Trabzonspor, Samsun’da üç golle kazandı; kırmızı karttan sonra ise iradenin ne olduğunu gösterdi. Çünkü on kişi kalmasına rağmen pas yüzdesini rakibe bırakıp iradesini kendinde tutabilmeyi becerdi.

Karadeniz derbileri yalnızca puan mücadelesi değildir; bölgenin hırsını, inadını ve futbol tutkusunu da taşır. Trabzonspor, Samsunspor deplasmanında aldığı 3-0’lık galibiyetle hem skor üstünlüğünü hem de yeni bir başlangıcın işaretlerini ortaya koydu. Thomas Reis yönetimindeki Trabzonspor iki maçta yedi gol,kalesinde sıfır gol müthiş bir başlangıç yaptı.Trabzonspor için rakamlar umut veriyor. Ancak futbolun hakikati, tabelanın gösterdiğinden daha derindedir.

İlk yarı,Aklın, hızın ve fırsatçılığın zaferi.Trabzonspor ilk yarıda rakibinin savunma zaaflarını doğru okuyarak oyunu sonuca taşıdı. Ernest Muçi’nin golüyle açılan kapı, Chibuike Nwaiwu ve Franculino Dju’nun golleriyle genişledi. Üç gol, yalnızca hücum becerisinin değil, doğru zamanda doğru işi yapmanın da karşılığıydı. Futbolda yetenek kapıyı açar; akıl, kapıdan nasıl geçileceğini bilir. Trabzonspor ilk yarıda ikisini birleştirdi.

Samsunspor ise oyunun hızına ve rakibinin etkili ataklarına karşılık vermekte zorlandı. İkinci yarı çok farklı gelişti.Skorun değil, iradenin sınavıyla geçti.Melih Kabasakal’ın 43. dakikada kırmızı kart görmesiyle maçın matematiği değişti.Trabzonspor bir oyuncusunu kaybetti; Samsunspor ise sahada bir kişilik sayısal üstünlük kazandı. İkinci yarıda ev sahibi ekip baskısını artırdı, bordo-mavililer savunmaya daha fazla yaslanmak zorunda kaldı. Direklere takılan toplar, Samsunspor’un farkı azaltmaya ne kadar yaklaştığını gösterdi.

Burada aklın söylediği açıktır; Bir kişi eksilmek, yalnızca bir futbolcunun kaybı değildir; alan paylaşımının, baskı gücünün ve hücum seçeneklerinin de azalmasıdır.Samsunspor’un daha fazla yüklenmesi bu nedenle doğaldı. Trabzonspor’un ikinci yarıdaki oyun üstünlüğünü kaybetmesi de göz ardı edilemez.

Ama futbol, yalnızca matematik değildir. Skor şartları açıklar;futbol karakteri şartlarda ne yaptığınızı gösterir.Trabzonspor Samsun da, ikinci yarıda oyun kontrolünü rakibine kaptırmasına rağmen skor kontrolünü elinde tuttu. On kişiyle savunma yapmak zorunda kaldı, baskıya direndi ve ilk yarıda kurduğu üstünlüğü korudu. Bu, kusursuz bir ikinci yarı değildi; fakat zor koşullarda alınmış değerli bir sonuçtu.

Melih’in kırmızı kartı da ayrı bir ders olarak kalmalı.Hırs, futbolcuyu ileri taşır; kontrolsüzlük ise takım arkadaşlarını geriye çekmek zorunda bırakır.Trabzonspor gibi büyük hedefleri olan takımlar, yalnızca mücadele etmeyi değil, mücadele ederken aklını korumayı da bilmelidir.Thomas Reis’in ikinci maçında ortaya çıkan yedi gollük üretim ve iki maçta gole kapatılan kale, olumlu bir tablo çiziyor. Fakat iki maçlık başarıyı büyük bir dönüşümün kesin kanıtı saymak, futbolun değişken doğasına haksızlık olur. Asıl ölçü, bu performansın devamlılığıdır.

Trabzonspor’un ihtiyacı yalnızca kazanmak değil; kazandığı oyunu geliştirmek, öne geçtiğinde kontrolü kaybetmemek ve eksik kaldığında aynı direnci daha az hata yaparak gösterebilmektir.

Çünkü şampiyonluk yolunda büyük takımları ayıran şey, her maçta fırtına koparmaları değil; fırtına dindiğinde de ayakta kalabilmeleridir.Asıl mesele tam olarak budur.Samsun’da Trabzonspor üç golle kazandı. Fakat bu galibiyetin asıl hikâyesi, on kişi kaldıktan sonra başladı. Skor sevindirdi, direnç umut verdi, kırmızı kart ise düşündürdü. Şimdi Karadeniz derbisinin kazandırdığı bu güzel sonucu bir tesadüf olmaktan çıkarıp Beşiktaş maçında futbol alışkanlığına dönüştürmek.Kasırga esmekle büyümez; her fırtanada yönünü kaybetmeden yol almakla büyür.Darısı diğer maçların başına !