Trabzonspor önce sabretti, sonra oyunu aldı; şimdi sıra zirvede. Beşiktaş galibiyetl üç puandan fazlasıdır. Rakibine skorunu, rakiplerine gücünü, taraftarına ise yeniden inanmak için bir neden verir. Trabzonspor’un Beşiktaş karşısındaki 2-0’lık zaferi tam da böyle bir galibiyetti.

Papara Park’ta doksan dakika boyunca yalnızca iki takım mücadele etmedi; iki ayrı futbol aklı, iki farklı oyun anlayışı ve iki farklı psikoloji karşı karşıya geldi. Gecenin sonunda kazanan, yalnızca daha fazla gol atan değil, maçın değişen şartlarına daha doğru cevap veren Trabzonspor oldu.İlk 20 dakika Beşiktaş’ın, devamı Trabzonspor’un taktikleriyle geçti.

Karşılaşmanın ilk yirmi dakikasında oyunun hâkimi Beşiktaş’tı. Siyah-beyazlılar daha hareketli, daha cesur ve hücumda daha etkili görünüyordu.Trabzonspor ise rakibin baskısını kırmakta ve kendi oyununu sahaya yerleştirmekte zorlandı. Beşiktaş’ın bu bölümdeki üstünlüğü, bordo-mavililere önemli bir gerçeği hatırlatıyordu: Büyük maçlarda yalnızca tribünlerin coşkusu yetmez; o coşkuyu sahada doğru kararlara dönüştürmek gerekir. Galatasaray macındaki o zinde futbol Trabzonspor adına daha tutuktu.Fakat futbol, doksan dakika boyunca aynı soruyu sormaz. Bazen rakibin baskısına dayanmanızı, bazen boşlukları görmenizi, bazen de tek bir doğru hamleyle bütün hikâyeyi değiştirmenizi ister.Bunu Trabzonspor Beşiktaş maçında çok iyi yaptı. Trabzonspor, işte bu sınavda karakter gösterdi.21. dakikada Ozan Tufan’ın golü, yalnızca tabelayı değiştirmedi; oyunun psikolojik dengesini de bordo-mavililerin lehine çevirdi. Muçi’nin şutundan dönen topu tamamlayan Ozan, takımına nefes aldırırken Beşiktaş’ın ilk bölümde kurduğu üstünlüğün karşılığını alamamasını sağladı. Golden sonra Trabzonspor’un oyunu daha bilinçli okuduğu görüldü. Rakibin baskısını her seferinde aynı şekilde karşılamak yerine boşlukları değerlendirmeye, hücum geçişlerini daha etkili kullanmaya ve oyunun temposunu kendi lehine çevirmeye başladı. Beşiktaş topa sahip olduğu anlarda tehdit oluşturmayı sürdürse de topa sahip olmakla oyuna hükmetmek arasındaki fark giderek belirginleşti.Nitekim ilk yarının sonlarına doğru Trossard’ın şutunda Onana’nın kurtarışı ve Murillo’nun tamamlamak istediği topun direkten dönmesi, maçın hâlâ ne kadar ince bir çizgide yürüdüğünü gösteriyordu.Taktik akıl, yıldız dokunuşu Trbazonspor adına işledi.

İkinci yarıda Beşiktaş beraberlik ararken Trabzonspor’un önündeki temel mesele, savunmada direnmekten ibaret değildi. Doğru anı bulmak, rakibin hücum ederken geride bıraktığı alanları değerlendirmek ve ikinci golü getirecek hücumu sabırla hazırlamak gerekiyordu.İşte derbinin kırılma noktası burada ortaya çıktı.Trabzonspor, rakibin baskısını kendi ceza sahasına davetiye çıkaran bir telaşa dönüştürmedi. Oyunun gerektirdiği anlarda savunma disiplinini korudu, fırsat bulduğunda ise ileriye doğru cesur hareket etti. Bu, kusursuz bir doksan dakika değildi; fakat maçın şartlarına göre doğru kararlar üretebilen bir takım görüntüsüydü.71. dakikada Mohamed Salah sahneye çıktı. Franculino’nun soldan gönderdiği yerden ortayı gole çeviren dünya yıldızı, Beşiktaş’ın geri dönüş umutlarına ağır bir darbe vurdu. Ozan Tufan’ın golü Trabzonspor’u öne geçirmişti; Salah’ın golü ise galibiyetin kapısını sonuna kadar açtı.Salah’ın farkını yalnızca attığı golde aramamak gerekir.Böyle oyuncular, rakip savunmanın dikkatini üzerlerine çekerek takım arkadaşlarına da alan kazandırır.Ancak yıldızların varlığı tek başına yetmez; onların yeteneğini takımın ortak aklıyla buluşturmak gerekir. Trabzonspor’un bu galibiyetini değerli kılan unsurlardan biri de buydu.İki derbi, iki galibiyet, Trbzonspor tek hedefi süper ligdeki zirveye yerleşmek.

Trabzonspor, Galatasaray’ın ardından Beşiktaş’ı da mağlup ederek iki büyük derbiyi kazanmayı başardı. Bu sonuç, bordo-mavililerin yalnızca moralini yükseltmekle kalmıyor, zirve yarışındaki iddiasını da güçlendiriyor. Üstelik sekiz hafta sonunda 16 puana ulaşan takım, artık rakiplerinin sonuçlarını bekleyen değil, kendi oyununu geliştirerek yarışın yönünü değiştirmeyi hedefleyen bir konuma gelmek istiyor.Fakat burada bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor: İki derbi kazanmak büyük iştir; şampiyonluk yolunda belirleyici olan ise bu başarıyı istikrara dönüştürmektir. Trabzonspor’un önünde hâlâ çözmesi gereken oyun sorunları, geliştirmesi gereken hücum organizasyonları ve her maç yeniden kanıtlaması gereken bir takım kimliği var.Büyük takım olmak, yalnızca büyük maçları kazanmak değildir. Küçük görünen maçlarda da aynı ciddiyeti göstermek, baskı altında dağılmamak ve her hafta yeniden mücadele edebilmektir.Trabzonspor’un ihtiyacı olan şey, bu iki derbinin coşkusunu geçici bir heyecana değil, kalıcı bir futbol kültürüne dönüştürmektir.
Trabzonspor’un önünde daha zorlu bir sınav var: Bu coşkuyu korumak, bu aklı geliştirmek ve bu mücadeleyi haftalar boyunca sürdürmek.Zirve, yalnızca isteyenlerin değil, her hafta hak ettiğini sahada yeniden kanıtlayanların izdüşümüdür.