakın, bu tam olarak cambaza bak oyunudur. Bu işin esas sorumlusu kurumlar ve kişiler tartışılmamakta, sadece önüne tabldot gibi bırakılan partiler suçlanıp durmaktadır diyorum.

Yani demem o ki; Önce büyük resmi görelim, sonra işler iyi giderse kimi tebrik edeceğimizi bilelim. İşler kötü giderse de kimden siyaseten hesap soracağımızı da bilelim.

Haksız mıyım?

Çünkü asıl büyük balık, anayasa geliyor…

AKP’Yİ RAHATSIZ ETMİŞLER…

PKK affı konusunda AKP’nin tasarısını onaylarken AKP’ye karşı ne kadar dik durduğunu da belirtmiş Özgür Özel. “Evet dememizden en çok AKP rahatsız oldu” demiş…

YENİ Parti hakikaten muhalefete yepyeni bir soluk getirdi! Halkın karşı olduğu AKP’nin istediği yasaları onaylarken bile iktidarı korkudan titretiyorlar!

Gülmeyin, aynen böyle yapmışlar…

Çünkü hayır deseler AKP bunu kullanacakmış ama buna izin vermeyip itiraz yerine onaylamışlar. Böylece AKP bunlar bizim yasamıza karşı çıktı diyemiyormuş…

Bizim CHP’li abiler de yıllardır AKP’li imişler haberleri yok, o derece yani.

“Bir gün herkes AKP’li olacaktır” deseler bari daha gerçekçi olurlardı.

AKP’yi değil direk halkı rahatsız etti, Özgür Özel. Senin sokaktan haberin yok herhalde!

Resmen bu yaşımda “iktidarı destekleyen muhalefet” de gördüm ya, ömrünüz uzun olsun.

Bence siz MHP ve DEM’i de çok rahatsız ettiniz Özgür Bey, aldığım duyumlara göre Öcalan’da çok rahatsız olmuş, gizli gizli ağlıyormuş…

Bizim Reis 2012’de (Kılıçdaroğlu’na ithafen) “CHP’nin başında bu beyefendi olduğu sürece ben de halimize hamd ediyorum. İşimiz kolay” demişti, ya;

O gün bu gün düşünür dururum, kendi adıma konuşayım: AKP’li olduğumu bilmiyordum…

TIP MI İLAHİYAT MI?

Üniversite de meslek seçmek için gençlerin son tercih günleri.

Sosyal medyaya baktım, en çok “Tıp mı seçsem yoksa İlahiyat mı?” geyikleri var.

Valla bana sorsalar ben direk İlahiyata yönlendiririm gençleri. İlahiyattan mezun olunca kamuya atanma imkânı yüzde 1 milyon. Elbette kamuya atanınca öyle yan gelip de yatmayacaksın. Ak kadrolara dâhil olup sarı bayrağı en önde sallarsanız bürokrasi içinde hızla yükselir makam mevki sahibi de olursunuz.

Tıp bitirsen ne olacak? Olsa olsa maaşlı işçi olursun. Senede bir iki yurt dışı tatili yaptım diye kendini halktan daha ayrıcalıklı zannedersin, sadece o kadar.

Ben ayrıca şu Tıp Fakültelerine doktor yetiştireceğiz diye neden 6 sene masraf ediyoruz onunda karşısındayım. Bugün devlet bana imkân versin tanesi 1500 dolar maaşla Hindistan’dan bir günde bir uçak dolusu alanında uzman doktor getiririm, musaf çarpsın.

Onun için benim gençlere tavsiyem, gerek yok Tıp’a falan ben sizin yerinizde olsam direk İlahiyatı seçerim.

Dua ile muska ile insanların dertlerine çare bulmak varken yorma kendini 6 sene Tıp’la arkadaşım…

Yeni anayasa da onaylansın ilerde İlahi Tıp da okutulacak aziz vatanımda, acele etmeyin.

ŞIRNAKLI KADINLARDAN YUSUF TEKİN’E TEŞEKKÜR

Kaçak elektrik kullanım oranının %70 olduğu Şırnak’ta kadınlardan övgü almış, bizim Kurtuluş Savaşı ismine gıcık, Arapça kelimeleri Türkçe diye öğretmeye hevesli Milli Eğitimden sorumlu Yusuf.

“Eskiden çocuklarımız taş ve sopa atıyordu. Kadın destek merkezlerimizde hem Kur’an-ı kerim kurslarının açılması hem de çocuklara kreş imkânı sağlanması sayesinde bugün kadınlarımız evlerine ekmek götürüyor, çocuklarımız da artık taş atmıyor.” demiş…

Ey Allah’ım ya, vizyona bakar mısınız vizyona?

Şırnaklı kadınlar ile muhalefetin masa başı sahte algılarını yerle yeksan etmişler. Taş atma yerine Kur’un kursları ile sorunu çözmüşler! Bilim, sanat, teknoloji hak getire. Taş atmak ile Kur’an kursu arasında sıkışıp kalmış bir eğitim anlayışı durumu. Tersinden bakarsak sanki Milli Eğitim Bakanlığı değil Diyanetin bir şubesi çalışmasının son halkası…

Hani Fen Liseleri arkadaşım? Hani kodlama/ yazılım atölyeleri?

Sana diyorum Yusuf!

Birde açıklamanda “kadınlarımız evine ekmek götürüyor” demişsin! Kur’an kursu ne zamandan beri bir sanayi ve istihdam kapısı oldu Yusuf?

Hedef 2023’tü, hedef 2053’tü derken bizi getirdikleri noktayı görüyor musunuz? Hedef çocukların eline taş almaması imiş.

Başarı çıtası o kadar düştü ki yerin altında maden arıyoruz!

Senin için bir günlük yasa çıkarıldığını, akademisyen yapılmanı unutmayacağız Yusuf.

Ne yaparsan, yap…

FINDIĞA VERİLEN FİYAT YETTİ Mİ?

Geçen sene bir ara 340-350’ye satılan fındık, bu sene yüce devletimiz tarafından 250 lira olarak açıklandı, hayırlara vesile olsun…

Bizim AKP li Trabzon vekilleri de (ilk açıklama yapan Vehbi Koç ve Yılmaz Büyükaydın’ı kastediyorum. Adil Bey yoğundur açıklama yapmamış, Bağlamacı Mustafa’nın da haberi yoktur ya da mecliste PKK’ya af için koşup yoruluyor bunu atlamıştır diye düşünüyorum) pek memnunlar.

Gemici Koç bu fiyatın “kaliteli üretimi teşvik edeceğini (!) üreticilerimizin emeğine, alın terine daha fazla katkı sağlayacağını” söylemiş.

Yılmaz Büyükaydın ise “alın teriyle üretim yapan tüm fındık üreticilerimize hayırlı ve bereketli bir fiyat belirlediklerini” söyleyerek konuyu bir şekilde Reis’e getirip “AKP olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üreticimizin yanında olmaya, emeğini ve alın terini korumaya devam edeceklerini” belirtmiş.

Görüyorsunuz değil mi pişkinlikleri…

Fındık 5-10 sene sonra mahalle aralarında misket niyetine oynanacak bunların derdi Reis.

Gerçi sizde haklısınız, ne kadar yazıp ne kadar çizersek çizelim. Karadeniz bu fındık politikanıza yüzde 65’den az oy vermiyor.

Bizimkiler Ağustos da söverler sonraki Mayıs da kefen giyip sizi karşılarlar.

Haklısınız, 250 bize fazla bile…

İTHAL FINDIK YER MİYİZ?

Şimdi adını unuttum, Afrikalı meşhur bir kral vardı. Derdi ki; “Beyazlar geldiğinde bizim elimizde topraklarımız onların elinde İncil vardı. Gözümüzü kapattık açtık, beyazların elinde topraklarımız bizim elimizde İncil vardı.”

Türkiye fındık piyasasının aslında tek aktörü. Dünyadaki fındığın yüzde 70’inin üretimi Türkiye’de. Yüzde 30 falan İtalya ve İspanya. Son yirmi yıldır fiyatı belirleyen kuruluşlar İtalyan firmaları veya Alman gıda sanayi. Kendi ürettiğimiz ve dünyada kral olabileceğimiz fındık üzerinde söz hakkı bizde değil.

Bütün dünya fındık üzerine çalışıyor, üniversiteleri bilimsel araştırmalar yapıyor. Bizim tek olayımız fındık bahçesi kaç metre kare ise o kadar teşvik ver! Ne kadar üretim olduğunun zerre önemi yok bizim idarecilerde.

Ar-Ge falan da hak getire, ABD bizim yerimize yapıyor. Latin Amerika’da ve Kuzey Amerika’da fındık yetiştirmek için araştırma yapıyorlar. Tamamen bilimsel, sanırım batı yakasında Seattle denilen bölgede başarılı oldular bile.

Bilirsiniz, badem Datça ürünü idi ama artık Amerika’dan ithal ediliyor.

Fındık da merak etmeyin yakın bir zamanda Amerika’dan ithal hale gelir.

Bunlar daha iyi günleriniz, yaslanın geriye oyları boca edin, seyredin, rahat edin…

“TESİSİ” YANLIŞ ANLIYORLAR…

Bu hafta Adalet Bakanı Trabzon’da idi, pek çok tesis hizmete açtı.

Bence toptan AKP zihniyeti “tesisi” yanlış anlıyor. Olay nasıl oluyorsa oluyor, dönüp dolaşıp inşaata evriliyor.

Aslında bence gerekli olan “ülkedeki adaleti” tesis etmek!

Birden akıllarına “tesis” deyince hep büyük ve saray cinsi yapmak geliyor.

En büyük Adalet Sarayı bizde!

Sanıyorlar ki, adalet ile binanın metrekaresi arasında bir korelasyon var.

Keşke olsa, o kadar kolay olsa keşke…

Daha adaletli bir Türkiye için beklemeye devam…

ÇERÇEVE YASA İLE NE ÖĞRENDİK?

Demek ki; teröristle pazarlık yapabiliyor muşuz!

Demek ki; terörist değillermiş!

Demek ki; meclisin neredeyse tamamı pazarlıktaymış!

Demek ki; vatandaşa anlatmadığı gerçekler varmış!

Demek ki; 25 yıl boşuna bu ülkenin evlatlarını kaybetmişiz!

Demek ki; 100 yıldır yanlış politikalarla avunuyor muşuz!

Demek ki; 50 yıldır boşuna milyar dolarları harcamışız!

Demek ki; boşuna kardeşliğimizi zedelemişiz!